
Zonguldak’ta Kızlar Plajı’nda deniz kenarında akıntıya kaptırdığı tekliğini kurtarmak için girdiği denizde boğularak hayatını kaybeden Rasim Ünal (31) memleketi Karabük’te son seyahatine uğurlandı.
Edinilen bilgiye nazaran olay, dün öğle saatlerinde Zonguldak’ın Kızlar Plajı’nda meydana geldi. Teze nazaran, gezmek için eşi ile birlikte Zonguldak’a giden 31 yaşındaki Rasim Ünal, dalgalı olan denizde kumsalda gezerken, ayağındaki terliği çıktı. Bu sırada dalgalarla birlikte sürüklenen terliğini kurtarmak için denize giren genç, bir anda dalgaların ortasında çırpınmaya başladı. Eşinin çığlıkları sonucu Ünal’ın çırpındığını gören vatandaşlar çabucak durumu kıyı güvenlik ve sıhhat gruplarına haber verdi. Olay yerine gelen kıyı güvenlik takımları ve vatandaşlar Rüstem Ünal’ı denizden kurtararak bota çıkardı. Botla sıhhat gruplarına teslim edilen Ünal, ambulansla Atatürk Devlet Hastanesine götürüldü. Ünal, burada yapılan tüm müdahalelere karşın kurtarılamayarak hayatını kaybetti.
Otopsi süreci tamamlanan Rasim Ünal’ın cenazesi daha sonra Karabük’e getirildi. Merkeze bağlı Yeşilköy mescidinde öğlen namazına müteakip kılınan cenaze namazı sonrası Ünal’ın cenazesi gözyaşları ortasında köy mezarlığında toprağa verildi.
Denizde boğularak hayatını kaybeden 31 yaşındaki Rasim Ünal’ın Kastamonu Üniversitesi’ne bağlı Araç Meslek Yüksek Okulunda güvenlik vazifelisi olarak çalıştığı öğrenildi.


Denize kaçan terliğini kurtarmak için can verdi
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

