BU RAKAMLAR DUDAK UÇUKLATIYOR !
Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın yılın ilk dokuz ayında ödediği yüksek faiz miktarı ve trilyonlarca liralık borç yükü ekonomideki temel sorunlar arasında yer alıyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığı geçtiğimiz ay 274 milyar lira, bu yılın Ocak-Eylül döneminde ise 2.2 trilyon lira faiz ödedi.
Yılın bitmesine 3 ay daha var.
Yılın tamamı dikkate alındığında, rakam muhtemelen 3 trilyonu bulacak. Bu sadece faize ödenen. Faiz harcamamız 1 yılda % 40.1 oranında artmış.
Son günlerde yaşanan borsa vurgunu algılarımızı alt üst etti. Rakamların büyüklüğünü algılamakta zorlanıyoruz. Milletin kafası TL den 6 sıfır atıldıktan sonra zaten karışmıştı. Halen eski para ile konuşan insanlar var! Milyon nedir, milyar nedir, trilyon nedir? Milletin büyük bir çoğunluğu farkında bile değil.
"1 yılda sadece faize yaklaşık 3 trilyon ödeniyor." dediğimizde rakamın büyüklüğü yeterince anlaşılamıyor. Dolar üzerinden ifade, edersek belki anlaşılabilir.
11 Ekim 2026 itibarıyla dolar kurunu yaklaşık 49,27 TL alırsak:
3.000.000.000.000 TL ÷ 49,27 = yaklaşık 60,89 milyar dolar.
Yani Hazine'nin yılda 3 trilyon TL faiz ödediği varsayımından hareket edersek, bu tutar yaklaşık 61 milyar dolar ediyor.
* 61 milyar dolarla 80 büyük şehir hastanesi yapılabiliyor.
* Tanesi 92 milyon dolardan 663 adet F35 A uçağı alınabiliyor.
* 17 milyon emekli sefaletten refaha ulaştırılabiliyor.
PEKİ, TÜRKİYE NEDEN BU KADAR YÜKSEK FAİZ ÖDÜYOR?
Ekonomiye üniversite yıllarından buyana özel ilgim var. Konuyu biraz araştırdım.
Bunun tek bir nedeni yok. Birbirini besleyen birkaç temel sorun var.
1. Yıllar içinde biriken borçlar
Devletin gelirleri giderlerini karşılamadığında aradaki farkı kapatmak için borçlanması gerekir.
Borçlanma yıllar boyunca devam ettiğinde devlet yalnızca yeni harcamalarını değil, geçmişten kalan borçlarının faizini ve vadesi gelen anaparasını da karşılamak zorunda kalır.
Burada bir kısır döngü ortaya çıkabilir:
Bütçe açığı oluşur.
Açığı kapatmak için borçlanılır.
Borçların faizleri bütçeye yük getirir.
Faiz giderlerini de karşılamak zorlaştığında yeni borçlanma ihtiyacı artabilir.
Bu döngü kırılmazsa bütçedeki hareket alanı daralır.
2. Enflasyonun geçmişten gelen faturası
Türkiye'deki faiz yükünü anlamak için enflasyonun geçmişteki etkilerine de bakmak gerekiyor.
TÜRKİYE BU FAİZ YÜKÜNÜ AZALTMAK İÇİN NE YAPMALI?
Bunun kısa vadede tek bir çözümü yok. Kalıcı bir iyileşme için birkaç politikanın birlikte yürütülmesi gerekir.
1. Enflasyon kalıcı biçimde düşürülmeli. Geçmişteki enflasyonun borç maliyetlerine yansıması azaltılmalı ve yeni borçlanmalar daha öngörülebilir koşullarda yapılabilmeli.
2. Bütçe disiplini sağlanmalı. Kamu harcamalarının verimliliği artırılmalı; kaynakların ekonomik ve toplumsal getirisi dikkate alınmalı.
3. Üretim ve ihracatın niteliği yükseltilmeli. Yüksek katma değerli üretim, teknoloji geliştirme ve verimlilik artışı desteklenmeli. Böylece ülkenin döviz kazanma kapasitesi güçlendirilebilir.
4. Hukuka ve ekonomik kurallara güven güçlendirilmeli. Yatırımcıların geleceği öngörebildiği, kuralların istikrarlı uygulandığı bir ortam, uzun vadeli yatırımları ve daha elverişli finansman koşullarını destekleyebilir.
5. Borçların vade ve para birimi yapısı dikkatle yönetilmeli. Kısa vadede yoğunlaşan geri ödemeler ve döviz riskleri, iyi bir borç yönetimiyle sınırlandırılmalı.
Bunlar kısa sürede bütün sorunları ortadan kaldıracak sihirli çözümler değildir. Ancak borç yükünün sürdürülebilirliğini artırabilecek temel politika alanlarıdır.
Ekonomi yönetimi cephesinde yukarıda sıraladığım konularda bir gayret var, fakat yetersiz.
Yurt dışına kaçırılan sermayenin önlenememesi, kayıp, kaçak ve borsa vurgunu gibi konulardaki kontrol yetersizliği endişe vericidir.
İlyas Erbay
İlgili Haberler
Yorumlar
Henüz yorum yok.
İlk yorumu sen yaz, tartışmayı başlat.


