blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
20 Kasım, 2025 12:52 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Büyük Mütefekkir Diriliş Şairi Sezai Karakoç, BEUN’da anıldı

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesinde (BEUN), Diriliş Şairi Sezai Karakoç üzerine yaptığı çalışmalarıyla tanınan Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şaban Sağlık’ın konuşmacı olduğu "Bir Medeniyet Mütefekkiri Olarak Sezai Karakoç" başlıklı konferans ağır ilgi gördü.
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Sezai Karakoç Kültür Merkezinde düzenlenen konferansa, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şaban Sağlık konuşmacı olarak katıldı. Programa; BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer’in yanı sıra senato üyeleri, akademik ve idari işçi, üniversite öğrencileri ile Zonguldak’ta bulunan çeşitli ortaöğretim kurumlarından gelen öğrenciler iştirak gösterdi. Hürmet duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının akabinde, Sezai Karakoç’un fikir ve sanat dünyasını yansıtan kısa sinema izlendi.
Kısa sinema gösteriminin akabinde açılış konuşmasını gerçekleştirmek üzere kürsüye gelen BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Türk fikir ve edebiyat dünyasının müstesna isimlerinden Sezai Karakoç’u anmak ve anlamak üzere bir ortaya gelindiğini belirterek kelamlarına başladı. Karakoç’un şiiri ve kanıyı bir medeniyet tasavvuruyla ele alan, aşkı, irfanı ve dirilişi tıpkı potada eriten bir mütefekkir olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özölçer, "Bizler de üstadın izinde, Sezai Karakoç Kültür Merkezinde edebiyattan sanata, ideolojiden iktisadi ve idari bilimlere uzanan birçok alanda değerli çalışmalara imza atmaya devam ediyoruz." tabirlerini kullandı. Programa teşrif eden Prof. Dr. Şaban Sağlık’ın, Karakoç’un engin fikir dünyasını geniş kitlelere anlaşılır ve tesirli bir lisanla aktaran değerli bir isim olduğunu belirterek kendisine teşekkür eden Prof. Dr. Özölçer, büyük mütefekkiri vefatının 4. yıl dönümünde hürmet, rahmet ve minnetle andıklarını tabir ederek, programın gerçekleşmesinde emeği geçen herkese teşekkürlerini sunup konuşmasını sonlandırdı.
Konferansa davetli konuşmacı olarak katılan Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şaban Sağlık, "Bir Medeniyet Mütefekkiri Olarak Sezai Karakoç" başlıklı sunumunda, Karakoç’un niyet dünyasının Yahya Kemal’den Yunus Emre’ye, Mevlânâ’dan Hacı Bektaş Veli’ye, Necip Fazıl Kısakürek’ten Mehmet Âkif Ersoy’a kadar uzanan büyük irfan ve edebiyat geleneğinden beslendiğini söz etti. Karakoç’un şiirlerinde, denemelerinde, gazete yazılarında ve felsefi metinlerinde diriliş fikrini bir medeniyet projesi hâline getirdiğini vurgulayan Sıhhat, onun masal anlatıcılığı istikametiyle de insanı hakikate ve umuda çağıran özgün bir üslup kurduğunu belirtti.
Prof. Dr. Sağlık, ayrıca Sezai Karakoç’un aydın sezgisi ve sorumluluğu ile 1966 yılında yaptığı bir tespitte FETÖ’nün gerçek yüzünü ortaya koyduğunun altını çizdi. Karakoç’un Hatıralar’ında yer alan "Bir mahalle imamı olacak kişiyi siz bir kentin imamı olarak ilan ederseniz, bu mübalağa yarar değil ziyan getirir. Hatta bir mahalle imamı dahi olamayacak kişiyi, ümmetin imamı; ufak bir zümrenin piri olamayacak kişiyi de kutup olarak ilan ederseniz hakikatleri aksi yüz edersiniz" kelamlarıyla bu tehlikeyi yıllar evvel, çok erken bir tarihte işaret ettiğini tabir etti. Sezai Karakoç’un yapıtları üzerinden ideoloji, edebiyat ve niyet dünyasını derinlikli bir perspektifle ele alan Prof. Dr. Sağlık, konuşmasını programın düzenlenmesinde başta BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ederek sonlandırdı.
BEUN mesken sahipliğinde gerçekleşen "Bir Medeniyet Mütefekkiri Olarak Sezai Karakoç" başlıklı konferans, Prof. Dr. Şaban Sağlık’a teşekkür dokümanının takdim edilmesi ve günün anısına çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.