Trabzon’da belediye otobüs sürücüsü otobüste kalp krizi geçirerek kötüleşen yolcuyu otobüsle hastaneye yetiştirdi.
Trabzon Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Dairesi işçilerinden otobüs sürücüsü Orhan Sağlam, dün sabah Trabzon-Of seferini yaparken yolda kötüleşen yaşlı yolcuyu ambulansı beklemeksizin Sürmene Devlet Hastanesi’ne ulaştırdı.
Ortalamanın biraz üzerinde sürat yaparak yolcuya hastaneye yetiştirdiğini belirten Sağlam, “Sabah saatlerinde Of seferini yapmak üzere Trabzon Kıyı peronundan kalkış yaptım. Sürmene’de son durakta yolcu indirip aldığım esnada gözüm aynaya takıldı. Bir yolcu ön tarafa yanlışsız geliyordu bana bir şey söyleyeceğini zannedip hareket etmedim. Daha sonra bana rahatsızlanan bir yolcunun olduğunu söyledi. Yanımdaki arkadaşa çabucak 112 arayalım gerekli müdahaleyi yaptıralım dedim. Arkadaş telefonla konuşurken öbür bir yolcumuz kalp krizinden şüphelendiğini söyledi. Ben de ambulansın gelmesini beklemeden karşıt taraftan giriş yaparak Sürmene Devlet Hastanesi’ne ulaşarak hastayı sağlıkçılara teslim ettik. O sırada otomobilimiz yolcu doluydu. Daha evvel de bununla ilgili durumlar yaşanmıştı. Çoklukla sürücü arkadaşlarımız bu mevzuda ellerinden gelen hassasiyeti gösteriyorlar. Vatandaşın rahatsızlandığı yer ile hastane ortası yaklaşık 15 dakikalık ara idi. Ortalamanın üzerinde biraz sürat yaparak 5 dakika üzere kısa mühlet içerisinde hastayı hastaneye yetiştirdik” dedi.
Öte yandan otobüste kötüleşen 60 yaşındaki yolcu Mehmet Keleş’in kalp kriz geçirdiği ve hastanede tedavisinin sürdüğü öğrenildi.


Belediye otobüs şoföründen hayat kurtaran sefer
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

