Bolu Belediyesi 5 yeni taksi plakasını ihaleye çıkardı: “Ne kadar çok plaka o kadar çok huzursuzluk” - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
17 Temmuz, 2024 04:45 tarihinde yayınlandı
0
0

Bolu Belediyesi 5 yeni taksi plakasını ihaleye çıkardı: “Ne kadar çok plaka o kadar çok huzursuzluk”

Bolu Belediyesi, ihaleye çıktığı 5 yeni taksi plakasını, 5 milyon 50 bin lira ile kendi şirketi Bolu Bel A.Ş.’ye sattı. Bolu’daki taksi şoförleri ihaleye, “Ne kadar çok plaka o kadar çok huzursuzluk” diyerek tepki gösterdi.

Bolu Belediye Başkanlığı tarafından 5 yeni taksi plakasının satışı için ihale açıldı. İhale Bolu Belediyesi Hizmet Binası Encümen Toplantı salonunda, Bolu Belediyesi Meclis Üyesi Hüseyin Ekrem Serin başkanlığında gerçekleşti. Toplantıyı Bolu’daki şoför esnafı da salon dışında takip etti. 5 taksi plakası için 4 milyon 250 bin lira muhammen bedel belirlenen ihaleye sadece Bolu Belediyesine bağlı şirket olan Bolu Bel. A.Ş. teklif verdi.

“5 milyon 50 bin lira KDV olarak neticelendirdik”

Tek firmanın katıldığı ihale bilgilendirme yapan Serin, “Tek bir firmanın katıldığı, şartlarını yerine getirdiği, dosyasını açtık encümen üyelerinin huzurunda. Rakam 4 milyon 250 bin artı KDV’imiş, muhammen bedel. Burada arkadaşlarımızla da görüşmemizde 5 milyon 50 bin lira, artı KDV olarak ihaleyi neticelendirdik” dedi.

Bolu’da hizmet veren taksi şoförleri, ihalenin gizli tutulduğu ve kentin daha fazla taksiye ihtiyacı olmadığı gerekçesiyle ihaleye tepki gösterdi. Encümen toplantı salonu önünde ihalenin sonuçlanmasını bekleyen taksi şoförleri, Bolu’daki taksi sayısının yeterli olduğunu aktardı.

Taksici esnafı ayaklandı

İhaleye karşı çıkan taksi şoförleri basın açıklaması yaptı. Kendi fikirlerinin alınmadığını aktaran taksi şoförü Semih Koç, “Bizim taksi durağımızda on bir tane araç var. Diğer taksi duraklarında altı yedi tane araç var. böyle bir gereksinime duyuluyorsa bize gelip de bir toplantı yapılarak bunları nasıl bir iyileştirme yapılması gerektiği konusunda hiçbir fikrimiz alınmıyor. Biz bu trafiğin yaya trafiği de olmak üzere araç trafiği de olmak üzere yükünü çekiyoruz. Gerektiği yerde trafik konusunda, gerektiği yerde müşterilerimizin sıkıntıların olduğu eksiklerin olduğu söylenildiği biz bu konu bilgiye hakimiz niçin bizleri hiç fikrimiz alamıyor toplantıya çağrılmıyor? O zaman taksilerinizi hepsini çekelim belediye önüne karar versinler” dedi.

“Evine ekmek götüremeyen taksici arkadaşlarımız var”

Bolu’da taksicilerin yeterince kazanamadığını belirten Kenan Başkan ise, “Bolu Belediyemiz apar topar bir taksi plakası ihalesi yapmaya kalkışmış. Bolu’da yirmi beş otuz tane her durakta satılık, işini yapamayan evine ekmek götüremeyen taksici arkadaşlarımız var. Şu anda satılık plakalarımız epey yoğunlukta. Plaka ihtiyacı olanlar bu arkadaşlarımızdan almasını talep ediyoruz. İhale yapılmasını asla istemiyoruz. Bolu’ya taksi plakası fazla… Bolu’nun en uzak yeri olan Dağ Kent’ten dahi taksi çağırdıklarında on dakikada taksi hizmetini vereceklerdir, herhangi bir yere taksi durağı açılması bir anlamı yok” ifadelerini kullandı. Devamında ise taksici esnafı, “Ne kadar çok plaka, o kadar çok huzursuzluk demek” diyerek tepki gösterdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay