Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
23 Ocak, 2024 12:49 tarihinde yayınlandı
0

Hiç kullanmadığı kredi kartı yüzünden hayatı karardı

Bursa’nın İnegöl ilçesinde emekli işçinin mobil bankacılık hesabını ele geçiren kişi veya kişiler 49 kez kredi çekip 300 farklı hesaba gönderdiler. Mobilya firmasından emekli işçi İrfan Kahraman’ın (50) başı hiç kullanmadığı kredi kartı yüzünden belaya girdi.

Aralık ayında hiç kullanmadığı kredi kartını ilk kez alışveriş için kullanmak isteyen İrfan Kahraman, bakiye yetersiz uyarısını alınca şaşırdı. Banka müşteri temsilcisini arayan Kahraman, hesabından bir çok kez para çekildiği bilgisini aldı. 49 kez hesabından para çekilen Kahraman, toplamda çekilen 452 bin TL’nin 300 farklı hesaba gönderildiğini öğrenince karakolun yolunu tutarak şikayetçi oldu.

Kısa sürede 452 bin lirası gitti

Yaşadıkları olayı anlatan İrfan Kahraman, “Aralık ayında kredi kartı vardı. O kartımı kullanmıyordum. Kullanmaya kalktım, bakiye yetersiz dedi. 20 bin lira limitim vardı. Tamamını ele geçirmişler. Hesabımdan 452 bin liraya yakın para çekilmiş. Banka hiç bir bildiri vermedi bana. Bu para yaklaşık 300 farklı IBAN’a gönderilmiş. Kartı öğrendiğimde hemen müşteri hizmetlerini arayıp bloke ettirdim. Emniyete gidip suç duyurusunda bulundum. Aynı günde 2-3 kere para çekildiği günler var. Dekontta öyle görünüyor. Nakit avans olarak çekiliyor. 20, 30, 40 lira olarak çekilip farklı kişilere gönderiliyor. 20 liralık limitim artırılarak 452 bin liraya kadar çıkarılıyor. Bana hiçbir şekilde bildirim gelmedi. 30 senedir çalışıyorum. Kredi çekip ev aldım. İşlemediğim borç yüzünden evimin gitmesinden korkuyorum. Kartı öğrendikten sonra eşim rahatsızdı ve iyice psikolojik çöküntüye uğradık. Düzenimiz kalmadı. Gereken neyse yapılmasını istiyorum” dedi.

 

“Hayata tekrar tutunmuşken şu yaşadıklarıma bak”

Evini almak için geçmişte büyük zorluklar çektiğini belirten Hanife Kahraman ise, “Ben meyve topladım evimi ödeyebilmek için. Neler yaşadım, neler gördüm. Mağdur ettiler bizi. Ben kimsenin hakkına girmedim. Neden onlar bizim hakkımıza girdi? Ben zaten hastalık içerisindeyim. Yaşadıklarım beni mahvetti. Şu halime bakın, ayakta zor duruyorum. Bu yaşadıklarım reva mı? Oturduğum yerden olmadık insanlar bizi dolandırıyor. Şu mahallede sorun ben kimsenin hakkına girmemişim. 10 senedir burada oturuyorum. Yetimim anam yok babam yok. Yetimin hakkını neden yediler? Çok zoruma gidiyor. Ben çok şey yaşadım, bu yaşantımı kimseye yansıtmadım. Tam rahata erecektik, şu yaşadıklarımıza bak. Allah sorsun, ne diyeceğimi bilmiyorum, çok zoruma gidiyor. Ben hiç kimsenin hakkına girmesin. Ben çoluğumu, çocuğumu tarlalarda büyüttüm. Haram lokma yedirmedim. Ameliyat olacağım, ben kocamı mı kayırayım, oğlumu mu? 12 kez ameliyat oldum. Hayata tekrar tutunmuşken şu yaşadıklarıma bak” diyerek gözyaşlarına boğuldu.

Avukat Hasan Balyoz da, “Bir gün bir alışveriş esnasında kartını kullanmaya çalışan müvekkilim, bakiye yetersiz uyarısı alıyor. Hemen akabinde bankaya bildiriyor ve bunun nedenini bankaya sorduğunda kredi kartının kullanılmış olduğunu yarım milyona yakın paranın defalarca kez, 300 farklı hesaba, Türkiye’nin dört bir tarafına dağıtıldığını söylüyorlar. Sonrasında müvekkilim suç duyurusunda bulunuyor ve bankayı arayıp hesaplarını kapatıyor. Kredi kartlarına bloke istiyor. Biz de bunun akabinde gerekli yerlere ve bankaya müracaatta bulunduk. Ancak geçen zaman içerisinde bankadan bize herhangi bir geri dönüş sağlanmadı. Biz bunu yargı yoluna taşıyacağız. Burada müvekkilimin herhangi bir şekilde kusuru yok. Tüketicilerin mevduatlarını, hesaplarını teminat altına almak, güvende tutmak bankanın sorumluluğundadır. Siz ufak bir işlem yapmak istediğinizde dahi bir onay kodu gelir ve sizin müşteri hizmetleri şüpheli işlem yapıldığına dair arama yapar, sizden onay ister. Burada yaklaşık 300 farklı hesaba, Türkiye’nin dört bir tarafına küçük miktarlarda krediler çekilerek dağıtılmış ve banka hiçbir şekilde bunu müvekkilimi bildirmemiştir. Tüketiciye bunu bildirmesi en azından bir onay kodu alması gerekirken banka bu güveni sağlayamamış. Biz bu doğrultuda mahkemeye başvuracağız, emsal kararlar aynı bizim yönümüzde. Bu işlemleri iptal ettireceğiz, mağduriyetimizin giderileceğini düşünüyoruz. Bu tür dolandırıcılıklar karşı bütün vatandaşlarımızı uyarıyoruz” dedi.(İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin