Maymun Çiçeği hastalığı nedeniyle herkesin Covid 19 da olduğu gibi bir pandemi korkusu yaşadığını belirten Medical Park Karadeniz Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, “Covid 19’da olduğu gibi bir kaotik pandemi beklentisi içerisinde değilim. Ancak salgının görüldüğü ülkelerden Türkiye’ye geliş gidişlerde hastalık varsa bunların ayıklanması, farkedilmesi izolazyonu önemli” dedi.
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Tevfik Özlü, Dünya Sağlık Örgütü’nün Maymun Çiçeği hastalığı için acil durum ilan ettiğini hatırlattı. Özlü, dünyanın aslında bu hastalıkla yeni karşılaşmadığına dikkat çekerek “Bu virüsün 1970’den beri insanda hastalık yaptığını biliyoruz. Ama daha çok Afrika bölgesinde bu hastalığı görüyoruz. Orta Afrika ve Batı Afrika’da iki farkı varyant biliniyordu. Aslında Kongo da daha çok ölümler görülüyor ve orada ölümler fazla. Genelde hafif seyreden ve tedavi ile iyileşen bir hastalık. Ama son birkaç yıldır Afrika’nın dışında da bu vakaları görmeye başladık. Avrupa Birliği ve diğer farklı ülkelerde de görülmeye başlandı. Sanıyorum 75 üzerindeki ülkede artık bu hastalığın varlığını biliyoruz. Böyle bir durum olunca da Dünya Sağlık Örgütü acil durum ilan etti. Bu konuda artık Afrika dışındaki ülkelerin de bu hastalığı sınırlamak açısından tedbir almaları gerekiyor” diye konuştu.
“Bu hastalığın bulaşması Covid 19’a göre daha zor”
Bu durumun herkesin aklına birkaç yıl önce yaşadığımız Covid pandemisini getirdiğini kaydeden Özlü “Yaşanan son gelişmeler hepimizin zihninde bu pandemiyi yeniden canlandırdı. Herkeste ‘Acaba tekrar bir pandemi ile karşı karşıya kalır mıyız? Tekrar kısıtlamalar yasaklamalar başlar mı?’ diye bir korku var. Baştan söyleyeyim böyle bir beklentim yok. Çünkü bu virüs Covid 19 virüsü ile çok farklı özellikler taşıyor. Öncelikle bu hastalığın bulaşması Covid 19’a göre daha zor. Covid 19 virüsü çok kolay bulaşan bir virüstü hava yoluyla bulaşıyordu. Enfeksiyonlar ile temasla bulaşıyordu. Bu virüs daha çok temas ve yakın temas ile bulaşıyor. Daha çok bulaşma cilt döküntüleri ve bu döküntülerin içindeki sıvı ile temasla oluyor. Daha çok görülenler cinsel ilişki sırasında bulaşan vakalar. Ama tabi sadece cinsel ilişki ile bulaşmıyor. Onun dışında hastanın tenine temas etme, sarılma, kucaklaşma gibi durumlarda da bulaşabilir. Hatta hastanın elbiseleri, yattığı çarşaf, oturduğu yerden de bulaşma riski olabilir. Hasta ile çok uzun süre yakın mesafedeyseniz sohbet ettiyseniz mesafeyi koruyamadıysanız size bulaşabiliyor” diye konuştu.
“Ölümler sağlık hizmetlerine ulaşımı ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği ile ilgili olabilir”
Hastalığın destek tedavileri ile iyileştiğini hatırlatan Özlü “2-4 hafta içinde tedavi ile hasta şifaya kavuşuyor. Ölüm daha çok Afrika’daki olgularda var. Yüzde 1-6 arasında ölüm bildirilmiş ama bu değişebiliyor. AB ülkelerinde ölüm vakaları çok nadir. Dünyada şuana kadar 600 civarında ölüm olduğu ortaya çıkmış. Neredeyse tamamına yakını Afrika’daki ölümler. Bu da virüsün ölümcüllüğünden ziyade oradaki sağlık hizmetlerine ulaşımı ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği ile ilgili olabilir” şeklinde konuştu.
“Bu virüsün mutasyon geçirmesi ve mutasyonların varyanta dönüşme olasılığı çok daha düşük”
Avrupa’da hastalık ile ilgili farklı bir varyantın çıktığı ve bunun daha ölümcül olduğu yönünde çıkan haberleri de değerlendiren Özlü “Bu varyantın daha ölümcül olduğu söyleniyor ama bu konuda kesin bir bilgi yok. Bu virüsün mutasyon geçirmesi ve mutasyonların varyanta dönüşme olasılığı çok daha düşük. DNA virüsü çünkü bu. DNA virüslerinde mutasyon olur ama bu hemen bir varyanta dönüşmeyebilir. Yeni bir varyantın oluşması çok kolay değil. Covid’de gördüğümüz gibi daha ölümcül daha tehlikeli varyantların ortaya çıkması çok gerçekçi görünmüyor” ifadelerini kullandı.
“Hiç semptom olmayan hastaların bulaştırıcı olup olmadığı ile ilgili henüz bir bilgi yok”
Prof. Dr. Tevfik Özlü, hastalığın belirtileri ile ilgili olarak ise “Ateş, kırgınlık, halsizlik, kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı. Onun dışında da boyunda lenf bezlerinin şişmesi ve tabiki de ciltte döküntüler, Bu döküntüler zamanla patlayabiliyor ve iyileşirken de ciltte iz bırakabiliyor. Bu döküntüler hastalığın bulaştırıcılığından da en çok sorunlu olan bulgusu. Bir taraftan hastayı görünce tanıyorsunuz. Döküntüsü olduğu içir temas etmezsiniz. Kendinizi korursunuz. Bu açıdan bir alert veriyor çevresine. Döküntüsü olmayan hasta da bulaştırabilir ama daha sınırlı bir bulaşma olabilir. Hiç semptom olmayan hastaların bulaştırıcı olup olmadığı ile ilgili henüz bir bilgi yok. Covid’de ise hiç belirti göstermeyen bir kişi de hastalığı yayabiliyordu ama bu hastalık için bir şey diyemiyoruz” dedi.
“El hijyeni her zamanki gibi hastalıktan korunmada önemli”
“Covid 19’da olduğu gibi bir kaotik pandemi beklentisi içerisinde değilim” diyerek pandemi korkularını gideren Prof. Dr. Tevfik Özlü, şu uyarılarda bulundu:
“Bu gerçekçi gelmiyor ama bir sorun var ve bu sorun Afrika kıtasının sınırlarını aşmış durumda. Bu açıdan dikkatli olmamız gerekiyor. Salgının görüldüğü ülkelerden geliş gidişlerde hastalık varsa bunların ayıklanması, farkedilmesi izolazyonu önemli. Bu hastaları 21 gün izole etmek gerekiyor. Hijyen ve temizlik önemli. Uçaklarda özellikle koltukların her kullanımdan sonra temizlenmesi şart. Çünkü o koltuğa o döküntüler döküldüyse oradan hastalık bulaşabilir. El hijyeni her zamanki gibi hastalıktan korunmada önemli. Bunlara dikkat edersek çok sorun yaşayacağımızı düşünmüyorum.”


(Düzeltme) Prof. Dr. Tevfik Özlü: “Maymun Çiçeği hastalığı nedeniyle bir pandemi beklentim yok”
Kastamonu’da kursiyerlerin yaptığı ürünler beğeniye sunuldu
Kastamonu’da öğrenim gören kursiyer tarafından yapılan ahşap ürünler ve eserlerin beğeniye sunulduğu sergi yoğun ilgi gördü.
Kastamonu İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından, ahşap sanatının geçmişten günümüze uzanan birikiminin tanıtılması, geleneksel sanatların yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla sergi düzenlendi. “Hayat Boyu Öğrenme” haftası etkinlikleri çerçevesinde Cumhuriyet Meydanında gerçekleştirilen sergide Halk Eğitimi Merkezi bünyesindeki il genelindeki kurslarda eğitim gören kursiyerlerin yıl boyunca yaptığı ürünler sergilendi. Serginin açılış kurdelesini Vali Meftun Dallı ve Kastamonu İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Gümüş ile protokol üyeleri kesti. Açılışın ardından Vali Dallı ve beraberindeki heyet kursiyerler tarafından yapılan ürünleri inceledi. Vali Dallı, stantları tek tek ziyaret ederek kursiyerler ve usta öğreticilerinden ahşap ürünleri hakkında bilgiler aldı. Vali Dallı, stant ziyaretinde Kastamonu’nun coğrafi işaretli ürünleri olan Tosya kıstısı ile taş baskı yaptı. Ayrıca Halk Eğitim Merkezi tarafından getirilen dokuma tezgahı da vatandaşların yoğun ilgisini gördü.
Sergide konuşan Vali Meftun Dallı, “Kastamonu’muzun ülkemizin birçok yerinde olduğu gibi sanatları ve zanaatları var. Hepimiz ’beşikten mezara kadar ilim öğreniniz’ ve ’iki günü eşit olan zarardadır’ bir inancın, bir medeniyetin mensuplarıyız. Hayat Boyu Öğrenme Haftası ve bu hafta çerçevesinde yıl boyunca yapılan etkinliklerle bu güzel sanatlarımızı, zanaatlarımızı hem yeni nesillere aktarmış oluyoruz, hem de bunları geleneksel, kültürel, folklorik olmaktan çıkartıp, bunları yeni teknolojilerle birleştirerek, bugünün ihtiyaçlarına hitap eder hale getiriyoruz. Gençlerimize bu kültürü aktarmanın en güzel yollarından birincisi bu çalışmalardır” dedi.
Milli Eğitim Müdürü Hasan Gümüş da, “Bizim kültürümüzde her yapılan işleme, her çalınan müzik, her ağaca verilen şekil o insanımızın sevdasını, geleceğini, hayata bakışını da ifade etmektedir. Burada sergilenen ürünler, insanlarımızın nasıl DNA’sı var ise, toplumumuzun da, kültürümüzün bir DNA olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu DNA kuşaktan kuşağa aktarılmak zorundadır. Bizlerde burada sergilediğimiz ürünlerle zengin olan kültürümüzü de geleceğe aktaracağız. Bugünün çocuğu yarının geleceği olan gençlerimize de bu kültürü de emanet edeceğiz. Medeniyetimize baktığımız zaman binlerce dosyadan, binlerce klasörden oluşan büyük bir kütüphaneye benzetebiliriz. Bu kütüphanelerin içindeki dosyaların bir kısmını da burada görmüş olacağız. Aynı zamanda milli olan ve milli ürünlerle ortaya çıkanlarda, milletler arasında kendini daha rahat ifade edebilir. Buradaki yerli ve milli ürünlerle de milletler arasındaki kültürümüzü en iyi şekilde ifade edebileceğimizin farkındayım. Buradaki her bir ürün bir emek, bir sabır ve bir alın terinin ürünü olarak karşımıza çıkıyor” diye konuştu.

