Türkiye’de bisiklet kullanımını arttırmak için birçok il gezen Selçuk Bisiklet Topluluğu üyesi Ayşe (49) ve Adnan Barım (61) çiftinin 60’ıncı durağı Karabük oldu.
“Pedal pedal Anadolu“ sloganı ile yola çıkan Ayşe ve Adnan Barım çifti bisiklet kullanımını çoğaltmak, şehir içi trafik yoğunluğunu azaltmak için şehir şehir geziyorlar. 19 Mayıs’ta yola çıkan çiftin 60’ıncı durağı Karabük oldu. Selçuk Bisiklet Topluluğu üyesi olan çift iki gün boyunca kenti gezdikten sonra Bartın’a geçecek.
Gazetecilere konuşan Ayşe Barım, “Dün Kastamonu’yu gezdik, bugünde Karabük’e geldik. Safranolu’yu ve ardından Bartın’ı gezeceğiz. Böyle yaparak ülkemizi geziyoruz. Görenler ‘Bu kadar eşyayla zor değil mi?’ diye soruyorlar. Tabii ki de zor oluyor. Ayaklarım ve bacaklarım çizikler içerisinde ama biz seviyoruz bunu. Doğayı ve insanlarla konuşmayı seviyoruz” dedi.
Bisikletlerle şehirleri gezerek oranın kültürlerini ve tarihlerini öğrendiklerini ifade eden Barım, Türkiye’nin her yerinin görülmeye değer güzellikte olduğunu söyledi.
Bisiklet kullanımının şehirlerarası yollarda güzel olduğunu, şehir içine geldiklerinde zorlandıklarını aktardı.
“Amacımız şehir içinde bisiklet kullanımı çoğaltmak”
12 yıldır eşiyle birlikte bisiklet kullandıklarını kaydeden Adnan Barım, “8-9 yıldır da Dünya Bisiklet Kulübüne üyeyiz. Dünyanın her yerinden gelen bisikletçiyi evimizde misafir ediyoruz. Amacımız şehir içinde bisiklet kullanımı çoğaltmak. Emekli insanları kahve köşelerinden kurtarmak ve çocuklarımızı spora teşvik etmek” diye konuştu.
Karabük ‘ün gezdikleri iller arasında 60’ıncı il olduğunu belirten Barım, “Her yıl 30-45 gün bir rota çiziyoruz. O rotalarda geziyoruz. Her tarafta arkadaşımız oluyor. Bisikleti seviyoruz. Bisiklet aşk ve sevdadır. Herkes bisiklet kullanmaya davet ediyorum” ifadelerini kullandı. (İHA)


Bisiklet tutkunu çiftin 60’ıncı durağı Karabük oldu
Fındıkta kırmızı alarm: “Küresel iklim olayları, Karadeniz’de fındık sulamasını zorunlu hale getirdi”
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, küresel iklim değişikliğiyle birlikte Karadeniz Bölgesi’nde yaşanan sürecin fındıkta sulamayı zorunlu hale getirdiğini, fındıkta sulamanın artık bir lüks değil zorunlu ihtiyaç olduğunu ifade etti.
Düzensiz yağış rejimleri, yaz kuraklıkları, artan sıcaklıklar ve uzun süren susuz dönemler; Türkiye’nin stratejik tarım ürünlerinden biri olan fındık üretimini doğrudan etkiliyor. Uzmanlar, bugün gelinen noktada “Karadeniz’de sulama gerekmez” anlayışının günümüz iklim şartlarıyla örtüşmediğini belirtiyor. OMÜ Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, geçen sene oldukça kayıp yaşanan fındıkta sulamanın önemine değinerek açıklamalarda bulundu.
“Fındıkta sulama lüks değil, zorunlu ihtiyaç”
Eskiden oluşan algıların iklim şartları ile birlikte değiştiğini ifade eden Prof. Dr. Yusuf Demir, “Son yıllarda yaşanan küresel iklim olayları, iklimdeki değişiklikler, tarımsal üretimdeki baskıları her geçen gün artırıyor. 2025’te tarımsal üretimde ciddi krizler yaşadık. Meyvecilik ve fındık üretiminde sıkıntı yaşadık. Eskiden ’fındık üretiminde Karadeniz’de sulamaya ihtiyaç yok’ gibi bir algı vardı. Küresel iklim değişikliğiyle birlikte bu algı değişmeye başladı. Karadeniz Bölgesi’nde yaşanan süreç, fındıkta da sulamayı zorunlu hale getirmiştir. Fındıkta sulama artık bir lüks değil, zorunlu ihtiyaçtır. Çalışmalar şunu göstermiştir ki fındıkta yapacağımız sulamayla birlikte üretimde, verimde yüzde 60’a kadar artış sağlayabileceğimizi göstermektedir. Bu durum; arazinin coğrafyasına, topografik eğimine, ürünün çeşidine ve iklim faktörlerine bağlı olarak değişmektedir. Fındıkta sulama yapmadığımız zaman sadece verim düşüklüğü değil, aynı zamanda üretilen ürünlerde kalite, ürün iriliğinde, dane çapında ve boş fındık sayısının artması gibi birçok problemle karşılaşıyoruz. Onun için de bizim mutlak suretle artık özellikle Samsun başta olmak üzere Karadeniz’in sahil kesimi, öncelikle yani 450 rakımın altındaki bölgeler olmak üzere önümüzdeki süreçlerde sıcak yaz aylarında ciddi anlamda sulamayı düşünmek ve projelerini almak durumundalar” dedi.
“Fındık sulaması olgunlaşma ve iriliği artırırken, donma riskini azaltıyor”
Sulamanın fındığın olgunlaşmasında ve dış etkenlere karşı korunmasında hayati önem taşıdığına değinen Prof. Dr. Demir, “Fındık sulamasını sadece bu seneki verim ve üretim açısından da değerlendirmemek lazım. Özellikle mayıs sonu, haziran başında yapılan sulamaların fındıkta meyve olgunlaşması ve donma ile ilgili fayda sağladığını; haziran sonu, temmuz başında yapılan sulamanın ise özellikle meyvelerde iriliği, boş meyve oranlarının azalmasını ve hatta meyvenin kalitesinin iyileşmesini sağladığını yine yapılan çalışmalar ortaya koymuştur. Tabii temmuz-ağustos aylarında yapılan sulama ise hem bu seneki fındığın daha kaliteli üretilmesi, elde edilmesi hem de bir sonraki sene fındık sürgünlerinin daha iyi gelişmesi, dolayısıyla bir sonraki yıldaki üretimi de etkilemesi açısından önemlidir. Yani aynı zamanda sulama, yıllarca fındıkta önemli bir problem olan periyodisite yani yıllık dalgalanma açısından da önemli bir çözüm üreten ana araçlardan bir tanesi haline gelecektir. Onun için bizim mutlak suretle fındıkta sulama çalışmalarına ve bütün projelerimizde sulamaya öncelik vermemiz gerekmektedir. Bu anlamda yapılacak çalışmalar bilimsel anlamda şu anda farklı kurumlarımızda yapılıyor ama bizim mutlaka fındıkta modern sulama teknikleri nelerdir ve modern sulamayı nasıl yaparız noktasında hem yerel yöneticilerimizi hem de çiftçilerimizi aydınlatmamız gerekiyor. Fındıkta söylediğimiz bu faydaların sağlanabilmesi için damla sulama gibi veyahut da uygun olan oranlarda veya alanlarda belki mini yağmurlama başlıklarıyla fındık altı sulama gibi sistemlerle daha uygun, daha verimli sulamayı gerçekleştirebiliriz. Aynı zamanda tabii ki kırsal alanda yaşayan insanların gelir seviyesini yükseltmek, onların yaşam standartlarını artırmak için de buna ihtiyaç vardır. Bu anlamda yerel yöneticilerin bu projelere öncelik vermesi, artık Karadeniz’de Ordu ve Giresun, Trabzon dahil olmak üzere pek çok ilimizde fındık sulamasını ciddi anlamda önceliklendirmeye yarar vardır” diye konuştu.
“Gelecek yıllarda fındığın Karadeniz’de yetişme şartları zor hale gelecektir”
İklim değişikliklerinin böyle devam etmesinin Karadeniz’deki fındık üretim şartlarını zorlaştıracağına da değinen Demir, ayrıca şunları söyledi:
“Küresel iklim etkisi bu şekilde devam ettiği sürece ki inşallah yapılacak tedbirlerle bunların önüne belli ölçüde geçebiliriz ama böyle devam ettiği sürece Karadeniz’in ısınması, Akdeniz’in ısınması sonucunda aynı zamanda ülkemizin ürün deseninde, üretim alanı değişiminde de ciddi farklar oluşmakta ve gelecek yıllarda fındığın Karadeniz’de yetişme şartları zor hale gelecektir. İşte bu durumda mutlaka şimdiden alınacak tedbirler ve sulama çalışmaları önemli ve ciddi bir çözüm olacaktır. Onun için fındık sulamasının bugünlerde böyle bir yağışlı ortamda konuşulması bence bugün konuşacağız ki yarın problemi yaşadığımızda çözüm üretelim. Çünkü problem yaşadığında çözüm üretmek artık geçmişte kalan düşüncelerden oluşmaktadır. Biz bugün artık problemi önceden tespit edip, problem yaşamadan çözümler üretecek analiz ve uygulamaları gerçekleştirmemiz gerekiyor. Onun için fındık sulaması çok önemli bir kavram ve Karadeniz Bölgesi’nde, tabii Batı Karadeniz de bunun içerisinde ama özellikle Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesi’nde bundan sonraki süreçte mutlaka fındık sulaması çalışmaları önceliklendirilmeli ve bununla ilgili projelere öncelik ve destek verilmelidir.”


