Çiftçilerin yeni düşmanı istilacı ‘güz tırtılı’ - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
03 Kasım, 2023 00:00 tarihinde yayınlandı
0
0

Çiftçilerin yeni düşmanı istilacı ‘güz tırtılı’

Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam, kahverengi kokarca gibi istilacı bir tür olan ve bitkilere zarar veren ‘güz tırtılı’ konusunda üreticileri uyardı.

Polifag bir zararlı olan güz tırtılı (mısır yaprak kurdu, yıkım kurdu, çim kurdu, s. frugiperda) sırasıyla en fazla mısır, pirinç, sorgum, şeker kamışı, pamuk, soya, yer fıstığı, yonca, soğan, fasulye, tatlı patates, domates, patlıcan, biber, tütün, krizantem, karanfil ve sardunya ile besleniyor. Ayrıca turpgiller ve kabakgiller familyalarında da önemli bir zararlı olarak dikkat çekiyor. Kahverengi kokarca gibi istilacı bir tür olan güz tırtılı hakkında çiftçileri uyaran Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam, mücadelenin önemine değindi.

“Yeni istilacı tür olarak güz tırtılı da gündemimize gelmiştir”

Konu ile ilgili açıklama yapan Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam, “Tarımda ürün kalitesini ve verimi etkileyen temel faktörlerden biri de zararlılar ve bunlarla mücadeledir. Her ne kadar kimyasal mücadeleyi fazla tercih etmesek de bazen bu zaruri olabilmektedir. Kahverengi kokarca konusundaki çalışmalarımız aktif bir şekilde devam ederken, yeni istilacı tür olarak güz tırtılı da gündemimize gelmiştir. Bir zararlının yaklaşık bin adet yumurta bıraktığını göz önünde bulundurarak, hızlı yayılabileceğini düşünmekte ve erken müdahale için çalışmalarımıza başlamış bulunmaktayız. Kültürel mücadele ile erken ekim veya erken olgunlaşan çeşitlerin ekilmesidir. Erken hasat ile süt olum dönemindeki yüksek güz tırtılı istilasından korunma sağlanabilir. Hasat sonrası derin toprak işleme yapılmalı ve kendi gelen mısır bitkileri yok edilmelidir. Kimyasal mücadelede ise aktif madde dozları ve ilaçlama süreleri önemli olup, bilinçsiz ve fazla ilaçlamadan kaçınmalı, gerekli görülen durumlar için il/ilçe müdürlüklerimize başvurulmalıdır. Tüm üreticilerimize hastalık ve zararlılardan ari bir üretim sezonu diliyorum” dedi.

“Bir dişi 500 km uçtuktan sonra bin yumurta bırakıyor”

Zararlı hakkında teknik bilgileri de veren Müdür Sağlam, “Erginler sıcak ve nemli akşamlarda aktiftirler. Yaşam döngüsü yazın yaklaşık 30 günde, ilkbahar ve sonbaharda 60 günde, kışın ise 80 ila 90 günde tamamlanır. Yumurtalarını yaprakların alt yüzeyine 100-300’lük küme halinde bırakır. Yumurta kümesi genellikle gri renkli keçe benzeri tüy, pul tabakası ile kaplıdır. Bir dişi yaklaşık bin adet yumurta bırakabilir. Yumurtalarını 500 km uçtuktan sonra bırakma eğilimindedir. Yumurtalarının büyük kısmını yaşamının ilk dört ila beş günü boyunca bırakır, ancak üç haftaya kadar bir miktar yumurtlama meydana gelir. Larvalarda uzunlamasına bant şeklinde şeritler bulunur. Genellikle yeşil olmakla birlikte kahverengimsi siyah renkli de olabilirler. Larva segmentlerinde verev lekeler bulunur. Olgun larvalar genellikle 35-40 mm uzunluğundadır. İleri dönem larvalarda başın üzerinde sarı renkte ters bir Y şekli ve dorsal kısmında sondan ikinci segmentte kare şeklinde 4 adet siyah nokta bulunur. İkinci ürün mısırın sert olum dönemine kadar sürveylerin devam etmesi gerekir. Larva yoğunluğu fazla olan alanlarda büyüme dönemindeki bitkilerin yapraklarını yemeleri ve büyüme merkezlerini kesmeleri sonucu bitkiler kurumakta ve dolayısıyla önemli oranda zarar meydana gelmektedir. Süt olum döneminde beslenmesi ile de seyrek daneli mısır meydana gelmektedir. Larva evresinin süresi yazın yaklaşık 14 gün, serin havalarda ise 30 gün kadardır. İstilacı bir tür olan S. frugiperda’nın larva yoğunluğuna bağlı olarak zarar oranı değişmektedir” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
fq23333
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
21 Nisan, 2026 15:00 tarihinde yayınlandı
0
0

ÜLKESİ LÜBNAN’DA İSRAİL KATLİAM YAPIYOR, SEFİR EFENDİNİN DERDİ TÜRKİYE’NİN YÖNETİM MODELİ !

ABD nin Türkiye büyükelçisi, dolar milyarderi, Lübnan asıllı, 79 yaşındaki Thomas J Barrack şimdi de, Türkiye’ye monarşi güzellemesi yapıyor. Daha önce de İzmir’e yaptığı bir konuşmada Osmanlı millet sistemini önermişti.
Monarşi, siyasi yetkinin kral, padişah, imparator gibi tek bir kişinin (monark) elinde bulunduğu, yönetimin genellikle soyağacı (babadan oğula/kıza) yoluyla geçtiği bir yönetim biçimidir. Bu sistemleri önermesinin ardındaki niyet bellidir. Türkiye’nin kendi kontrollerinde bir kukla devlet olmasını istiyorlar.

1 yıl kadar önce Türkiye’ye ayak bastığı anda bir konuşma yapmıştı. O konuşma iyi analiz edildiğinde, sefirin karakteri ve niyeti ile ilgili bana göre net ifadeler içeriyordu.
Kendisi ile ilgili ilk yazımı o gün yazmıştım. Daha sonraki süreçte her konuşmasını takip edip, bu hadsiz sefirle ilgili 3 yazı daha yazdım.
İlk yazımın başlığı ” Sn. Büyükelçi lütfen daha açık konuşun” idi.

O yazımı, Türkiye’ye ayak bastığında hava alanında yaptığı konuşmaya tepki olarak yazmıştım. Konuşmasının orijinali aynen şuydu;

“I come with a simple message from President Trump, which is his desire to raise the level of the alliance between Türkiye and the United States to the level that it deserves. We’ve always had a great relationship, but it should be an extraordinary relationship.”

Türkçesi;
Başkan Trump’tan basit ( net ) bir mesajla geliyorum, bu da Türkiye ve ABD arasındaki ittifak seviyesini hak ettiği seviyeye yükseltme arzusu. Her zaman harika bir ilişkimiz vardı, ama bu olağanüstü bir ilişki olmalı. – Büyükelçi Thomas J. Barrack

Kendisine hitaben,
“Her zaman harika ilişkimiz vardı!” Öyle mi? demiş ve devam etmiştim.
Mr. Barrack, ilişkilerimizin sizin açınızdan bakıldığında harika olduğuna hiç şüphe yok! Bizim açımızdan bakıldığında ise tam tersi.
Belli ki, Türkiye’yi ve Türk halkını yeteri kadar tanımıyorsunuz. Bakınız, ben anlatayım size o harika olarak tanımladığınız ilişkilerimizi;

Türk milleti sizi PKK’ya destek veren fetö terör örgütüne kucak açan Türkiye’deki darbelerde parmağı olan ülke olarak tanıyor ve güvenmiyor!
Biz, müttefik olmanın gereğini, her koşulda, büyük bedeller ödemek pahasına ( mesela Kore’de ) yerine getirirken, siz ne yaptınız? Yüzümüze güldünüz hep sırtımızdan vurdunuz.
Sizin ne kadar değerli (!) bir dost (!) olduğunuzu biz çocukluğumuzdan biliriz.. Marshall yardımı diye; gönderdiğiniz o berbat süt tozlarını unutmadık.
Silah yardımı diye kakaladığınız hurdaları da unutmadık. Onları neden gönderdiğinizi de çok iyi biliyoruz.
Tarımımızı, sanayimizi bitirmek için; Gerçek müttefikiniz olan İsrail ile oynadığınız bütün oyunların farkındayız. Bir şekilde satın aldığınız içimizdeki vatan hainleri ile işbirliği yaparak bu ülkenin hep önünü kestiniz.
Uçak üretmeye başlamıştık,
“Biz size çok daha ucuza veririz, kapatın fabrikanızı dediniz. İçimizdeki o vatan hainlerini de kullanarak kapattırdınız.
Eliniz hep eğitim sistemimizin üzerinde oldu. Köy Enstitülerini hayata geçirmiştik, onu’da kapattırdınız.
GAP da oynadığınız oyunları da biliyoruz.
Bu ülkenin düşmanlarıyla hep iş birliği içerisinde oldunuz. PKK ya PYD ye eğitimler verdiniz, binlerce tır silah gönderdiniz. Uyarılarımızı hiç bir zaman dikkate almadınız.
Fetö elebaşını ülkenizde himaye ettiniz. Defalarca istedik vermediniz.
70 yıldır Türkiye’nin önünü kesmek için uğraşıyorsunuz.
İkide bir ekonomimizi mahvetmekle, yaptırımlar uygulamakla tehdit ediyorsunuz. Müttefikliğe yakışıyor mu bu tavrınız?
Daha neler var neler, bu liste uzar gider.

Bu mudur mükemmel olan ilişkimiz.? Sayın büyükelçi, tüm bu gerçekler ortada iken İlişkilerimizi olağan üstü bir seviyeye taşımaktan ne anlamalıyız? Lütfen daha açık konuşur musunuz?

Bizim Bülent’in bir sözü var “Fevkaladenin fevkinde” kastettiğiniz böyle bir şey mi acaba? Yani ilişkilerimizi harikadan olağan üstüne taşırsak, bugüne kadar yaptıklarınızdan çok daha beterini mi göreceğiz?

“Bu saydıklarınızdan bizden önceki yönetimler sorumlu. Trump’ın Başkanlığı döneminde müttefiklik ilişkilerimizde bu tür yanlışlıklar asla olmayacak diyebiliyor musunuz? O halde, önce gerçek bir öz eleştiri yaparak, ülkeniz adına Türk halkından özür dileyin.
Sonra, çok hevesli iseniz ilişkilerimizi olağanüstü bir seviyeye taşımak için yeni bir sayfa açarsınız. Bizde 80 yılın verdiği tecrübe ile bunu ihtiyat çerçevesinde değerlendiririz.

Bu adamla ilgili 11 mayıs 2025 tarihinde yazdığım İlk yazı bu idi.
Sonrasında,
17 temmuz 2025 tarihinde “Bu Adama Dikkat” başlığı ile ikinci yazımı,

6 Kasım 2026 tarihinde “Türkiye’nin İzleyeceği Politikaya Sen Mi Karar Vereceksin” başlığı ile üçüncü yazımı

9 Aralık 2025 tarihinde “Bu Adam Çizmeyi Çok Aştı” başlığı ile dördüncü yazımı yazmıştım.

Anadolu basınının amatör bir yazarı olarak, anlı şanlı yazarlarımız dururken bu hadsiz herife her konuşmasından sonra tepki göstermek bana kalmıştı. Ben ilk günden itibaren tam 4 yazı yazdım, bu beşincisi.

Şimdi bakıyorum da bizim meşhur kalemler anca farkettiler Lüblanlı bu amcanın kim olduğunu. Nihayet tepkiler ardı ardına gelme başladı.
Günaydın beyler.
Geçte olsa uyandınız. O’da güzel.

Değerli okurlarım, sefirle ilgili ilk yazıma burada özellikle tekrar yer verdim. Konunun özünün, yani ABD nin gerçek yüzünün unutulmaması açısından önemlidir. Sefirle ilgili diğer yazılarımı merak edenler, yukarıda verdiğim başlıklarla aratarak arşivlerden ulaşabilir.

İlyas Erbay