Karabük Haber Postası Karabük Haber Postası

HAVELSAN Dijital Birlik konseptinin en yeni üyesi olan Kapgan İDEF’te

Teknoloji Yayın: 28.07.2023 10:49
HAVELSAN Dijital Birlik konseptinin en yeni üyesi olan Kapgan İDEF’te

HAVELSAN Dijital Birlik konseptinin en yeni üyesi olan Kapgan, İDEF 2023’de ziyaretçilerle buluşuyor. İnsansız kara aracı Kapgan hakkında bilgi veren Ürün Geliştirme ve Üretim Direktörü Veysel Ataoğlu, “Kapgan bizim orta sınıf ikinci seviye insansız kara aracımız. Farklı tip görevler için kullanılabilecek tamamen otonom bir aracımız. Yani verdiğiniz bir görevi otonom olarak yerine getirebiliyor. Toplumsal olaylara da müdahale noktasında farklı tip faydalı yüklerle yararlı olabileceğini düşünüyoruz” dedi.

HAVELSAN Dijital Birlik konseptinin en yeni üyesi olan Kapgan, Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı’nda (IDEF 2023) ziyaretçilerle buluşuyor. Kapgan, özellikle zorlu çevre şartlarında yüksek manevra kabiliyetiyle farklı görevlerde birliklere eşlik etmek için tasarlanmış, otonom ağır sınıf İKA yükseltilebilir çevre gözetleme sistemi, yük sepeti gibi farklı fonksiyonlara yönelik faydalı yük seçeneklerinin yanı sıra entegre 2 kilometre menzillli 30 mm’lik top ile sahada kara ve hava hedeflerine karşı zırh delici özelliği ile düşük hacimde yüksek caydırıcılık sağlıyor. Kapgan; taarruz, ekipman taşıma, yaralı intikali, bomba imha, keşif ve gözetleme, savaş hasar keşfi gibi birbirinden farklı görevleri ileri otonom özellikleriyle kolaylıkla yerine getirebiliyor. HAVELSAN Dijital Birlik konseptinin en yeni üyesi olan Kapgan, diğer otonom sistemlerde ortak harekat yapmasına imkan sağlayacak sürü altyapısına sahip.

Kapgan hakkında bilgi veren Ürün Geliştirme ve Üretim Direktörü Veysel Ataoğlu, “Kapgan bizim orta sınıf ikinci seviye insansız kara aracımız. Özellikle biliyorsunuz HAVELSAN’ın Dijital Birlik konsepti var. Bu Dijital Birlik konseptinin ağır üyesi diyebiliriz. Kapgan yaklaşık 2,5-3 ton ağırlığında faydalı yüküyle birlikte 3 tona kadar çıkabiliyor. Yaklaşık 500 kilometrelik bir menzili var. Bunun 100 kilometresi sessiz motta diyoruz. Ayrıca üzerine farklı tip faydalı yük silahlar entegre edilebiliyor. Şu anda da mevcutta yeni robotik x’in 30 milimlik 30, çarpı 113 metre iki modeli var. Bu silahta bildiğiniz üzere yaklaşık 2 kilometreden etkili bir vuruş kabiliyetine sahip 25 milimlik söz edilebiliyor. Tabii bu platformları biz üretmiyoruz. Bunlarla çalışan alt yüklenici firmalarımız var, iş ortaklarımız var. Onlarla birlikte çalışıyoruz. Akıl katıyoruz, bunu bir robot haline getiriyoruz. Kapgan da böyle bir robot ve yakında Kapgan’nın tekerlekli versiyonunun yanında paletli versiyonunu da görebileceksiniz” diye konuştu.

Kapgan’ın toplumsal olaylarda da kullanılabileceğini belirten Ataoğlu, “Kapgan, özellikle bu bölgede hareket kabiliyeti yüksek, farklı tip görevler için kullanılabilecek tamamen otonom bir aracımız. Yani verdiğiniz bir görevi otonom olarak yerine getirebiliyor. Tek bir yer kontrol istasyonundan bir göreve girerek bu görevin icra edilmesini sağlayabiliyorsunuz. Bu esnada tabii Kapgan, diğer insansız kara aracımız Balkan olsun, hava aracımız Baha olsun, deniz aracımız Sida olsun. Bunlarla da haberleşerek birlikte görev yapma konseptini ortaya çıkarmış oluyoruz. Kapgan’ın özellikle toplumsal olaylara da müdahale noktasında farklı tip faydalı yüklerle yararlı olabileceğini düşünüyoruz. Meskun mahalde özellikle bu olayların yaşandığı bölgelerde farklı tip faydalı büyüklerimizle caydırıcılık özelliğini sağlayabileceğiz” dedi. (İHA)

Görüş Bildir

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

VURDUK EN DİBE, SÖYLE ŞİMDİ NEREYE?

Manşet Yayın: 26.05.2024 14:00
VURDUK EN DİBE, SÖYLE ŞİMDİ NEREYE?

Ekonomi bir bilim dalıdır. Ekonominin değişmez gerçekleri vardır.
Mesela;
▪︎ Faizlerin artırılması ile piyasada talep azalır. Bu sayede harcama eğilimi de azalmaya başlar.

▪︎ Faiz ile enflasyon arasında ters yönlü bir ilişki vardır. Faiz düşerse enflasyon artar yani enflasyon artarsa düşürmek için faizi artırmak gerekir.

▪︎ 2002 yılından bu yana, TL’ nin değerlenmesinin arkasında “yüksek faiz düşük kur” sarmalı yatmaktadır. Türkiye’de, ülke riskinin yüksek olması, kaynaklarından daha fazlasını kullanması nedeniyle faizler dünya standartlarının çok üzerinde. Bu durumda da iş dünyası ve yatırımcılar kredi kullanamıyor. Kısır döngü de işte burada başlıyor.

Ekonomi; “bir insan topluluğunun ya da bir ülkenin, yaşayabilmek için üretme, üretileni bölüşme biçimlerinin ve bu eylemlerden doğan ilişkilerinin tümü” şeklinde tanımlanıyor.
Yaşayabilmek için üretme ve bölüşme ! Görüldüğü gibi ekonominin temelinde üretim var. Ayrıca, ülkenin varlığını sürdürebilmesi için üretilenin adaletle ve hakkaniyetle bölüşülmesi gerekiyor.
Peki, günümüz Türkiyesinde yeteri kadar üretiyor muyuz?
Ürettiğimizi hakça bölüşüyor muyuz? Başka bir deyişle, gelir dağılımında adaleti sağlayabilmiş miyiz?
Bu sorulara evet diyebilir misiniz?

Ekonomimizin en istikrarlı yılları 1923 den1950 ye kadar olan dönemdir. Türk Lirasının da dünya ekonomisinde en değerli olduğu 27 yıl bu döneme denk geliyor.
Bu döneme baktığımızda, devlet destekli, üretime dayalı müthiş bir kalkınma hamlesi görüyoruz.
Bu ivme Atatürk’ün vefatından sonraki 12 yıl daha devam etti.

1950 den 1990 a kadar olan dönemde;
▪︎50 li yıllarda ABD ile yapılan ve elimizi kolumuzu bağlayan anlaşmalar, tarımımıza, eğitim sistemimize müdahaleler. Antikominist hedefleri olan Marshall yardımları.
▪︎ 1974 Kıbrıs Barış Harekatı nedeniyle maruz kaldığımız ağır ambargolar.
▪︎ 1980 askeri müdahalesi ve cunta yönetimi dönemi.
Bu 40 yıl da böyle heba oldu.

Sonrasında, 1990 – 2002 yıllarında yaşanan ekonomik bunalımların temel sebebi ise, siyasi istikrarsızlık, dolayısıyla orta ve uzun vadeli ekonomi politikasına sahip olamama durumudur. Bu dönemde Türkiye’de 6 farklı başbakan tarafından 11 farklı hükûmet kuruldu ve bu hükûmetlerin ortalama ömürleri 1 yıl civarında gerçekleşti.

Ülkenin enerjisini ve kaynaklarını terörle mücadeleye harcamasını da unutmayalım.
1984 yılından buyana terörle mücadele ediyoruz.

2002 den sonra tek parti iktidarı ile bir siyasi istikrar sağlandı. Terörle mücadelede de başarı sağlandı diyebiliriz. Peki buna rağmen neden ekonomik istikrar sağlanamadı? Bu sorunun o kadar çok yanıtı var ki, hangi birini yazayım.

Uzun vadeli ve kalıcı çözümler üretmek yerine;
▪︎ Faizlerle oynayarak,
▪︎ Yüzyılın buluşu diye kur korumalı mevduat ismi altında ucube sistemlerden medet umarak,
▪︎ Vergileri artırarak, yeni vergiler icat ederek
▪︎ Karşılıksız para basarak bu sarmaldan çıkmamız mümkün değil.

Haberlere bakıyorum. Enflasyonda tek haneye düşecek mişiz. İhracatta tarihi rekorlar kırmışız!
Neye göre rekor? İhracatımız ithalatımızın önüne mi geçti? Cari fazla mı vermeye başladık?
İhracat rakamlarını verirken neden ithalat rakamlarını da vermiyorsunuz?
Ekonomide çuvallıyoruz ama algı yönetiminde maşallahımız var.

Gerçek şu ki, yeteri kadar üretmiyoruz ve üretmediğimiz için yoksullaşıyoruz. Bu gerçekleri görüp, topyekün bir üretim seferberliğini çoktan başlatmalıydık.

Athenanın o meşhur şarkısı geliyor aklıma;
Vurduk en dibe
Söyle şimdi nereye?
Yol almalısın
Ufak ufak yerine
Sıyrıl da gel buraya
Sıyrıl da gel buraya
Dön baba
Dön baba dönelim
Dön baba
Dön baba dönelim…