’Hedefe yönelik tedaviler akciğer kanserinde yaşam kalitesini artırdı’ - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
26 Kasım, 2024 16:07 tarihinde yayınlandı
0
0

’Hedefe yönelik tedaviler akciğer kanserinde yaşam kalitesini artırdı’

Her yıl yaklaşık 2 milyon kişiye akciğer kanseri teşhisi konulduğunu ve 1,8 milyon kişinin bu hastalık nedeniyle hayatını kaybettiğini belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nurhan Köksal, “Son 10 yılda akciğer kanseri tedavisinde hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler, hastaların yaşam süresi ve yaşam kalitesinde olumlu yönde değişiklikler sağlıyor” dedi.

Liv Hospital Samsun Göğüs Hastalıkları Prof. Dr. Nurhan Köksal, Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla bilgilendirmelerde bulundu. Akciğer kanserinin, en sık görülen kanser türlerinden biri olduğunu söyleyen Prof. Dr. Köksal, “Akciğer kanserine karşı son 10 yılda özellikle risk gruplarının belirlenmesi, taramanın kimlere yapılacağının daha net ortaya konması, erken tanı alanında özellikle hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler ile tedavi alanlarında ciddi kazanımlar elde edilmiştir. Akciğer kanseri, dünyada en sık görülen kanser türlerinden biri olup, kansere bağlı ölümler arasında en yüksek ölüm oranına sahiptir. Bu kanser türü, akciğer dokusunda anormal hücrelerin kontrolsüz çoğalması sonucu oluşur” diye konuştu.

“Pasif sigara içiciliği de riskli”

Akciğer kanserinin 2 türe ayrıldığını dile getiren Prof. Dr. Köksal, “Akciğer kanseri, küçük hücreli akciğer kanseri (KHAK) ve küçük hücreli dışı akciğer kanseri (KHDAK) olarak iki ana türe ayrılır. Küçük hücreli olmayan akciğer kanseri, tüm vakaların yaklaşık yüzde 85’ini oluşturarak daha yaygın görülür. Akciğer kanseri genellikle sigara içen bireylerde daha fazla görülür çünkü sigaradaki zararlı kimyasallar akciğer hücrelerine zarar vererek kansere yol açabilir. Tütün kullanımı, akciğer kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 80-90’ından sorumludur; ayrıca pasif sigara içiciliği de bu hastalığa yakalanma riskini artırır. Asbest, radon gazı, hava kirliliği ve genetik faktörler de akciğer kanserinin gelişiminde rol oynayan diğer etkenler arasında yer alır” şeklinde konuştu.

“Kadınlarda sigara içme oranı arttı”

Erkeklerde akciğer kanseri görülme oranının kadınlara kıyasla daha yüksek olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Köksal, “Kadınlarda sigara içme oranının artmasıyla bu oran giderek dengelenmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, her yıl yaklaşık 2 milyon kişi akciğer kanseri teşhisi almakta ve 1,8 milyon kişi bu hastalık nedeniyle hayatını kaybetmektedir” ifadelerini kullandı.

“Risk grupları dikkatli olmalı”

Prof. Dr. Köksal, son yıllarda, akciğer kanseri için belirlenen ve tarama yapılması önerilen risk gruplarıyla ilgili şunları söyledi: “Yoğun sigara içicileri: Sigara kullanımı akciğer kanseri için en büyük risk faktörüdür. Özellikle 20 yıl ve üzerinde günde bir paket ya da daha fazla sigara içenler yüksek risk altındadır. Eski sigara içicileri: Geçmişte uzun süre yoğun sigara içmiş, ancak son 15 yıl içinde bırakmış olan bireyler de tarama önerilen gruptadır. Sigara bırakıldıktan sonra risk azalmaya başlasa da, uzun süreli sigara içiminin etkileri uzun yıllar devam edebilir. Yaş grubu: Çoğu kılavuz, özellikle 50-80 yaş arasındaki kişilere tarama yapılmasını önermektedir, çünkü akciğer kanseri en çok bu yaş grubunda görülmektedir. Mesleki maruziyeti olanlar: Asbest, radon, kimyasal dumanlar, ağır metaller veya diğer endüstriyel kimyasallara maruz kalan kişilerde akciğer kanseri riski artar. Bu kişiler arasında maden işçileri, inşaat işçileri, kimya sektörü çalışanları gibi meslek grupları bulunur. Aile öyküsü olanlar: Ailesinde akciğer kanseri olan kişilerde genetik yatkınlık nedeniyle risk daha yüksek olabilir, bu nedenle tarama önerilmektedir. Ciddi akciğer hastalıkları geçirenler: Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) gibi kronik akciğer rahatsızlıkları bulunan kişiler, yapısal akciğer hasarına bağlı olarak akciğer kanseri için risk altında kabul edilir. Tarama yöntemi: Düşük doz bilgisayarlı tomografi (LDCT) ile yapılan tarama, özellikle yüksek risk grubundaki kişilerde erken tanı sağlama potansiyeline sahiptir. LDCT ile yapılan taramalar, erken evrede kanser tespitini sağlayarak, tedavi şansını artırmaktadır. Bu risk gruplarının taranması, akciğer kanserinden kaynaklanan ölümleri azaltmaya yönelik önemli bir adım olarak kabul edilmektedir.”

“Hedefe yönelik tedavi önemli”

Tedavi seçeneklerinden bahseden Prof. Dr. Köksal, “Son 10 yılda akciğer kanseri tedavisinde hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler, hastaların yaşam süresi ve yaşam kalitesinde önemli değişikliklere yol açmıştır. Geleneksel kemoterapi yöntemleri tümör hücrelerini öldürmede etkili olsa da sağlıklı hücrelere de zarar verebildiğinden, tedavinin etkinliği ve yan etkileri açısından sınırlı kalmaktaydı. Hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler ise, tümör hücrelerine özgü mekanizmaları hedef alarak daha seçici bir tedavi yaklaşımı sunmaktadır. Tedavilerin sağladığı başlıca değişiklikleri ise kişiselleştirilmiş tedavi: Hedefe yönelik tedaviler, tümör hücrelerinin genetik özelliklerine göre kişiselleştirilmiş tedavi imkanı sunar. Örneğin, EGFR mutasyonları, ALK ve ROS1 gen füzyonları gibi spesifik moleküler değişikliklere sahip tümörlerde, bu genetik değişimleri hedef alan ilaçlar kullanılabilmektedir. Daha uzun sağkalım: Hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler, özellikle ileri evre akciğer kanserinde sağkalımı belirgin şekilde artırmıştır. Eskiden metastatik akciğer kanserinde sağkalım beklentisi aylarla sınırlıyken, bu yeni tedavilerle bazı hastalar birkaç yıl boyunca hastalıksız yaşam sürdürebilmektedir. Yan etkilerin azalması: Kemoterapiden farklı olarak, hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler, sağlıklı hücrelere daha az zarar vererek yan etkilerin azaltılmasına yardımcı olmuştur. Bu durum, hastaların tedaviye bağlı yaşam kalitesini artırmaktadır. İmmünoterapinin etkisi: İmmünoterapiler, hastanın bağışıklık sistemini tümör hücrelerine karşı daha aktif hale getiren bir tedavi yöntemidir. PD-1, PD-L1 ve CTLA-4 gibi bağışıklık sistemi kontrol noktalarını hedefleyen immünoterapiler, bağışıklık hücrelerinin tümörleri tanımasını ve saldırmasını sağlar. Tedaviye dirençli tümörlerde ilerlemenin azalması: Hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler, kemoterapiye dirençli olan tümörlerde bile etki gösterebilmektedir. Bu da daha önce tedaviye dirençli kabul edilen birçok hasta için yeni bir umut kaynağı olmuştur. Tedavi kombinasyonlarının artması: İmmünoterapiler, kemoterapi veya diğer hedefe yönelik tedavilerle birlikte kullanıldığında tedavi yanıtını güçlendirebilir. Özellikle immünoterapi ve kemoterapinin kombine edilmesi, ileri evre hastalarda umut verici sonuçlar doğurmuştur. Yaygın kullanım alanı: İmmünoterapiler ve hedefe yönelik tedaviler, artık küçük hücreli olmayan akciğer kanseri gibi bazı alt gruplarda standart tedavi seçenekleri arasına girmiştir ve birçok kılavuz tarafından önerilmektedir. Küçük hücreli akciğer kanserinde de umut vadeden gelişmeler: Bu kanser türü üzerinde hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler henüz sınırlı etkili olsa da, yeni klinik çalışmalar bu alanda da umut verici gelişmelere işaret etmektedir. Sonuç olarak, son 10 yılda akciğer kanseri tedavisinde hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler, hastalık kontrolünü artırarak hastaların daha uzun süre yaşamalarına imkan sağlamış ve tedavi yan etkilerini azaltarak yaşam kalitesini iyileştirmiştir. Bu gelişmeler, ileri evre akciğer kanserinin artık daha yönetilebilir bir hastalık olarak görülmesine yardımcı olmuştur.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
beun ozbekistanda aday ogrencilerin gozdesi oldu cg7k4mhS
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
20 Nisan, 2026 12:52 tarihinde yayınlandı
0
0

BEUN, Özbekistan’da Aday Öğrencilerin Gözdesi Oldu

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN), uluslararasılaşma vizyonu kapsamında Özbekistan’da düzenlenen “Türk Üniversiteleri Tanıtım Fuarı”nda yer alarak büyük ilgi gördü. Türkiye’de eğitim almak isteyen Özbek öğrenci adaylarının yoğun katılım sağladığı BEUN standı, gün boyunca aday öğrencilerin ilgi odağı oldu ve üniversitenin akademik imkânları ile kariyer olanakları büyük beğeni topladı.

Özbek gençlerin Türkiye’de eğitim fırsatlarına büyük ilgi gösterdiği fuarda, BEUN standı gün boyunca ziyaretçi akınına uğradı. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesini temsilen fuara katılan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Servet Karasu ile Kurumsal İletişim Koordinatörü Öğr. Gör. Ufuk Tok; BEUN’un akademik başarılarını, uluslararası öğrencilere sunduğu imkânlar, akademik birimler ve kampüs yaşamı hakkında ziyaretçilere kapsamlı bilgiler sundu. Öğrenci adayları, BEUN’un sunduğu eğitim kalitesi, sosyal olanaklar ve kariyer fırsatları hakkında birebir bilgi alma imkânı yakaladı. Gerçekleştirilen birebir görüşmelerde, BEUN’un sunduğu kariyer olanakları ve mezuniyet sonrası fırsatlar aday öğrenciler tarafından büyük beğeni aldı.

BEUN’dan Uluslararası Öğrenciler için Güçlü Bir Eğitim Ekosistemi

Fuarda yapılan tanıtımlarda, BEUN’un köklü geçmişi, güçlü akademik yapısı ve uluslararasılaşmaya verdiği önemle öne çıkan saygın bir yükseköğretim kurumu olduğu vurgulandı. Bugün 100’e yakın ülkeden 1500’ün üzerinde uluslararası öğrenciye ev sahipliği yapan üniversitenin, mezunlarıyla da dünya genelinde önemli başarılara imza attığı ifade edildi. Bunun yanı sıra, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı iş birliğiyle açılan “Açık Deniz Sondaj Teknolojileri” ve “Açık Deniz Tabanı Uygulamaları Teknolojisi” programlarının sunduğu burs destekleri ile üniversitenin teknoloji odaklı yeni bölümlerinin aday öğrenciler tarafından ilgiyle karşılandığı gözlemlendi. Yazılım Geliştirme, Bilişim Sistemleri ve Teknolojileri, Kurumsal Bilişim Uzmanlığı ve Bulut Bilişim Operatörlüğü gibi çağın gerekliliklerine uygun programların da dikkat çektiği ifade edildi.

BEUN, Uluslararası Öğrencilere Fırsatlarla Dolu Bir Gelecek Sunuyor

BEUN’un uluslararası öğrencilere sunduğu imkânlara değinen temsilciler, üniversite bünyesinde faaliyet gösteren Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (Karaelmas TÖMER) aracılığıyla güncel ve yenilikçi bir müfredatla Türkçe hazırlık eğitimi verildiğini belirtti. Ayrıca öğrencilerin, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) burslarıyla Türkiye’de eğitim alma fırsatı yakalayabildiği ve KYK yurtları başta olmak üzere çeşitli barınma imkânlarından faydalanabildiği ifade edildi. Temsilciler ayrıca BEUN’un sunduğu uluslararası ve kariyer odaklı imkânlara da dikkat çekerek BEUN’un 267 Erasmus+ anlaşması sayesinde öğrencilerine Avrupa’nın dört bir yanında eğitim ve staj fırsatları sunduğunu dile getirdi. Aynı zamanda temsilciler, Kariyer Merkezinin öğrencilerin mezuniyet sonrası iş hayatına güçlü bir başlangıç yapabilmeleri için birebir kariyer danışmanlığı, sektör buluşmaları ve staj imkânları sağladığına dikkat çekti. Bunun yanı sıra standa gelen ziyaretçilere, Sürekli Eğitim Merkezinin ise çeşitli kurs ve sertifika programlarıyla öğrencilerin kişisel gelişimlerini desteklemekte, mezuniyet sonrası iş dünyasında rekabet avantajı kazanmalarına katkıda bulunduğu da aktarıldı.

Zonguldak Doğa ile İç İçe, Öğrenci Dostu ve Köklü Bir Üniversite Şehri

Karadeniz’in eşsiz doğasıyla öne çıkan Zonguldak’ın; denizi, yeşili ve huzurlu şehir yaşamıyla öğrencilere güvenli ve ilham verici bir ortam sunduğunu dile getiren temsilciler, BEUN’un bu doğal güzelliklerle çevrili kampüslerinde öğrencilerine yalnızca akademik değil, aynı zamanda sosyal, kültürel ve sportif açıdan da zengin bir üniversite hayatı sunduğunu vurguladı.

Rektör Özölçer: “Üniversitemiz Uluslararası Öğrenciler için Güçlü Bir Gelecek Adresidir”

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, fuara ilişkin yaptığı değerlendirmede üniversitenin uluslararası tanıtım faaliyetlerinin önemine dikkat çekerek şu ifadeleri dile getirdi:

“Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi olarak, köklü geçmişimizden aldığımız güç ve çağın gerekliliklerine uygun eğitim anlayışımızla uluslararası yükseköğretim alanındaki etkinliğimizi her geçen gün daha da ileriye taşıyoruz. Özbekistan’da düzenlenen bu önemli fuar, üniversitemizin küresel ölçekte tanıtımı ve uluslararası öğrenci ağının genişletilmesi açısından son derece kıymetlidir. Son yıllarda güçlü akademik kadromuz ve öğrenci odaklı eğitim anlayışımızla uluslararası öğrenciler için tercih edilen bir yükseköğretim kurumu olma ivmemizi artırmaya emin adımlarla devam ediyoruz. Bugün 100’e yakın ülkeden 1500’ün üzerinde uluslararası öğrencimizle Türkiye’deki üniversiteler arasında başarılı öğrencileri meslek hayatına kazandırmanın gurunu yaşıyoruz. Nitekim yalnızca Türkiye’de değil, Türk dünyasında da her zaman tercih edilen, güven duyulan ve şehriyle özdeşleşmiş güçlü yapısıyla öne çıkan bir yükseköğretim kurumu olmanın kıvancını duyuyoruz. Özellikle Orta Asya’dan gelen yoğun öğrenci ilgisi, üniversitemizin bölgesel ve uluslararası düzeyde ne kadar güçlü bir tercih noktası haline geldiğinin en önemli göstergesidir. Türk dünyası ile kurduğumuz güçlü akademik ve kültürel bağları her geçen gün daha da ileriye taşıyor, bu coğrafyanın gençlerini nitelikli eğitimle buluşturmaya devam ediyoruz. Özbekistan’dan üniversitemizi tercih edecek tüm aday öğrencilerimize şimdiden başarılar diliyorum. Onları, mavinin ve yeşilin en güzel tonlarında buluştuğu öğrenci dostu olan ve doğasıyla büyüleyen Zonguldak’ta; bilimle, kültürle ve başarılarla yoğrulmuş bir üniversite hayatına davet ediyorum. Taşkent’te düzenlenen bu anlamlı organizasyonda üniversitemizi başarıyla temsil eden Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Servet Karasu’ya, Kurumsal İletişim Koordinatörümüz Öğr. Gör. Ufuk Tok ile etkinliğin gerçekleştirilmesinde emeği geçen tüm kurum ve paydaşlara en içten teşekkürlerimi sunuyorum.”

Bizi sosyal medyadan takip edin