Fedakar anne, iki evladını karton ve plastik malzeme toplayarak okutuyor - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
26 Şubat, 2024 10:35 tarihinde yayınlandı
0
0

Fedakar anne, iki evladını karton ve plastik malzeme toplayarak okutuyor

Hatay’da yaşayan 53 yaşındaki Semira Kartonoğlu, 5 yıldır gece gündüz demeden sokaklardan topladığı karton ve şişeleri satarak üniversitedeki 2 çocuğunu hem okutuyor hem de aile ekonomisine katkı sağlıyor.

Kahramanmaraş merkezli depremlerde en çok hasara uğrayan Hatay’da, binlerce ev ve bina yerle bir oldu. Depremin vurduğu Hatay’da yaşanan yıkım nedeniyle binlerce insanın hayatı olumsuz etkilenmişti. Asrın felaketine Antakya ilçesi Orhanlı Mahallesi’nde yakalanan Semira Kartonoğlu, depremden ailesiyle birlikte yara almadan kurtuldu. 53 yaşındaki Kartonoğlu’nun eşi Aladdin Kartonoğlu ise 1 buçuk yıl önce beyin kanaması geçirmesi nedeniyle konuşmakta ve çalışmakta güçlük çekiyor. Kocasının yerine çalışan Semira Kartonoğlu, aile ekonomisine katkı sağlamak ve üniversitede okuyan 2 çocuğunu okutmak için gece gündüz karton ve plastik malzeme topluyor. Biri evli diğer ikisi üniversiteye giden toplamda 3 çocuğu olan Kartonoğlu, çocuklarının geleceği için yağmur çamur demeden emek veriyor. Yaptığı davranışla takdir toplayan kadın, çevresine de örnek oluyor.

 

“Çocuklarımın eğitimi için gece gündüz karton topluyorum”

Depremde yağmurda ve sokakta kaldıklarını ifade eden Semira Kartonoğlu, “Karton topluyorum, topladığım kartonları desteliyorum. Yaptığım iş çok zor. Kocam konuşmakta güçlük çekiyor ve çalışmıyor. Kocam beyin kanaması ve damar tıkanıklığı nedeniyle 2 gün yoğun bakımda kaldı. Bu nedenle de konuşmada zorluk çekiyor. 2 kız, 1 erkek çocuğum var. Erkek çocuğum hukuk bölümü, kız çocuğum ise kimya mühendisliği okuyor. Çocuklarımın eğitimi için gece gündüz karton topluyorum” dedi.

Çocuklarımı okutmak ve ailemi geçindirmek için 5 yıldır karton topluyorum”

Aile ekonomisine destek olmak ve çocuklarını okutabilmek için karton ve plastik malzeme topladığını ifade eden Kartonoğlu, “Çok uzun zamandır bu işi yapıyorum. Kocam 1,5 yıl önce beyin kanaması geçirmesi sebebiyle konuşamıyor ve çalışamıyor. Çocuklarımı okutmak ve ailemi geçindirmek için 5 yıldır karton topluyorum. Bu iş çok zor ve kolay değil. Toplaması zor. Karton, şişe elime ne gelirse topluyorum. Sokaklarda karton varsa günde 10 kilo topluyorum ama bazen de eve boş geliyorum. Kartonları topladıktan sonra bunları düzenleyip desteliyorum. Sonra bunları alan yere satıyorum” ifadelerini kullandı. (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
okullardaki siddet derin bir toplumsal sorunun yansimasi 1TVMEDAR
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
18 Nisan, 2026 00:22 tarihinde yayınlandı
0
0

“Okullardaki şiddet derin bir toplumsal sorunun yansıması”

Psikiyatri Uzmanı Dr. Cengiz Çelik, son dönemde okullarda art arda yaşanan silahlı saldırıların yalnızca bireysel şiddet olayları olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, bu tür olayların daha derin bir toplumsal krize işaret ettiğini söyledi.

Bu tür olayların bireysel patolojilerin ötesinde ele alınması gerektiğini vurgulayan VM Medical Park Samsun Hastanesi Psikiyatri Kliniği’nden Uzm. Dr. Çelik, “Okullarda yaşanan bu olaylar, toplumsal yapıda biriken sorunların dışavurumu olarak değerlendirilmelidir” dedi.

“Görünmezlik ile görünür olma arzusu çatışıyor”

Saldırıların arka planında çoğu zaman yoğun bir değersizlik hissi ve dışlanmışlık algısının bulunduğunu ifade eden Uzm. Dr. Çelik, “Fail profillerinde sıkça, ‘görünmez olma hissi ile görünür olma arzusu’ arasında bir çatışma görülmektedir. Özellikle ergenlik ve genç yetişkinlik döneminde kimlik gelişiminin kırılgan yapısı, bu tür uç davranışlara zemin hazırlayabilir” diye konuştu.

“Sadece bireysel değil, toplumsal bir mesele”

Bu olayların yalnızca bireysel psikopatolojiyle açıklanamayacağını dile getiren Uzm. Dr. Çelik, sosyolojik faktörlerin de göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti. Uzm. Dr. Çelik, “Günümüzde artan yalnızlık, yoğun rekabet baskısı ve sosyal medya üzerinden sürekli karşılaştırılma hali gençler üzerinde ciddi bir yük oluşturuyor. Okullar ise giderek sadece akademik başarıya odaklanan yapılar haline gelirken, duygusal ve sosyal gelişim çoğu zaman geri planda kalıyor” dedi.

“Şiddetin normalleşmesi risk oluşturuyor”

Medya ve dijital platformlarda şiddetin estetize edilmesinin önemli bir risk faktörü olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Çelik, “Kimlik arayışı içindeki gençler bu tür eylemleri bazen ‘iz bırakma’ ya da ‘mesaj verme’ aracı olarak algılayabiliyor” şeklinde konuştu.

“Aidiyet duygusu zayıflıyor”

Okulların güvenli ve kapsayıcı alanlar olması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Çelik, “Akran zorbalığı, sosyal dışlanma ve zayıf öğretmen-öğrenci ilişkileri, gençlerin aidiyet duygusunu zedeliyor. Aidiyetin kaybolduğu ortamlarda ise öfke, yabancılaşma ve düşmanlık duyguları gelişebiliyor” değerlendirmesinde bulundu.

“Çözüm için çok yönlü yaklaşım şart”

Sorunun çözümü için bütüncül bir yaklaşım gerektiğini belirten Uzm. Dr. Çelik, şu önerilerde bulundu:

“Okullarda psikososyal destek mekanizmaları güçlendirilmeli, psikolojik danışman sayısı ve etkinliği artırılmalıdır. Risk altındaki bireyleri erken tespit edecek sistemler kurulmalı, aileler çocukların duygusal ihtiyaçlarına daha fazla odaklanmalıdır. Medya ise şiddeti sansasyonel biçimde sunmak yerine bilinçlendirici bir dil benimsemelidir.”

“Toplumun aynasına bakmalıyız”

Bu tür olayların yalnızca bireysel suçlar olarak görülmemesi gerektiğini anlatan Uzm. Dr. Çelik, “Okullarda yaşanan silahlı saldırılar, aslında çok daha önce sessizce biriken kırılmaların yansımasıdır. Bu olaylar, toplum olarak görmemiz gereken gerçekleri ortaya koymaktadır” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin