Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
25 Kasım, 2024 12:52 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Estetik uzmanı: “Samsun, sağlık turizminde güvenli bir seçenek”

Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Emre Kıymık, Samsun’un son zamanlarda sağlık turizminde artış olduğuna dikkat çekerek, "Gerek muayene şartları ve özenli hasta takipleri sebebiyle ciddi bir şekilde son zamanlarda sağlık turizminde artış gözükmektedir. Bunları iyi bir şekilde değerlendirerek şehrimizi kalkındırmak adına çok değerli bir sektördür" dedi.
Özellikle yurt dışından Samsun’a tedavi olmak için gelmek isteyen hastalara çağrıda bulunan Opr. Dr. Emre Kıymık, Samsun’da güvenli bir sağlık hizmeti olduğunu belirtti. Opr. Dr. Emre Kıymık, "Samsun, gerek İl Sağlık Müdürlüğü tarafından gerekse de diğer gerekli kuruluşlar tarafından denetlenen bir şehirdir. O yüzden özellikle yurt dışından gelen hastalarımız için burada güvenli bir ameliyat imkanı tanınmaktadır. Gerek muayene şartları ve özenli hasta takipleri sebebiyle ciddi bir şekilde son zamanlarda sağlık turizminde artış gözükmektedir. Bunları iyi bir şekilde değerlendirerek şehrimizi kalkındırmak adına çok değerli bir sektördür. Özellikle yurt dışından Samsun’a gelmek isteyen hastalarımıza seslenmek istiyorum. Hasta takiplerimizi bakanlık ile paylaşıyoruz. Bütün her şey kayıt altında oluyor. Belirli denetimlerden geçiyoruz. Hastalarımızı ameliyattan hemen kısa bir süre sonra ülkelerine hemen geri göndermiyoruz. Erken dönem takiplerinde durumundan tamamen emin olup hastalarımızı o şekilde uğurlamaya çalışıyoruz. İyi bir konaklama seçeneği sunmaya çalışıyoruz. Cerrahi işlem sonrasında hareket kısıtlaması olmayan hastaları için şehir içinde etkinlikler yaparak şehrimizi tanıtıyoruz. Türk kültürüne ait bir şeyler göstermeye gayret ediyoruz. Giderek hasta sayımızı yükselterek Samsun’u bu noktada daha yukarıya taşımak istiyoruz” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.