Reklam
Reklam
deprem sonrasi geldigi rizede mozaik sanatini icra ediyor d7jiRZ6I
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
28 Ekim, 2024 12:07 tarihinde yayınlandı
0

Deprem sonrası geldiği Rize’de mozaik sanatını icra ediyor

Asrın felaketinin ardından Rize’ye gelen Hatice Duran, Hatay’ın kültürü olan mozaik sanatını da peşinde getirdi.

Evli ve 3 kız çocuğu annesi olan 42 yaşındaki Hatice Duran asrın felaketi olarak adlandırılan 6 Şubat 2023 depreminin ardından ailesiyle birlikte Hatay’dan ayrılarak Rize’ye yerleşti. Bir süre Rize’de yaşayan Duran, kendisinin de alanı olan mozaik sanatının Rize’de olmadığını gördü. “Hatay’a gidemiyorsak Hatay’ı buraya getiririz” diyen Duran bu kez kendi kültürlerini Rize’ye taşıdı. Kendisine bir atölye açan Duran burada Rize’ye özgü atmacadan tutun da çay filizine, Çaykur Rizespor amblemine kadar tüm Rize’yi yansıtan figürleri mozaiğe döktü.

Rize’ye geldiğinde mozaik sanatının olmadığını gördüğünü ve bir Hataylı olarak bu sanat ile Rizelileri tanıştırmayı boynunun borcu bildiğini dile getiren Duran “Depremden sonra Rize’ye geldik. Rize’de de mozaik sanatının çok olmadığını gördüm. Bir Hataylı olarak Rize’ye bu sanatı katmanın boynumun borcu bildim. Onun için ben bu sanatı tanıtmak istiyorum. Taşların enerjisiyle insanlar tanışsın, taşlarla tanışsın, taşlardan yaptığımız bu ürünlerle tanışsın. Hem kursiyer yetiştirmek adına hem de bu sanatını tanıtmak adına bu atölyeyi açtım” ifadelerini kullandı.

Mozaik sanatının Sümerler’den günümüze geldiğine ve sadece bir ile entegre edilmesinin doğru olmadığına, bu nedenle Rize’yi mozaik sanatı ile bütünleştirmek istediğine vurgu yapan Duran “Ben burada hem Hatay’ı yaşıyorum hem Rize’yi yaşıyorum. Yani sanat Hatay’ın sanatı diye bir sanatı bir şehre tamamen de kısıtlamak çok doğru değil. Sanat Sümerler’den bu yana olan bir mozaik sanatı ama Hatay topraklarında daha fazla bulunmuş. Hatay topraklarında daha fazla bulunduğu için orada daha çok tanınıyor daha çok biliniyor. Buraya da geldik. Artık buranın topraklarında da mozaik olacak. Biz buranın kültürünü de kendi eserlerimize yansıtacağız. Çaykur Rizespor gibi, Atmaca gibi, çay bardağı gibi, çay çiçeği gibi, buranın taş köprüsü gibi. Hepsi eserlerimizde yer alacak. İki kültürü birleştireceğiz” dedi.

Rize’ye özgü motiflerin mozaik sanatına dökülmüş hallerinin ilgi gördüğünü kaydeden Duran sözlerinin devamında “Burada doğal taşlarla yapılmış olan tablolar çok ilgi görüyor. Çünkü doğal taşın bir enerjisi var. O doğal taş insanı çekiyor. Büyük kuşlu tablo olsun, tavus kuşu olsun. Tabii ki müze replikalarımız da çok ilgi görüyor. Tabii ki Çingene Kızı Antep ve bütünleşmiş. Çingene Kızı da çok rağbet gördü. Kabartmalı, mozaik, Çaykur Rizespor amblemi, tabii ki atmaca figürü çok ilgi gördü. Çay bardağı da çok ilgi gördü. Bu kültürü de burada yaşatacağız inşallah” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin