Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Muaythai ile Kick Boks branşlarında ulusal ve uluslararası müsabakalarda elde ettiği başarılarla adından söz ettiren BEUN öğrencisi dünya şampiyonu Sudenur Basancı’yı makamında kabul etti.
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Programı öğrencisi ve dünya şampiyonu Sudenur Basancı ile antrenörü Cemal Kocabaş’ı makamında kabul etti. I. Türk Dünyası Muaythai Şampiyonası 14-18 Ağustos 2024 tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenen müsabakalarda finalde oynayarak gümüş madalya almaya hak kazanan Basancı, Ekim ayında Katar’da düzenlenecek Üniversiteler Muaythai Dünya Şampiyonası’na sıkı bir şekilde hazırlandığını aktararak Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesini ve Türkiye’yi en iyi şeklide temsil edeceğini belirtti.
Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Rektör Özölçer, “Sudenur Basancı’nın elde ettiği başarı, hem üniversitemiz hem de ülkemiz adına büyük bir gurur kaynağıdır. Öğrencimizin azmi ve disiplini, diğer genç sporculara da ilham kaynağı olacaktır. Kendisini ve antrenörü Cemal Kocabaş’ı yürekten tebrik ediyorum. Üniversite olarak, öğrencilerimizin akademik başarılarının yanı sıra sportif başarılarını da her zaman desteklemekteyiz. Ekim ayında Katar’da düzenlenecek Üniversiteler Muaythai Dünya Şampiyonası’nda da Sudenur’un ülkemizi en iyi şekilde temsil edeceğine inancımız tamdır. Kendisine ve antrenörüne başarılar diliyorum” şeklinde konuştu.


Dünya Şampiyonu Basancı’dan Rektör Özölçer’e ziyaret
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

