Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
04 Aralık, 2021 13:08 tarihinde yayınlandı
0

 DOĞAN: “YANILMAMIŞIM!”

Belediye İş Sendikası Karabük Şube Başkanı Hüseyin Doğan 26 Aralık’ta yapılacak Olağan Genel Kurul öncesi son gelişmeleri değerlendirirken, Belediye İş Sendikasından aday olup delege seçilemeyen ve sonrasında Genel Merkezin aldığı karar doğrultusunda aday gösterilmeyen Rıza Taşdelen’in sendikadan istifa edip Hizmet-İş’i getirmesini ” Rıza Taşdelen daha önce de böyle bir girişimde bulunmuş, hata yaptım döndüm demişti. Sürekli kendiyle çelişir bir durum sergiliyor. Güven vermiyor” dedi

Belediye İş Sendikası seçimleri 26 Aralık 2021 tarihinde Safranbolu’da Zalifre Otel’te saat 10.00’da yapılacak. Seçimler öncesi yaşanan gelişmeler kamuoyu tarafından merakla izlenirken, yapılan delege seçimleri sonrasında delege seçilemeyen Rıza Taşdelen’in aday olmasının önü Genel Merkez tarafından yapılan bir açıklama ile kesilmişti.

Tüm bu gelişmeler sonrasında beklenmeyen bir gelişme ile Belediye İş Sendikasından istifa ederek Hizmet İş’e üye olan ve Hizmet İş Sendikası tarafından yetkilendirilen Rıza Taşdalen örgütlendirme çalışmalarını sürdürüyor.

Yaşanan gelişmeleri gazetemize değerlendiren Belediye İş Sendikası Karabük Şube Başkanı Hüseyin Doğan, Taşdelen’in sürekli kendi ile çeliştiğini ve tutarsız davrandığını söyledi.

Doğan gazetemize yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Bildiğiniz gibi yapılan delege seçimleri sonrasında Rıza Taşdelen delege seçilememişti. Tüzük gereği ise delege seçilemeyen aday olamıyor. Ama bunlar yalanı doğru gibi konuşarak kamuoyunu ve işçiyi etkilemeye çalıştılar. Son noktayı Genel Merkezimiz koyarak, tüzük gereği Rıza Taşdelen’in aday olamayacağını belirtti. Durum böyle olunca Rıza Taşdelen daha önce de yaptığı gibi sendikadan istifa ederek Hizmet İş Sendikasını getirdi. Hatırlanacağı gibi 2020 yılında da aynı tutumu sergilemiş, hata yaptım demişti. Bana çok güven vermemişti. Şimdi gördüm ki yanılmadım. Sürekli kendisiyle çelişir bir tutum sergiliyor. Belediye Başkanının kendisine destek verdiğini sürekli paylaşarak işçi üzerinde etkili olmaya çalışıyor. Hiç bir Belediye Başkanı Sendikal konularda destek vermez, tavsiyede bulunmaz, yönlendirme yapmaz. Bunlar yalanı doğru gibi konuşuyorlar. Genel Kurulumuz 26 Aralık 2021 tarihinde Safranbolu Zalifre Otel’de saat 10.00’da yapılacak. İnşallah hepimiz için hayırlı olur” dedi

Bizi sosyal medyadan takip edin

Yorumlar

  1. Hüseyin Yavuz

    Doğru bizde sizlerin düzelmeyeceğiniz konusunda bu İşçiyi süt veren gibi görmekten vazgeçmeyeceğiniz konusunda yanılmadık. Sizler her ay İşçinin 1 yevmiye sini alır fakat İşçinin hiç bir gününde yanında olmazsınız yani kısaca sizden hiç Bişi olmaz.. Yanıldık mı hayır

Yeni yorumlara kapalı.

ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay