Gördük İşittik Söylüyoruz 3 Ağustos 2026

İn Divanı Mağarası
Bu aralar gündemde olan Kelemen Mağrası ile ilgili Yenice’nin de hafızası Araştırmacı Hasan Karakırık Sosyal medyasında bir yazı kaleme aldı.
Biz Bilgilendik.
Okurlarımızın da konuya vakıf olmaları için işte o yazı;
“700 yıllık "İn Divanı" Mağarası ne ara "Kelemen Mağarası" oldu(!)?
Karabük ili ve ilçelerinde yürütülen Roma ve Bizans Dönemi Yüzey Araştırmaları kapsamında, 2019 yılında Yenice’de yer alan "İn Divanı Mağarası"nda gerçekleştirilen çalışmaların sonuçları dikkat çekicidir. F. Gülden Ekmen, Y. Serkan Yıldırım, Hamza Ekmen ve Pakize Küsmez Dumaner imzasıyla Arkeoloji ve Sanat Dergisi’nin Ağustos 2021 sayısında yayımlanan "Batı Karadeniz Bölgesi'nde Yapılan Yeni Araştırmalar Hakkında Bir Rapor: Karabük Kelemen Mağarası" başlıklı makale sayesinde Yenice’nin antik dönem kültürleriyle tanışmak gerçekten heyecan verici.
Geçtiğimiz günlerde mağarada başlayan arkeolojik kazıların, Yenice’nin ve bölgemizin antik tarihini aydınlatacak somut bulgulara ulaştırmasını temenni ediyor; Kazı Başkanı Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hamza Ekmen ve ekibine başarılar diliyorum.
Gelelim yazının başlığına ve dikkat çekmek istediğim ana konuya...
Söz konusu araştırma makalesinde, "Bu çalışma sırasında araştırılan Kelemen Mağarası’nda elde edilen bulgular, bölgenin kültür tarihinin anlaşılmasının yanında, özellikle erken dönem kültürleri konusunda önemli bilgiler..." sunmaktadır denilmektedir. Bu tespit kuşkusuz doğrudur ve zaten araştırmanın temel amacı da budur. Ancak Antik, Roma ve Bizans dönemleri kadar, bölgenin yaklaşık 1000 yıllık Türk-İslam kültürü ve birikimi de bir o kadar hayati önem taşımaktadır.
Türkler Anadolu’ya yerleşirken geldikleri coğrafyanın kültürünü, geleneklerini ve isim verme birikimini de beraberlerinde getirmişlerdir. Tarih boyunca yaşadıkları tüm coğrafyalarda, bugün literatürde 'mağara' olarak tanımlanan doğal boşluklara 'İn' demişlerdir. Araştırma makalesinde "Kelemen Mağarası" adıyla literatüre sokulmaya çalışılan yerin yöredeki tarihsel ve özgün adı da işte bu 'İn' kelimesidir.
Bu 'İn', Osmanlı Devleti’nin kuruluş çağında kırsal idari ünitelerden biri olan ve etrafındaki yerleşimlerin bağlı bulunduğu "Divan"a da adını vermiştir. Nitekim Sultan I. Murad (Hüdavendigâr) Dönemi’ne ait arşiv kayıtlarında burası "Karye-i İn Divanı" olarak geçmektedir (Ö. Kara, 547 Numaralı Bolu Evkâf Defteri).
Yazılı arşiv belgeleri incelendiğinde bu durum net bir şekilde görülür:
- 1530 tarihli ve 438 Numaralı Muhasebe-i Vilâyet-i Anadolu Defteri (s. 97): İn Divanı ve bu divana bağlı İn Viran Karyesi kayıtlıdır.
- 1831, 1838 ve 1840 tarihli Nüfus Defterleri: İn Divanı kaydı açıkça mevcuttur.
- 1845 tarihli Temettüat Defterleri: Bölge yine İn Divanı olarak anılmaktadır.
- Yıl’daki işletmelerin çoğu ya kapandı, ya devren satılık.
İlgili Haberler
Yorumlar
Bu yazıda yorumlar kapalı.


