Reklam
Reklam
671ce4b62236f
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
26 Ekim, 2024 15:48 tarihinde yayınlandı
0

‘Dünyanın En Pahalı Baharatı’ Safranı Hasat Etmek İçin Soluğu Tarlalarda Aldılar

UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Karabük’ün Safranbolu ilçesiyle özdeşleşen safran bitkisini yerinde görmek isteyenler hasat etkinliğinde soluğu tarlalarda aldı.

671ce4c02a419

UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan ve en iyi korunan 20 kent arasında bulunan Safranbolu’da gerçekleştirilen 8. Safran Festivali etkinlikleri TUSAŞ’a düzenlenen terör saldırısı nedeniyle iptal edilmişti.
Program çerçevesinde bu yıl Yukarıçiftlik köyü Keten Mahallesi’nde İsmail Yılmaz’a ait safran üretim çiftliğinde safran hasadı etkinliği düzenlendi.
Karabük Vali Yardımcısı Erol Özkan, Belediye Başkanı Elif Köse ve kurum müdürleri ile safran tarlasına gelen vatandaşlar, ellerine sepetleri alarak hasat yapıp, bol bol fotoğraf çektirdi.
Son yıllarda tarımsal ürün olmasının yanında turizmin hareketlenmesine katkı sağlayan safran tarlaları, bu yıl da safran hasadını yerinde görmek isteyen yerli ve yabancı binlerce kişinin tercihi oldu.
Belediye Başkanı Elif Köse, gazetecilere yaptığı açıklamada, terör saldırısı nedeniyle festivalin safran hasadı etkinliğine dönüştürüldüğünü belirterek, terör saldırısında hayatını kaybedenlere rahmet, yakınlarına başsağlığı dileğinde bulundu.
Safran’ın ilçe için önemli olduğunu ifade eden Köse, “Maalesef üretim çok fazla değil. Tarihe baktığımızda belki de Türkiye’ye yetecek kadar safran üretilirken şimdi Safranbolu’nun kendi ihtiyacına karşılayacak kadar bile safran üretemez durumdayız. 2015 yılından beri safranın üretiminin yeniden artması çok önemli. Bundan sonra üretimin çok fazla olacağına inanıyorum. Her geçen sene çiftçi sayımız artıyor, her hasat döneminde Safranbolu’ya olan ilgi de fazla. O yüzden bizi çok mutlu ediyor” dedi.
Karabük’e 2 ay önce gelen Edanur Erkin, daha önce safran görmediğini aktararak şunları söyledi: “Safran çiçeği denilince böyle bir manzara ile karşılaşacağımı bilmiyordum. Çok güzelmiş. Yoğun bir ilgi var. Faydalarını ve en pahalı baharat olduğunu burada öğrendim.”
4 yıldır yaşadığı Karabük’te ilk defa safran hasadına katıldığını kaydeden Karabük Üniversitesi öğrencisi Buse Polat da “Safran çok değerli bir baharat. Lokumda ve kolonyada da kullanılıyor. Kopartırken çiçeğe zarar vermemek için dikkatli olmaya çalıştım” diye konuştu.
Üretici İsmail Yılmaz ise yerli ve yabancıların hasat etkinliğine yoğun ilgi gösterdiklerini aktardı.

671ce4d89c58a
671ce4d88e58d
671ce4d86d5a6

Bizi sosyal medyadan takip edin
prof dr gurdal yilmaz hanta virusu yeni bir salgin degil K5v6eWSQ
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
07 Haziran, 2026 16:37 tarihinde yayınlandı
0 0

Prof. Dr. Gürdal Yılmaz: “Hanta virüsü yeni bir salgın değil”

Dünyada yeniden gündeme gelen hanta virüsü vakaları endişe oluştururken, uzmanlar hastalığın yeni bir salgın olmadığını ve uzun yıllardır görüldüğünü belirtiyor.

Özellikle bir gemide ortaya çıkan toplu vakaların dikkat çekmesiyle yeniden konuşulan hanta virüsünün farklı türlerinin bulunduğunu belirten uzmanlar, Türkiye’deki vakaların gemide görülen türle aynı olmadığını vurguluyor.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr Gürdal Yılmaz, gemide görülen vakaların kısa sürede ortaya çıkması dikkat çekse de hanta virüsü dünyanın birçok bölgesinde uzun zamandır bilinen bir enfeksiyon hastalığı olduğunu hatırlattı.

Türkiye’de daha çok böbrek tutulumuyla seyreden ve böbrek yetmezliğine neden olabilen formların görüldüğünü kaydeden Yılmaz, bu türlerin tedaviye yanıt verme ihtimalinin daha yüksek olduğunu gemide görülen vakaların ise daha çok akciğerleri etkileyerek solunum sıkıntısına yol açan ve ölüm oranı daha yüksek türler olduğunu belirtti.

Hanta virüsünün de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi viral bir enfeksiyon olduğunu kaydeden Yılmaz, özellikle İskandinav ülkeleri, Almanya, Kuzey Avrupa ve Amerika’da görülen tiplerin daha fazla öne çıktığını, Türkiye’de görülen formların ise Balkanlar ve Karadeniz bölgesinde rastlanan, daha hafif seyirli tipler olduğunu ifade etti.

“Hanta virüsü salgını aslında daha önceden bu yana görülen bir salgın”

Dünyada bildirilen hanta virüsü salgınının daha önceden bu yana görülen bir salgın olduğunu belirten Yılmaz, “Yani yeni bir salgın değil. Geminin içinde olmasıyla birlikte etkilenen kişiler bir anda ortaya çıktı. Ancak hanta virüsü her yerde görülebiliyor. Bizde de eskiden beri hanta virüsü vardı ve tanı koyuyorduk. Ancak bizde görülen hanta virüsü, o gemide görülen türle aynı değil. Bizde daha çok böbrek tutulumuyla seyreden, böbrek yetmezliğine yol açabilen ancak tedavi edilme ihtimali daha yüksek olan formlar görülüyor. Oradaki vakalar ise daha çok akciğeri tutup solunum sıkıntısıyla ilerleyen ve daha öldürücü tiplerdi. O da bir virüstür. KKKA nasıl bir virüsse, hanta virüs enfeksiyonları da viral bir enfeksiyondur. Dünyayı tehdit eden noktasında, İskandinav ülkelerinde, Almanya’da, Kuzey Avrupa’da ve Amerika’da görülebilen tipleri öne çıkıyor. Bizdeki form ise Balkanlar ve Karadeniz’de görülen, daha hafif seyreden formlardır” dedi.

“Viral enfeksiyonlar her zaman birer tehdit”

Viral enfeksiyonların her zaman bir tehdit olduğunu belirten Yılmaz, ancak büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık olmadığını kaydederek, “Viral enfeksiyonlar her zaman bir tehdittir. Ancak böyle büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık değildir. Ebola virüsü de var. Ebola, Afrika kökenli bir hastalıktır ve daha tehlikelidir. Çünkü yakalandığında yüzde 90’lara varan ölüm oranları vardır. Özellikle oralara seyahat eden kişiler açısından önem arz eder. Dünya artık küçük, herkes her yere gidebiliyor. Oradan kişiler buraya gelebilir” diye konuştu.

Enfeksiyon hastalıklarından korunmanın yolları

Enfeksiyon hastalıkları, virüsler ve bakterilerden korunmanın yolları ile ilgili olarak ise Yılmaz “Kalabalık yerlerde maske kullanımı ve el yıkama çok önemlidir. Toplu bir yere girerken ’bana bir şey bulaşır mı’ sorusunu kendimize sormamız bile önlem almak açısından yeterlidir. Bu virüsler ülkemize her an gelebilir. Örneğin Batı Nil ensefaliti daha önce ülkemizde yoktu, sonradan görülmeye başlandı. Özellikle Batı Anadolu ve Marmara bölgelerinde görülüyor. Batı Nil ensefaliti de bir virüstür ve artık ülkemizde de görülmeye başladı” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin