Reklam
Reklam
bolu belediyesi yangin raporunu 1 milyon liraya verecek EhEvLuQU
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
12 Mart, 2025 12:15 tarihinde yayınlandı
0

Bolu Belediyesi, “yangın raporunu” 1 milyon liraya verecek

Bolu Belediye Meclisi’nde alınan kararla, mücavir alan dışındaki işletmelere itfaiye yangın raporunun 1 milyon lira karşılığında verileceği açıklandı. Karara reaksiyon gösteren AK Parti’li Meclis Üyesi Nadi Okur, fiyatın yüksekliğini eleştirdi.

Bolu Belediye Meclisi’nin mart ayı toplantısı, Lider Tanju Özcan Başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda görüşülen 2025 yılı gelir tarifesi kapsamında, itfaiye müdürlüğüne ilişkin fiyatlandırma tablosunda değişiklik yapıldı. Karara nazaran, Bolu Belediyesi, mücavir alan dışındaki işletmelere itfaiye yangın raporunu 1 milyon lira karşılığında verecek.

Meclis üyesinden tepki

Yangın raporu için belirlenen 1 milyon liralık fiyat, AK Parti’li Meclis Üyesi Nadi Okur’un reaksiyonuna neden oldu. Okur, bu fiyatın kabul edilemez olduğunu belirterek, 10 yataklı bir işletmeyle 100 yatak kapasiteli bir tesisin birebir fiyatı ödemesinin adil olmadığını vurguladı.

Belediye Başkanı Tanju Özcan ise mücavir alan dışındaki işletmelerin yangın raporu talep etmesi halinde bu fiyatın uygulanacağını belirtti. Özcan, “Biz yangın yeterlilik verilmesi konusunda monopol değiliz. Belediye hudutları içerisinde bu türlü bir talep olursa yerine getiririz. Belediye mücavir alanı dışında bir yangın hadisesi yaşadık. Örneğin, mücavir saha dışında olan Kartalkaya’daki otel bizden yangın uygunluk raporu istiyor, vermiyoruz. Arkadaşlarımız uygun raporu vermediği halde içerde, tutuklu. Burada ruhsatı sen vermemişsin, buralarda rastgele bir tadilat yapılmış mı, haberin olmayacak. Sen burayı kontrol yetkisine sahip olmayacaksın. Ondan sonra Bolu Belediyesinden hesabını sormaya kalkacaksın. O vakit bizden hesap sorulacaksa, bizden bu türlü bir şey talep ediyorsan ’Biz vermeyiz’ demiyoruz. Şu anda Bolu Belediyesi dışında 11 itfaiye müdürlüğü daha var. Fiyatımızı fazla bulan mücavir saha dışındaki işletmeler gidip başka belediyelerden talepte bulunabilirler. Bu hususta yasal mani bulunmamaktadır” sözlerini kullandı.

CHP’li meclis üyelerinin oy çokluğuyla kabul edilen karar doğrultusunda, itfaiye yangın raporunun fiyatı 1 milyon lira olarak belirlendi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay