Bakan Yılmaz’dan, şehit madenci çocuğuna baba şefkati - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
16 Ekim, 2023 04:36 tarihinde yayınlandı
0
0

Bakan Yılmaz’dan, şehit madenci çocuğuna baba şefkati

Bartın’da maden ocağında geçen yıl meydana gelen grizu faciasında hayatını kaybeden 43 madenci adına düzenlenen fidan dikim törenine katılan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, şehit olan madencilerden Rasim Bulut’un 2 yaşındaki çocuğu kucağına alıp, sevdi.

Bartın’ın Amasra içesinde 14 Ekim 2022 tarihinde meydana gelen grizu faciasında hayatını kaybeden 43 madencinin anısına Amasra ilçe girişinde hatıra ormanı oluşturuldu. 43 madencinin isimlerinin yer aldığı fidanlar düzenlenen törenle alana dikildi. Kur’an-ı Kerim tilaveti ve dualarla başlatılan programa katılan şehit madencilerden Rasim Bulut’un 2 yaşındaki oğlu Aras ilgi odağı oldu. Şehit madenci yakınlarının duygusal anlar yaşadığı ve göz yaşlarına hakim olamadığı programda 2 yaşındaki Aras, protokolün de yoğun ilgisini gördü. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç da küçük Aras ile ilgilendi. Bakan Tunç, dua edildiği esnada yanına gelen Rasim’i kucağına alarak sevdi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı okunduğu sırada bir süre etrafı izleyen küçük Rasim, herkesin hareketsiz durduğunu görünce kendisi de bir süre hareketsiz kalması dikkat çekti.

Program fidan dikimin ardından sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
1
Peri Dilbaz Avatarı
Peri Dilbaz
23 Nisan, 2026 09:46 tarihinde yayınlandı
0
0

Enerji ve Psikoloji: Görünmeyeni Anlamak

İnsan, sadece etten ve kemikten ibaret değildir. Duyguları, düşünceleri ve fark edilmesi daha zor olan bir yönüyle enerjisiyle var olur. Peki sıkça duyduğumuz bu “enerji” kavramı nedir? Gerçekten var mıdır, yoksa yalnızca soyut bir anlatım biçimi midir?  Bilimsel açıdan baktığımızda enerji var olan her şeyin temel yapı taşıdır. Bedenimiz biyolojik bir sistem olarak elektriksel ve kimyasal sinyallerle çalışır. Kalbimizin ritmi, beynimizin dalgaları, sinir sistemimizin iletimleri… Tüm bunlar aslında birer enerji akışıdır. Ancak mesele yalnızca fiziksel enerjiyle sınırlı değildir. Psikolojik açıdan enerji, çoğu zaman kişinin duygu durumu, zihinsel yükü ve içsel dengesiyle kendini gösterir. “Bugün enerjim yok” dediğimizde aslında tükenen şey kas gücümüz değil ruhsal kapasitemizdir. Ya da birinin yanındayken kendimizi iyi hissedip, bir diğerinin yanında daralmamız… Bu da kişiler arası psikolojik enerji alışverişinin bir yansımasıdır. İnsan bedeni, yalnızca biyolojik değil aynı zamanda anlam üreten bir sistemdir. Bu sistemin kendine ait bir zekası vardır. Beden, zihnin fark etmediğini hisseder. Bazen açıklayamadığımız bir huzursuzluk, bazen sebepsiz bir rahatlama… Bunlar beden enerjisinin verdiği sinyallerdir. Örneğin, uzun süre bastırılmış duygular bedende gerginlik olarak birikir. Omuz ağrıları, mide sorunları ya da kronik yorgunluk çoğu zaman sadece fiziksel değildir; duygusal yüklerin bedendeki izleridir. Bu noktada “beden zekâsı” kavramı önem kazanır. Beden zekası, insanın kendini dinleyebilme kapasitesidir. Aç mı, yorgun mu, üzgün mü, güvende mi.  Bunları fark edebilmek, aslında enerjiyi doğru yönetebilmenin ilk adımıdır. Çünkü enerji, yönlendirilmediğinde dağılır  fark edildiğinde ise dönüşür.

Modern yaşamın en büyük sorunlarından biri, insanın kendi enerjisiyle bağını koparmasıdır. Sürekli dış uyaranlara maruz kalmak, hız, stres ve beklentiler… Tüm bunlar kişinin içsel dengesini zayıflatır. Bu yüzden bugün birçok insan “neden bu kadar yorgunum?” sorusunu sormaktadır. Oysa cevap çoğu zaman dışarıda değil, içeridedir.

Enerji yönetimi, aslında psikolojik dayanıklılığın bir parçasıdır. Kişi sınır koyabildiğinde, duygularını bastırmak yerine ifade edebildiğinde ve kendine temas edebildiğinde enerjisini korur. Aksi halde tükenmişlik kaçınılmaz hale gelir.

Sonuç olarak; enerji mistik bir kavramdan ziyade, insanın hem biyolojik hem de psikolojik varoluşunun bir bütünüdür. Onu anlamak için uzaklara bakmaya gerek yok. Bedenin verdiği sinyallere kulak vermek, duyguları inkâr etmemek ve kendine alan açmak… Belki de en gerçek enerji çalışması budur.

Çünkü insan, en çok kendisiyle temas ettiğinde dengelenir.