Evinde ölü bulunmuştu: Cinayeti 8 ay sonra DNA örneği aydınlattı - Karabük Haber Postası
evinde olu bulunmustu cinayeti 8 ay sonra dna ornegi aydinlatti YzlC3uMB
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
21 Kasım, 2025 16:37 tarihinde yayınlandı
0
0

Evinde ölü bulunmuştu: Cinayeti 8 ay sonra DNA örneği aydınlattı

Amasya’da yalnız yaşadığı konutunda gaz sızıntısı sonucu öldüğü sanılan 76 yaşındaki bayanın boğularak öldürüldüğü, olaydan 8 ay sonra ulaşılan DNA örneğiyle ortaya çıktı. Polis takımları, 300 kişinin tabirine başvurduğu soruşturmada katil zanlısı olan kaüdının akrabasını İstanbul’da yakalayarak adliyeye sevk etti.

Edinilen bilgiye nazaran, 23 Mart günü Üçler Mahallesi’ndeki 4 katlı binanın en üst katındaki dairede yalnız yaşayan Fatma Kılıç’a (76) telefonla ulaşamayan vilayet dışındaki akrabaları durumu komşularına bildirdi. Konutun kapısını çalan komşuları, içeriden ses gelmeyince şüphelenip durumu polise bildirdi. Geç saatlerde itfaiye grubuyla birlikte daireye giren polis, mutfağa serdiği yatağın içinde hareketsiz halde yatan yaşlı bayanla karşılaştı. Acil sıhhat takımlarının hayatını kaybettiğini belirlediği yaşlı bayanın olaydan 6 ay evvel kiralayıp taşındığı konuttan çıkartılan cenazesi, otopsi için hastane morguna götürüldu. Yaşlı bayanın cenazesi, sonraki gün doğduğu Ardıçlar köyünde defnedildi.

76 yaşındaki bahtsız bayanın cinayete kurban gittiği belirlendi

Olaya ait çalışma başlatan polis takımları, etraftaki güvenlik kameralarını inceleyerek, mahalle ve köydeki 300 kişinin tabirini aldı. Ulaşılan DNA örneğiyle de yaşlı bayanın cinayete kurban gittiği ortaya çıktı. Yapılan ayrıntılı çalışma sonucu akrabası Haşim Ö.nün (48) olay günü konuta gelerek ziyaret ettiği yaşlı bayandan borç istediği belirlendi. ‘Param yok’ karşılığı alan Haşim Ö.’nün yaşlı bayanı boğarak konuttan uzaklaştığı, çıkışta da ocağı açarak unutulup sızan gazdan zehirlendiği imajı vermek istediği anlaşıldı. İstanbul’da yakalanan cinayet zanlısı, Amasya Emniyet Müdürlüğü’ndeki sözünün akabinde sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Haşim Ö., gazetecilerin cinayeti neden işlediği sorularına ise yanıt vermedi.

Komşularının Fatma Kılıç’ın vefatını evvel eski tip ocaktan sızan gaz nedeniyle olduğunu düşündüklerini anlatan Üçler Mahallesi Muhtarı Coşan Aylak, “Fatma teyze tek başına yaşıyordu, kimsesi yoktu. Polisler ağır çalışma sonucunda cinayeti aydınlatarak ortaya çıkardılar. Zira mahalle halkı da bu durumdan çok rahatsızdı. Polislere teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay