Samsun’da, CHP Atakum İlçe Başkanlığı mahalle delege seçimlerinde bir kişinin ağır yaralandığı kavga sonrası tutuklanan 2 kardeş, ilk duruşmada hakim karşısına çıkarak savunma yaptı. Asliye ceza mahkemesinde görülen davada görevsizlik kararı verilip dosya ağır ceza mahkemesine gönderildi.
16 Ağustos’ta CHP Atakum İlçe Başkanlığı mahalle delege seçimlerinde çıkan kavgada ilçe başkan adayı Prof. Dr. Şevket Özkaya’nın yüzüne tekme isabet ederken, Ayhan Abdik (46) ise aldığı darbeler sonucu ağır yaralanmıştı. Daha önce beyin ameliyatı geçirdiği öğrenilen Abdik, yoğun bakım servisinde tedavi edilmişti. Ayhan Abdik’i darbettikleri iddiasıyla Burak K. (29) ve kardeşi Sefa K. (25), Samsun Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekiplerince gözaltına alınmış ve 18 Ağustos’ta çıkarıldıkları mahkemece tutuklanmıştı.
Kardeşler hakkında Samsun 1. Asliye Ceza Mahkemesinde dava açıldı. Davanın ilk duruşmasında tutuklu kardeşler kendilerini savundular. Burak K., olay günü seçim için salonda bulunduğunu belirterek, “Kavga çıktığını görünce baktığımda bazı kişilerin Engin Sevim’i darp ettiğini gördüm. Kardeşimle birlikte araya girdik. Bu sırada Ayhan Abdik kardeşime hamle yapınca onu korumak amacıyla Abdik’i ittirdim. Başka bir temasım olmadı. Olayların bu noktaya geleceğini tahmin etmedim. Kardeşimin tekme attığını sonradan kamera kayıtlarından gördüm. Çok pişmanım, ailesinden özür diliyorum” dedi.
Sefa K. ise savunmasında, “Seçim için salondaydım. Kavga çıktığını görünce ayırmak için müdahale ettim. Ayhan Abdik yerdeyken ayağa kalkıp elini beline atarak bana hamle yaptı. Bunun üzerine ona vurdum. Pişmanım, salıverilmeyi talep ediyorum” ifadelerini kullandı.
Mahkeme, görevsizlik kararı vererek dosyanın nöbetçi ağır ceza mahkemesine gönderilmesine hükmetti. Kardeşlerin tutukluluk hallerinin ise devamına karar verildi.


CHP delege seçimindeki kavgada tutuklanan 2 kardeş hakim karşısına çıktı
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

