Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
31 Ekim, 2024 04:30 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 3dk
Yorum Sayısı: 0

Doç. Dr. Çakmak: “Lösemi tedavisinde yüz güldürücü sonuçlara ulaşılıyor”

Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı ve Çocuk Hematolojisi-Onkolojisi Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hatice Mine Çakmak, 2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası dolayısıyla önemli açıklamalarda bulundu.
Çocukluk çağı lösemisinin, kemik iliğindeki öncül hücrelerin kontrolsüz çoğalması sonucunda, kemik iliğinin kötü huylu (malign) infiltrasyonu sonucu oluştuğuna dikkat çeken Doç. Dr. Hatice Mine Çakmak, “Bu kötü huylu hücrelerin kemik iliğinin işgali sonucunda eritrosit, beyaz küre ve trombositleri üreten hücrelerin sayıları oldukça azalır ve kaybolabilir. Kan hücrelerinin üretilememesi sonucunda, hastada beyaz küre düşüklüğü, kan pulcuklarında düşüklük ve hemoglobinde düşüklük meydana gelir. Kan hücrelerinin düşmesi sonucu, kansızlığa bağlı solukluk, kan pulcuklarında düşmeye bağlı ciltte pembe noktalar ve morarmalar, burun ve ağız içi kanamalar oluşabilmektedir. Ateş, beyaz kan hücrelerindeki düşüklüğe bağlı gelişebileceği gibi, kansere bağlı da görülebilir. Eklem ağrısı, diz ağrısı, dizde şişlik, santral sinir sistemi tutulumunda nörolojik bulgular, erkek çocuklarda testis tutulumu varsa testiste şişlik meydana gelebilmektedir” dedi.

“Akut ve kronik lösemi olmak üzere ikiye ayrılır”
Löseminin akut ve kronik lösemi olmak üzere ikiye ayrıldığına işaret eden Hatice Mine Çakmak, “Akut lösemi, akut lenfoblastik lösemi (ALL), akut miyelositer lösemi (AML) olarak sınıflandırılabilmektedir. Tüm çocukluk çağı lösemilerinin yüzde 75’ini ALL, yüzde 20’sini AML, yüzde 5’den azını da kronik miyelositer lösemi (KML) oluşturur. Juvenil myelomonositik lösemi, kronik myelomonositik lösemi ve kronik lenfositik lösemi çocuklarda daha da az sıklıkta görülür. ALL, B hücreli ALL ve T hücreli ALL olarak ikiye ayrılır. AML de MO-M7 olmak üzere morfolojik olarak 8’e ayrılır. Ancak, son yıllarda kötü huylu hücrelerdeki mutasyonların ön plana çıkmasıyla, AML genetik olarak da sınıflanmaktadır” diye konuştu.

“En sık görülen akut lenfoblastik lösemidir”
Lösemi hastalığının seyri hakkında bilgi veren Çakmak, “Akut lenfoblastik lösemide 1 yaş altında veya 10 yaş üstünde tanı almak, erken T hücreli alt tipine sahip olmak, tanı beyaz kürenin yüksek olması, kemik iliğinde kötü gidişatla alakalı genetik özelliklerin tespiti, tedavi sonrası kalıntı hastalık, hastalığının seyri konusunda fikir vermektedir. Akut miyeloid lösemide de alt tip, kanser hücresindeki genetik mutasyonlar, tedavi yanıtı, daha önce kanser geçirmiş olmak gibi faktörler hastalığın gidişatını olumsuz etkilemektedir. Akut lösemilerden en sık görülen akut lenfoblastik lösemidir” şeklinde konuştu.

Bu hastalığın teşhis süreci hakkında bilgi veren Çakmak, “Hastanın öykü, fizik muayenesi, özgeçmiş, soy geçmiş gibi bulgularından sonra kan değerlerine bakılır. Periferik yayma her hastada mutlaka değerlendirilir. Kesin tanı kemik iliği aspirasyonu ile konmaktadır. Kemik iliği biyopsisi, bazı özel durumlarda yapılmaktadır. Kemik iliği aspirasyonu ile alınan örneklerden, hücrelerin mikroskopta incelenmesi, akım sitometri ile hücre tipi tayin ve genetik çalışmalarla hastalık hakkında gidişatla veya kalıntı hastalıkla ilgili bilgiler edinilmektedir.” ifadelerine yer verdi.

“Bu gıdalar önerilmiyor”
Lösemi hastalığının temel tedavisinin kemoterapi olduğunun altını çizen Doç. Dr. Çakmak, “Dışarıda maske takılması, hijyen kurallarının artırılması, enfeksiyon önlemlerinin alınması çok büyük önem taşımaktadır. Beslenme düzeni, kabuğu soyulan tüm meyveler, kaynamış, pişmiş yiyecekleri içerir. Asitli içecekler, turşu, cips ve şekerli gıdalar önerilmez. ALL ve AML tedavisi farklılık gösterir. ALL’de kızlarda 2.5 yıla, erkeklerde 3.5 yıla kadar varabilen tedavi süreci varken, AML’de 6 aylık tedavi veya kötü genetik risk faktörünün olması durumunda alljoenik (başka bireyden) kemik iliği kök hücre nakli gerekebilmektedir. Kemoterapi süresince ve bitiminden bir yıl sonrasına kadar çocuk hasta, okula gidemeyeceği için evde eğitim gibi imkanlardan faydalanabilmektedir. Kronik miyeloid lösemi, akut lösemilere göre farklılık gösterir. Hastalığın kronik fazı, çoğalma fazı ve blastik (lösemi benzeri fazı) vardır” diye konuştu.

“Erişkinlere göre çocukluk çağı kanserleri oldukça yüz güldürücüdür”
Kemoterapinin lösemide tedavinin temelini oluşturduğunu yineleyen Doç. Dr. Çakmak, “Kemoterapi lösemide tedavinin temelini oluşturur. Erişkinlere göre çocukluk çağı kanserleri oldukça yüz güldürücüdür, alt tipine ve genetik risk faktörleri başta olmak üzere çeşitli faktörlere bağlı yüzde 98’in üstünde sağ kalım izlenebilmektedir. Tanıda santral sinir sistemi tutulumu, beyin omurilik sıvısında malign hücrelerin varlığında, kranial radyoterapi (baş ışınlaması), ve intratekal tedaviler ile kemoterapilerin sıklaştırılması gündeme gelmektedir. Nüks durumunda veya AML’de tanıda da kötü risk faktörlerinin varlığında allojenik kemik iliği kök hücre transplantasyonu yapılmaktadır. Kemoterapiye bağlı kısa ve uzun dönem yan etkiler görülebilmektedir. Kısa dönemde saç dökülmesi, kan hücre değerlerinde azalma, idrarda kan görülmesi, kalpte etkilenme gibi yan etkiler görülürken, uzun dönemde de ikincil kanserler, kalp yetmezliği gibi yan etkiler mevcuttur. Kronik miyeloid lösemide ise hastalığın kronik fazında, hedefe yönelik tedavi olarak imatinib, ağızdan tablet olarak öncelikle verilmektedir” şeklinde konuştu.

Çocuk kemoterapi ünitesi 6 aydır hizmet veriyor
Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Hematoloji-Onkoloji Kliniği’nde çocukluk çağı lösemi hastaların takip ve tedavisinin yapıldığına işaret eden Çakmak, “Hastanemizde 6 ay önce çocuk kemoterapi ünitesi açılmıştır ve yüzde 95’in üzerinde bu tedavide kullanılan ilaçlar Hastanemiz eczanesinde mevcuttur. Hastanemizde olmayan ilaçları da temin edebilmekteyiz. İlk 33 gün hastanın yatacağı izole bir odamız ve iki yatağımız mevcuttur. İlk 33 gün sonrasında ayaktan veya bir haftaya kadar yatarak tedavi alabileceği imkanlarımız Pediatri Servisinde bulunmaktadır” dedi.

“Çocuk hematoloji-onkoloji servisinin açılması adına çalışmalarımız sürüyor”
Sadece lösemi değil, tüm çocuk kanser hastalarına başka hastanede tanı konsa da tüm ilaçları verebilecek imkana sahip olduklarını bildiren Hatice Mine Çakmak, “Düzce’de oturan, Üniversitemizde ilaçlarını almak isteyen tüm kanserleri çocukları ünitemize bekliyoruz. Ateşli veya ateşsiz tüm sıkıntılarını tedavi etmeye hazırız. Çocuk Hematoloji-Onkoloji Servisinin ileride açılması adına çalışmalarımızı da sürdürmekteyiz” ifadeleri ile açıklamasını sonlandırdı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
İlyas Erbay tarafından
20 Mayıs, 2025 15:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum Sayısı: 0

İHMAL EDEREK SONUNDA BÜYÜK BEKA SORUNU HALİNE GETİRDİK !

Tarımı ihmal ülkeye ihanettir. Anadolu toprakları 300 milyon nüfusa yetebilecek bir potansiyele sahipken, bugün maalesef kendi kendine yetemiyor. Tarıma dair ne varsa gübresinden tohumuna kadar ithal ediyoruz. Bunun için milyarlarca dolar ödüyoruz. Bizim kadar tarım ithalatı yapan kaç ülke var?

Demoğrafik yapımızın bozulmasından tutun sınırlarımızın dibindeki yeni oluşumlara kadar o kadar büyük beka sorunlarımız varken, birde tarımı beka sorunu haline getirdik. Tarım milli meseledir,
siyaset üstüdür.
Şimdi bu yazdıklarımı okuyunca, "Tarım ihmal edilmemiştir çiftçimizin yanındayız, çok büyük destekler veriyoruz" diyenler olacaktır.
O yüzden mi bir zamanlar bu ülkede yetişen yüzlerce ürünü yüzlerce milyar dolar ödeyerek, dünyanın her yerinden ithal ediyoruz ?

Ülkemizde tarım arazileri büyük bir hızla azalıyor, buna bağlı olarak kırsaldaki genç nüfusda azalıyor. Yüksek üretim maliyetleri nedeniyle çiftçi üretmekte isteksiz davranıyor. Nitekim yüzölçümü 78,35 milyon hektar olan Türkiye'nin, uzun ömürlü bitkilerle beraber toplam arazi miktarı son 20 yılda 26,6 milyon hektardan 23,9 milyon hektara geriledi.

Artan ülke nüfusuna oranla artması gereken tarım arazilerimiz; son 20 yılda yüzde 9 oranında azaldı. Bunun temel nedenlerinden biri tarım arazilerinin turizm ve madencilikte kullanılması, ikinci neden tarım arazilerinin yerleşime açılması.

2002 yılında % 35 olan tarım sektöründe çalışanların oranı 2024 yılı itibariyle 14.8 e düşmüş.
Çiftçinin borcu 20 yılda 187 kat artmış. 2005 yılında 5 milyar TL olan çiftçinin borç tutarı 2025 yılında 935 milyar TL olmuş
Bu sürede çiftçiye verilen destek ise sadece 33 kat artmış.

Aşağıda sıraladığım şu maddelere parti programında yer veren ve milletimize bunların kararlılıkla, taviz vermeden uygulanacağını garanti eden bir muhalefet partisi var mı?

1.) Geçmişte, tarımda kendi kendine yeten ülkemizi; Başlatacağımız büyük tarım seferberliği ile tekrar hem kendi kendine yeten hemde tarım ürünleri ihraç eden bir ülke haline getireceğiz.
2.) Elektriği kamulaştırarak halkımızın ucuz elektrik tüketmesini sağlayacağız.
Özelleştirilen tüm stratejik kurumlarımızı ve fabrikalarımızı tekrar devlet güvencesine alacağız. Ülkemizin en büyük sorunu olan işsizliğin önüne geçmek için süratle yeni fabrikalar ve iş yerleri açacağız.
3.) Tarımla birlikte en çok ihmal edilen eğitimde gerçek bir reform yaparak çağı yakalayan dünya ile rekabet edebilen bir eğitim sistemini hayata geçireceğiz.
4.) Bilimde; teknoloji ve arge de dünya ile rekabet edebilen bir ülke olmanın yollarını açacağız.Teknik eğitime ağırlık vereceğiz.
5.) Her türlü görevlendirmede mutlaka liyakati esas alacağız.
6.) Devlet ihalelerini adam kayırmadan açık ve şeffaf bir şekilde hak eden şirketlere vereceğiz.
Ülkenin acil ve hayatı yatırımlarına öncelik vereceğiz.
7.) İsrafa şatafata, saltanata ve gereksiz harcamalara son vereceğiz.
8.) Üniversitelerimiz kendi rektörlerini kendileri seçecek.
Bilim adamlarımız özgürce korkmadan düşüncelerini ifade edebebilecekler.

  1. ) Kuvvetler ayrılığı, hukukun üstünlüğü ve bağımsız yargıyı mutlaka hâkim kılacağız.
    10.) Düzensiz göç mutlaka önlenecek. Ülkenin demografik yapısının bozulmasına asla müsaade edilmeyecek. Ülkenin her yerinde diledikleri gibi ikamet eden, en büyük kentlerde kendilerine istedileri gibi “gettolar” yaratan ve doğumlar nedeniyle sayıları hızla artan Suriyeliler uygun şartlar sağlanarak en kısa sürede ülkelerine geri gönderilecek.

Bana göre, bu hükümlerin tamamını parti programına koyan ve kararlılıkla hayata geçirebileceğine halkı ikna edebilen bir muhalefet ne yazık ki yok! Çeşitli muhalefet partilerinin programlarında yazdıklarımın bir kısmı farklı cümlelerle mutlaka vardır. Ancak, açık, net ve gerçekçi çözüm yollarıyla yer almadığı kanaatindeyim.

İşte bu nedenle ülkede iktidar kadar muhalefet sorunu da vardır.

İlyas Erbay

Bizi sosyal medyadan takip edin

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.