Asrın felaketinin ardından Rize’ye gelen Hatice Duran, Hatay’ın kültürü olan mozaik sanatını da peşinde getirdi.
Evli ve 3 kız çocuğu annesi olan 42 yaşındaki Hatice Duran asrın felaketi olarak adlandırılan 6 Şubat 2023 depreminin ardından ailesiyle birlikte Hatay’dan ayrılarak Rize’ye yerleşti. Bir süre Rize’de yaşayan Duran, kendisinin de alanı olan mozaik sanatının Rize’de olmadığını gördü. “Hatay’a gidemiyorsak Hatay’ı buraya getiririz” diyen Duran bu kez kendi kültürlerini Rize’ye taşıdı. Kendisine bir atölye açan Duran burada Rize’ye özgü atmacadan tutun da çay filizine, Çaykur Rizespor amblemine kadar tüm Rize’yi yansıtan figürleri mozaiğe döktü.
Rize’ye geldiğinde mozaik sanatının olmadığını gördüğünü ve bir Hataylı olarak bu sanat ile Rizelileri tanıştırmayı boynunun borcu bildiğini dile getiren Duran “Depremden sonra Rize’ye geldik. Rize’de de mozaik sanatının çok olmadığını gördüm. Bir Hataylı olarak Rize’ye bu sanatı katmanın boynumun borcu bildim. Onun için ben bu sanatı tanıtmak istiyorum. Taşların enerjisiyle insanlar tanışsın, taşlarla tanışsın, taşlardan yaptığımız bu ürünlerle tanışsın. Hem kursiyer yetiştirmek adına hem de bu sanatını tanıtmak adına bu atölyeyi açtım” ifadelerini kullandı.
Mozaik sanatının Sümerler’den günümüze geldiğine ve sadece bir ile entegre edilmesinin doğru olmadığına, bu nedenle Rize’yi mozaik sanatı ile bütünleştirmek istediğine vurgu yapan Duran “Ben burada hem Hatay’ı yaşıyorum hem Rize’yi yaşıyorum. Yani sanat Hatay’ın sanatı diye bir sanatı bir şehre tamamen de kısıtlamak çok doğru değil. Sanat Sümerler’den bu yana olan bir mozaik sanatı ama Hatay topraklarında daha fazla bulunmuş. Hatay topraklarında daha fazla bulunduğu için orada daha çok tanınıyor daha çok biliniyor. Buraya da geldik. Artık buranın topraklarında da mozaik olacak. Biz buranın kültürünü de kendi eserlerimize yansıtacağız. Çaykur Rizespor gibi, Atmaca gibi, çay bardağı gibi, çay çiçeği gibi, buranın taş köprüsü gibi. Hepsi eserlerimizde yer alacak. İki kültürü birleştireceğiz” dedi.
Rize’ye özgü motiflerin mozaik sanatına dökülmüş hallerinin ilgi gördüğünü kaydeden Duran sözlerinin devamında “Burada doğal taşlarla yapılmış olan tablolar çok ilgi görüyor. Çünkü doğal taşın bir enerjisi var. O doğal taş insanı çekiyor. Büyük kuşlu tablo olsun, tavus kuşu olsun. Tabii ki müze replikalarımız da çok ilgi görüyor. Tabii ki Çingene Kızı Antep ve bütünleşmiş. Çingene Kızı da çok rağbet gördü. Kabartmalı, mozaik, Çaykur Rizespor amblemi, tabii ki atmaca figürü çok ilgi gördü. Çay bardağı da çok ilgi gördü. Bu kültürü de burada yaşatacağız inşallah” şeklinde konuştu.


Deprem sonrası geldiği Rize’de mozaik sanatını icra ediyor
KALDIRIN ARADAKİ ASALAKLARI, ÜRETİCİ DE KAZANSIN, TÜKETİCİ DE.
Geçtiğimiz ay, Ticaret Bakanlığı tarafından zincir marketlere yönelik gerçekleştirilen denetimlerde, sebze ürünlerinde tarladan rafa uzanan tedarik zincirindeki fahiş fiyat artışları ve fahiş kâr oranları belgelenmişti.
Basında, çarşaf çarşaf haber oldu. Devletimiz milletin kanını emen fırsatçılara göz açtırmıyor diye sevinmiştik.
Denetimlerde, Çeri domates ve kırmızı kapya biber gibi ürünlerdeki astronomik fiyat artışları, Hal Kayıt Sistemi üzerinden yapılan incelemelerle ortaya çıkarılmıştı.
Antalya’da toptancıda kilogramı 50 TL olan çeri domatesin, İstanbul’daki bir zincir markette 225 TL ile 250 TL arasında değişen fiyatlarla satışa sunulduğunu basına yansıyan haberlerden öğrenmiştik. Adana’nın Karataş ilçesinde üreticiden veya komisyoncudan kilosu 7 TL’ye alınan kırmızı kapya biberin, aracıların ardından Diyarbakır’daki bir zincir markette tüketiciye 199,99 TL’ye satıldığı tespit edilmişti. Haksız fiyat artışı yaptığı tespit edilen firmaların dosyaları yaptırım uygulanmak üzere kurula iletilmiş, meyve ve sebze fiyatlarında olağanüstü artışlar yaptığı saptanan yüzlerce işletmeye milyonlarca lira idari para cezası kesilmişti.
Değişen ne oldu? Fiyatlar makul seviyelere indi mi? Hayır
Sebze ve meyve zincirindeki aracı tüccarların, ürünün tarladan sofraya gelirken fiyatının katlanmasına, fahiş fiyat artışlarına ve stokçuluğa yol açtıklarını bilmeyen var mı? Ürünlerin üreticiden tüketiciye geçene kadar birçok farklı aracı el değiştirmesi, her aşamada kâr payı eklenerek nihai satış fiyatının yapay şekilde yükselmesine neden oluyor. Bazı aracıların kayıt dışı alım-satım yapması, sahte fatura düzenlemesi veya gerçeğe aykırı beyanlarla piyasadaki fiyat dengesini manipüle etmesi vurgunlara yol açıyor. Ticaret Bakanlığı gibi kurumlar ve Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu, keyfi fiyat artışlarına karşı denetimler yaparak milyonlarca liralık cezalar uygulamakta. Buna rağmen millet fahiş fiyatlardan şikayetçi. Çünkü değişen hiç bir şey yok.
Bu tür haksız uygulamaların önüne geçmek için doğrudan üreticileri tüketiciyle buluşturan e-ticaret modelleri, Tarım Kredi kooperatifleri veya doğrudan üretici pazarları gibi destekleyici sistemleri hayata geçirmek zorundayız.
Denetleyip ceza, kesmek sorunu çözmüyor.
Tedarik Zincirinin Kısaltılması gerekiyor. Aracı sayısını azaltmak için üretici kooperatifleri doğrudan desteklenmeli, üreticinin ürettiği ürünü tüketiciye aracısız ulaştırabileceği dijital ve yerel lojistik ağlar (hal yasası düzenlemeleri ile) kurulmalıdır.
İşin eziyetini çeken üretici, kaymağını yiyen başkaları.
Yeter artık, üreticiyi en kısa yoldan buluşturun tüketiciyle.
Üreten de kazansın, tüketen de.
İlyas Erbay


