Çaycuma’nın Almanya’daki kardeş kenti Lennestadt’ta 13 Eylül Cuma günü düzenlenecek olan “Lennestadt Koşuyor” etkinliğine, Çaycuma’dan dört kişilik bir grup katılacak. Aralarında Çaycuma Belediyesi spor antrenörü Suat Kerçin’in de bulunduğu grup, kardeşlik bağlarını güçlendirmek amacıyla koşuda yer alacak.
Lennestadt Şehir Sporları Birliği tarafından organize edilen etkinlikte, katılımcılar farklı yaş gruplarında en az 1.2 kilometre, en fazla ise 6 kilometre koşacak. Bu önemli organizasyona Çaycuma’nın da katılım sağlaması, iki şehir arasındaki dostluk ve işbirliğini pekiştiriyor.
Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı, konuyla ilgili yaptığı açıklamada Lennestadt ile olan ilişkilerin her alanda en üst seviyede devam ettiğini vurguladı. Başkan Kantarcı, “Almanya’daki kardeş kentimiz Lennestadt’la olan ilişkilerimiz, eğitimden spora kadar birçok alanda gelişiyor. Bu etkinlik, iki şehir arasındaki bağları daha da güçlendirecek. Lennestadt, birçok ülkeden insanın bir arada yaşadığı çok kültürlü bir kent. Çaycuma’nın bu tür uluslararası etkinliklerde temsil edilmesini çok önemli buluyorum” dedi.
Başkan Kantarcı, spor işbirliğinin daha da ilerletileceğini belirterek, “17 Kasım’da düzenleyeceğimiz Çaycuma Yol Koşusu’na Lennestadt’tan da katılım bekliyoruz. Ayrıca önümüzdeki aylarda başka bir spor kafilesi Çaycuma’da olacak. Spor alanındaki bu işbirliği, sadece spor kulüplerimizin değil, iki kentin sportif gelişimine de katkı sağlayacak” şeklinde konuştu.
Çaycuma’nın uluslararası işbirlikleriyle modern şehircilik yolunda önemli adımlar attığını vurgulayan Başkan Kantarcı, koşuya katılarak ilçeyi temsil edecek olan tüm katılımcılara teşekkür etti.


Çaycuma’dan kardeşlik için Lennestadt’ta koşacaklar
TÜİK’İN ÇOCUK VERİLERİ İÇLER ACISI !
Türkiye’nin demografik yapısı hızla değişiyor. Bu durum uzmanlar tarafından demografik bir kriz olarak nitelendiriliyor. Genç nüfustaki azalma ve doğurganlık oranlarının düşmesi sosyal, ekonomik ve stratejik açıdan ciddi tehlikeler barındırıyor.
Türkiye’nin toplam nüfusu şu an artmaya devam etse de, yıllık nüfus artış hızı Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyelerine geriledi. Toplam doğurganlık hızı 1,51 çocuğa kadar düştü. Uzmanlar, nüfusun 2050’li yılların ortasına kadar 90-94 milyon bandında zirveyi görüp sonrasında kalıcı bir azalışa geçeceğini öngörüyor.
TÜİK tarafından Nisan 2026’da yayımlanan en güncel “İstatistiklerle Çocuk” verilerine göre, Türkiye’de yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altındaki çocukların oranı %36,8
Bu oran, Türkiye’deki yaklaşık 21,3 milyon çocuktan 7 milyon 870 binine denk geliyor.
Risk altındaki erkek çocukların oranı %36,0 iken, kız çocuklarında bu oran %37,8’e çıkmaktadır.
Türkiye genelinde yetişkin nüfusun yoksulluk veya sosyal dışlanma riski oranı %27,9 seviyesinde kalırken, çocuklardaki risk bu orandan yaklaşık 9 puan daha fazladır.
Çocuk nüfus oranının en yüksek olduğu il %43,3 ile Şanlıurfa, en düşük olduğu il ise %15,9 ile Tunceli’dir
EUROSTAT VERİLERİ TÜİK VERİLERİ İLE ÖRTÜŞÜYOR.
Avrupa İstatistik Ofisi Eurostat, Avrupa Birliği ülkelerinde ve Türkiye’de yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altında bulunan insan sayısını çıkarmış. Eurostat 2025 verilerine göre; Avrupa Birliği ülkelerinde yüzde 20.9 olan yoksulluk ve sosyal dışlanma riski Türkiye’de yüzde 29.8 olarak ölçülmüş. Bu oranla Avrupa ülkeleri arasında ilk sıradayız.
Türkiye 25 milyonluk nüfusla Avrupa’da yoksulluk ve sosyal dışlanma riskinde zirvede yer alıyor. Özellikle emeklilerdeki risk oranı Avrupa ortalamasının iki katını aşıyor.
TÜRK-İŞ’in her ay sonu açıkladığı açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarına bakarsak; emeklilerin neredeyse tamamı açlık sınırı rakamlarının da altında yaşam mücadelesi veriyor.
Avrupa kıtasında gelir ve refah seviyesi açısından uzun süredir alt sıralarda yer alan Türkiye, artık yoksulluk ve sosyal dışlanma istatistiklerinde de liderlik koltuğuna oturmuş durumda.
Ülkemizde yaklaşık 25 milyon insan, gelir yetersizliği, beslenme alışkanlıklarındaki zorluklar ve sınırlı sosyal olanaklar nedeniyle yoksulluk ve sosyal dışlanma riskiyle yaşamını sürdürüyor.
SOSYAL DIŞLANMA; bireylerin ya da belirli toplumsal grupların ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal haklara erişiminin kısmen veya tamamen engellenerek toplumun dışına itilmesi durumudur. Bu kavram, bireyin sadece yoksul olmasını değil; eğitim, sağlık, istihdam ve karar alma mekanizmaları gibi toplumsal süreçlerin dışında kalmasını da ifade eder.
Avrupa’da 65 yaş ve üzerinde yoksulluk ve sosyal dışlanma riskiyle karşı karşıya olanların yüzde 15.6 olurken, Türkiye’de bu oran yüzde 38.1’e yükselmiş.
Görüldüğü gibi, Avrupa İstatistik Ofisi Eurostat ve TÜİK verileri, Türkiye için acı tabloyu gözler önüne seriyor.
Genç nüfusumuz azalıyor diye yakınıyoruz. Çocuk sahibi olmayı teşvik ediyoruz. İyi de,
yoksulluk ve sosyal dışlanma riskindeki çocukların oranı % 36.8 iken nasıl olacak bu iş?
İlyas Erbay


