Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
09 Ekim, 2023 20:36 tarihinde yayınlandı
0

‘Beyaz altın’ çeltikte hasat gecikmeli olarak başladı

Karabük’te hasadına başlanan ve ‘beyaz altın’ olarak nitelendirilen çeltikte rekolte ağustos ayındaki aşırı sıcaklar nedeniyle düşük bekleniyor.

Kentte yaklaşık 500 dekar alanda ekimi yapılan ve bu yıl 19 liradan alımı yapılan çeltiğin hasadı başladı. Olgunlaşma döneminin ardından çeltik tavalarındaki suyun kurumasıyla biçerdöverler tarlalara girdi. Üreticilerin ‘beyaz altın’ olarak nitelendirdiği çeltik, römorklara yüklenerek kömürle çalışan kurutma makinelerine getiriliyor. Sonrasında ’tahıl kurutma ve temizleme makinesi’ ile çeltiğin nem oranı uygun seviyeye düşürülüyor.

Karabük’ün en büyük çeltik yetiştiricisi olan Halit Gömeç ve kardeşleri, Cemaller köyünde 300 dekar alanda çeltik ekimi yapıyor. İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine konuşan çiftçi Halit Gömeç, 2023 yılının hasadına ağustos ayının çok sıcak olması dolayısıyla yaklaşık 10-15 gün geç başladıklarını belirtti. Gömeç, “Ağustos ayı aşırı sıcak oldu. Bitki strese girdiğinden işte geç olgunlaşma oldu ve bu durumda da dekarda yaklaşık yüzde 20 civarında. 300 dönüm bir arazide hasat yapıyoruz. Buradan yaklaşık 180 ton civarında ürün bekliyoruz. Dönüme 600 kilo civarında işte bir beklentimiz var. Karabük genelinde de diğer arkadaşlarla birlikte 350 ton civarında 2023 yılı için beklentimiz var” dedi.

Geçen yıl çeltiğin fiyatının 14-15 liradan satıldığını ifade eden Gömeç, “Bu sene 18-19 lira bandında çeltiğin kilogram fiyatı. Kazanç geçen seneye göre çok düşük yani. Geçen sene güzel fiyat verdi. İyiydi, memnundum fiyattan. Bu sene kesinlikle memnun değiliz” diye konuştu.

4 kardeş olarak zahmetli ve ağır bir iş yaptıklarını kaydeden Gömeç, emeklerinin karşılığını alamadıkları için sitem ettiklerini söyledi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin