Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
28 Eylül, 2023 10:13 tarihinde yayınlandı
0

Bankada 130 milyon TL’lik deprem vurgunu iddiası

Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde devlet bankasına yatırdığı 130 milyon TL parasını hesabında göremeyen ve hiçbir şekilde geri alamayan depremzede kadın, evraklar depremde yok oldu denilen bankadan yılların birikimini geri alabilmek için mücadele veriyor.

İddiaya göre, deprem öncesi Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde yaşayan Nejla Manavcı, yıllardır biriktirdiği 130 Milyon TL parasını 2022 yılının Aralık ayında bir devlet bankasına taşıdı. Parasını faizle bankaya yatıran ve gerekli evrakları alan kadın, bir süre sonra parasını hesabında göremeyince durumu araştırmak için bankaya gitti. Bankada; personel ve müdürle görüşmesinde parasının faiz oranını gören kadın, daha sonra parasının bir miktarını çekmek istese de bir süre oyalandı. Kahramanmaraş merkezli depremler sonrası parasını hesabında göremeyen kadın, 130 milyon TL’sinin akıbetini sormak istedi. Bankaya gittiğinde müdür ve personel tarafından bankanın yıkıldığı, evrakların ve kamera kaydının enkazda kaldığı iddiasıyla karşılaşan kadın neye uğradığını şaşırdı. İşlemleri yaptığı bankanın ayakta olması şokuyla karşılaşan kadın, banka müdürü ve personeli tarafından dolandırıldığını iddia ediyor. Aylardan beri rahat nefes alamayan kadın, yetkililerden parasının geri verilmesini istiyor.

“Bana ekranı açtılar ben faiz oranlarını ekranda gördüm”

Banka müdürü tarafından faiz oranlarının kendisine gösterildiğini ifade eden Nejla Manavcı, “Hatay Kırıkhan’da yaşıyordum depremzedeyim, evlendiğimden dolayı Osmaniye’ye yerleştim. Benim ailemden kalan mirasım vardı. Bankaya yatırdım; dolar, altın aldım. Geri tekrar bozdurdum parayı döndürdüm. Sürekli bu dönüşüm halinde bankaya yatırdım. Şuan da toplam 130 Milyon TL param var. Ben paramı 2022 yılının Aralık ayında tekrar bankaya yatırdım. Ben paramı hiç hesabımda göremedim. Beni salladılar; vade getirisi var, banka da para yok dediler. Müdüre çıktım ve faiz oranlarımı görmek istedim. Bana ekranı açtılar ben faiz oranlarını ekranda gördüm. Ben istediğimde para yok dediler. Geldim, gittim beni oyaladılar. Benim paramı yediler, dolandırıldım açıkçası” dedi.

Bankada 130 milyon TL’lik deprem vurgunu iddiası

“Bunu yapan bir devlet bankası, benim aklımın ucundan geçmezdi”

Devlet bankası tarafından dolandırılacağının aklından ucundan geçmediğini ifade eden ve çeşitli dönemlerde paraya ihtiyacı olduğunda banka personeli tarafından hesabına para gönderildiğini söyleyen Manavcı, “Bunu yapan bir devlet bankası, benin aklımın ucuna gelmezdi. Güvendim, bütün birikimimi bankaya koydum ama banka müdürüyle, banka personeli benim paramı yediler. Tek korktuğum şey; bu şahısların yurt dışına kaçmaları, benim paramın kaybolması. Ben evraklarımı istediğimde; evrakların depremde kaybolduğunu ve kameraların depremde kırıldığını söylediler. Beni bu süreçte hep oyaladılar. Benim param yok dediğimde, sen parayı dert etme dediler. Memur eşimin hesabına para gönderiyordu, 28 bin TL para gönderdi” şeklinde konuştu.

Bankada 130 milyon TL’lik deprem vurgunu iddiası

“Ben paramı bu bankaya yatırdım, banka yıkıldı dendi ama bankanın yıkılan yeri yok”

Parasını hesabında göremediği ve bankadan dönüş alamadığı için zor günler geçirdiğini söyleyen Manavcı, “Şuan 30 yıllık birikimimiz gitti. Şuan banka benim paramı inkar ediyor. Evraklarım elimde, her şey mevcut ama yok diyorlar. Evraklar depremde yıkılınca kaybolmuş. Ben buraya geldim parayı verdim. Banka yıkıldı dediler, banka yıkılmadı. Banka faaliyette değil dediler, beni kaç kez gönderdiler. Yine tekrar geldim, eşimle baktığımızda banka falan yıkılmamış. Ben paramı bu bankaya yatırdım, banka yıkıldı dendi ama bankanın yıkılan yeri yok. Yalan söylüyorlar, resmen dolandırıldım. Mağdurum, psikolojim bozuldu. İntihar aşamasına geldim. Ben paramı istiyorum. Ben mağdur oldum, kimsenin mağdur olmasını istemiyorum” ifadelerini kullandı. (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin