Gümüşhane’nin yöresel lezzetleri jürinin karşısında kıyasıya yarıştı - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
06 Ekim, 2024 00:45 tarihinde yayınlandı
0
0

Gümüşhane’nin yöresel lezzetleri jürinin karşısında kıyasıya yarıştı

Gümüşhane’de ev hanımlarının ve üreticilerin özenle hazırladı kentin kendine has yöresel lezzetleri jüri karşısında kıyasıya yarıştı.
Gümüşhane’de Uluslararası Kültür, Sanat ve Turizm Festivali kapsamında ‘Yöresel Lezzetler Yarışması’ düzenlendi. Gümüş Otel’in bahçesinde gerçekleştirilen yarışma kapsamında kente has yöresel lezzetleri pestil, dut pekmezi, kuşburnu marmelatı, kuru fasulye, un helvası ve Gendime çorbası jüri tarafından değerlendirildi. Toplam 6 jüri üyesi tarafından ev hanımları ve üreticiler tarafından özenle hazırlanan lezzetler en ince kriterlere kadar değerlendirilip puanlandırıldı. Puanlama sonunda kazananlara altın ve plaket ödülü takdim edildi.
“Kendime özel tarifimle yarıştım”
Gümüşhane’nin yöresel lezzetlerinin unutturulmaması gerektiğini ifade eden kuru fasulye yemeği kategorisinde birinci olan Ayşe Çildoğan, “Ben yarışmaya kuru fasulye ile katıldım, tabi ki jüri olunca biraz daha dikkat etmemiz gerekiyordu. Bu nedenle özenle yaptım. Ben kendime özel tarifimle hazırladım yemeği. Ben çok heyecanlı birisi değilim ama kazanmak mutluluk veriyor. Bu tür yarışmaların Gümüşhane’de olması çok güzel mutlu oluyoruz, arkadaşlarımız kazanınca da mutlu oluyoruz” dedi.
“Gümüşhane’nin tatları çok sade ve çok lezzetli”
Yöresel ürünlerin çok detaylı bir inceleme sonunda puanlandırıldığının altını çizen yarışma jürisi Mehmet Dede, “Yemeklerin görselliği, tadı ve kokusu gibi kriterlere bakıyoruz. Geçmişten gelen de bir lezzet arşivimiz var bunu kullanarak puan veriyoruz. Fasulyeler gerçekten çok güzeldi ama tat farkları vardı. Un helvaları da öyleydi biraz zorlandık, numaralara göre değerlendirme yaptığımız için biz de yarışmacılar kadar heyecanlandık acaba kim kazandı diye. Bu tür etkinliklerin daha geniş kapsamlı yapılması gerektiğini düşünüyorum. Gümüşhane’nin tatları çok sade ve çok lezzetli. Siron dediğimiz yiyecek un, yağ ve yoğurt yada çökelekten meydana geliyor. Kuru fasulye de aynı şekilde etle lezzetlendirmeye gerek yok, kendinden gelen orijinal bir lezzeti var. Gümüşhane’nin lezzetlerinin gerçekten duyurulmaya ihtiyacı var” ifadelerini kullandı.
“Emek gerektiren ürünlerle katıldık”
Yarışmaya kuşburnu marmelatıyla katılan Serpil Ulutaş da, “Pekmez çok zorlu bir süreçle yapılıyor. Dutlar sallanıyor, toplanıyor, pişiriliyor, süzülüyor ve pekmez haline gelene kadar uğraşılıyor. Gümüşhane’nin yöresel ürünlerinin tanıtımı için böyle etkinliklerin düzenlenmesi çok önemli. Bütün vatandaşlarımızın katılması gerekiyor. Ben de yarışmaya kuşburnu marmelatıyla katıldım onun sonucunu bekliyorum. 2 sene birinci olmuştum, bu sene de birinci olmak istiyorum inşallah kazanacağım” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
wwww
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
20 Nisan, 2026 12:16 tarihinde yayınlandı
0
0

“Dokuz canını tükettiğine” inanıp kendi mezarını kazdı

Safranbolu ilçesinde bir vatandaş çok sayıda kaza ve ölümcül olay atlattıktan sonra, “dokuz canını tükettiğini” düşünerek kendi mezarını kazmaya başladı.

İstanbul’da uzun yıllar özel bir şirkette çalıştıktan sonra emekli olan, 2017 yılında eşinin isteğiyle memleketi Safranbolu’ya bağlı Kuzyakaköseler köyüne yerleşen 2 çocuk babası 54 yaşındaki Miraç Erol’un yaşamı, geçirdiği kazalar ve atlattığı tehlikelerle dikkat çekiyor.

Erol’un ölümle mücadelesi 2000 yılında geçirdiği ağır trafik kazasıyla başladı. Uzun süre hastanede tedavi gören Erol, iyileştikten sonra işine döndü. 2005 yılında geçirdiği ikinci trafik kazasında beli kırılan Erol, yaklaşık 1 yıl yatağa bağımlı kaldı. Tedavisinin ardından yeniden ayağa kalkan Erol, 2015 yılında üçüncü kez trafik kazası geçirdi. Bu kazanın ardından emekli olan Erol, Safranbolu’ya yerleşti.

Köyünde doğa yürüyüşü yaptığı sırada ayı saldırısına uğrayan ve uçurumdan düşmesine rağmen hayatta kalan Erol, 2025 yılında peş peşe 3 kez kalp krizi geçirdi.
Her seferinde tedavi edilerek hayata tutunan Erol, son olarak birer hafta arayla iki kez arı sokması sonucu komaya girdi.

Hastaneden çıktıktan sonra dikkat çeken bir karar alan Erol yaşadıklarını, “dokuz canlı kedilere” benzeterek kendi mezarını kazmaya başladı.

Erol, yaşadıklarını “kedi misali dokuz canlı” sözleriyle ifade ederek, “Kedi misali dokuz can derler ya kediye, ben de hesapladım. Dokuz canımı da son arı sokmasıyla vermiş oldum. Buna istinaden mezarımı kazmaya karar verdim. Bu şekilde de mezarımı kazdım. Şu anda kalp hastası olduğum için, havaların da yağışlı olmasından dolayı artık ağır ağır lehine açıyorum. Hazırlıkları yapıyorum bir nevi. İşte ileriki zamanlarda artık taşını da bir şekilde ayarlamaya çalışacağım” dedi.

Kararının çevresinde ilk başta şaşkınlıkla karşılandığını belirten Erol, “İlk önce şaşırdılar. Hani böyle bir şeye nasıl karar verdin dediler. Ben olayı anlattım. Zaten eşim de biliyor yaşadığım süreci. Eşim belli bir şeyden sonra normal karşıladı. Çünkü diyor yani bu dünyada başına gelmeyen kalmadı. Artık komşularımızdan, arkadaşlarımızdan biraz tepki aldım. Hani daha gençsin, niye böyle bir şey yaptın diye. Ya dedim içimden geldi. Hani insanın içinden bir his gelir ya, o hisse uyarak mezarımı kazdım yani” diye konuştu.

Doğa yürüyüşüne çıktığında yavrularıyla birlikte olan ayının saldırısına uğrama olayını anlatan Erol, “Ayı beni uçurumun kenarında yakaladı. Daha sonra aşağı doğru beni attı. Havada uçtuğumu hissettim. Zaten aşağı düştüğümde de çam ağaçlarına çarparak yuvarlandım. O can havliyle derenin aşağısına doğru kendimi bir şekilde sürükleyerek, ayı gelmesin diye kendimi koruma amaçlı aşağı doğru sürükledim. Kendimi kurtarmaya çalıştım. Tek şansım ayının peşimden gelmemesi. Zaten gelseydi beni orada tamamen parçalardı. Gelmediği için ben orada kaldım. Sonra işte telefonla arkadaşlar geldi, beni oradan alıp hastaneye götürdüler” ifadelerine yer verdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin