Çay fabrikasının tozu mahalle sakinlerini canından bezdirdi - Karabük Haber Postası
cay fabrikasinin tozu mahalle sakinlerini canindan bezdirdi iqRTd3ga jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
06 Haziran, 2024 12:22 tarihinde yayınlandı
0
0

Çay fabrikasının tozu mahalle sakinlerini canından bezdirdi

Trabzon’un Of ilçesine bağlı Pınaraltı Mahallesi’ndeki çay fabrikasının bacasından çıkan kömür tozu ve işlenmiş çay tozu yüzünden mahalle sakinleri pencerelerini açamıyor. Mahalle sakinleri çay sezonunda balkonlarını her gün temizlemek zorunda kalırken, dışarıya çamaşır asamadıklarından şikayet ediyor.

ÇAYKUR’a bağlı Karaca Çay Fabrikası’nın bacasının filitresiz olması ve işlenmiş çay çöpünün tozu yününden mahalle sakinleri, her gün çile çekiyor. Kapı ve pencerelerini açamayan mahalle sakinleri fabrika ile ÇAYKUR’A her türlü şikayetlerine rağmen bir sonuç alamamaktan yakınıyor. Mahallenin ortasında yer alan çay fabrikasının yaklaşık 200 metre yakınında bir ilköğretim okulu da yer alıyor. Fabrikanın kömür ve işlenmiş çay tozu özellikle astım ve KOAH hastalarının hayatını olumsuz bir şekilde etkiliyor. Bölgeye yayılan tozlar çay bahçelerinin üzerine düşerek çaya da zarar veriyor.

ÇAYKUR dahil bir çok kuruma şikayetlerini bildirdiklerini belirten Pınaraltı Mahallesi Muhtarı İshak Akyüz, “Başka fabrikalarda işlenen çay çöplerini bu fabrikanın sahasına döküyorlar. Hemen aşağısında okul var. Yağmur yağdığı zaman bu çöpten çıkan kirli su akarsulara karışıyor. Üç mahalle muhtarı olarak ÇAYKUR’a müracaat ettik, hiçbir sonuç çıkmadı. Yetkililerden bu sorunu çözmelerini istiyoruz. Fabrika bacasından çıkan kömür tozu, çay çöplerinin tozları kafamıza yağıyor. 181’i aradık oradan da bir sonuç çıkmadı” dedi.

“Süpürge elimizde kaldı”

Yetkililerden bir çözüm beklediklerini ifade eden mahalle sakinlerinden Nimet Akyüz ise “Her gün balkon süpürmekten bezdik. Toz almaktan bıktık. Süpürge elimizde kaldı. Yetkililerden çözüm bekliyoruz. Balkon cam açamıyoruz. Komşularda herkeste şikayetçi. Balkona çamaşır asamıyoruz. İstanbul’dan buraya temiz hava almaya geliyoruz ama toz içine kalıyoruz. Tozdan kaçıyoruz toza yakalanıyoruz. Ben astım hastasıyım, eşim KOAH hastası. Bu soruna çözüm bekliyoruz” derken, Seyhan Akyüz ise “Fabrikanın tozundan bıktık, usandık, illallah dedik. Her gün 2-3 kez balkon yıkıyoruz. Kapı pencere açamıyoruz. Halılar hemen toz oluyor. Yetkililerden oturdukları yerden kalkıp bu soruna bir çözüm bulmalarını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay