Reklam
Reklam
atakum sahiline 250 milyon liralik atik su yatirimi w3GTwQWZ
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Ekim, 2025 16:15 tarihinde yayınlandı
0

Atakum sahiline 250 milyon liralık atık su yatırımı

Samsun Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ) Genel Müdürlüğü tarafından Atakum kıyısında imaline devam edilen 4 bin 550 metre uzunluğundaki atık su kolektör sınırının 2 bin 342 metresi tamamlandı.

Samsun Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ) Genel Müdürlüğü, Atakum kıyısında hayata geçirilen atık su kolektör çizgisi çalışmalarıyla kentin altyapısına kalıcı bir tahlil sunuyor. Proje tamamlandığında bölgenin atık su kolektör kapasitesi iki katına çıkarılacak. Yeni sınır, Çobanlı İskelesi TM3 Terfi Merkezi’nden başlayarak İl Emniyet Müdürlüğü TM2 Terfi Merkezi’ne kadar uzanacak.

4 bin 500 metrelik dev hat

Yaklaşık 4 bin 550 metre uzunluğundaki kolektör sınırında, deniz düzeyinin altına bin 600 mm çapındaki polietilen borular döşeniyor. 250 milyon TL’lik yatırımın 2 bin 342 metresi tamamlanırken, proje çağdaş mühendislik usulleri ve etraf dostu gereçlerle inşa ediliyor. Çalışma, yalnızca teknik bir tahlil sunmakla kalmayıp tabiata saygılı ve sürdürülebilir bir altyapı modeliyle de öne çıkıyor.

Başkan Doğan: “Sağlam temel olmadan kent yükselmez”

Projeyi yakından takip eden Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, altyapının kentin geleceği için hayati değere sahip olduğunu vurguladı. Lider Doğan, “Atakum üzere göç alan ve süratle büyüyen bir ilçede altyapının güçlü olması kural. Kalıcı ve sağlam bir üstyapı inşa edebilmek için evvel güçlü bir altyapı oluşturulmalıdır. Biz de kentimizin temelini güçlendirmek için gece gündüz çalışıyoruz. 17 ilçemizin tamamını bir bütün olarak ele alıyoruz. SASKİ gruplarımız kentimizin birçok noktasında hummalı çalışmalarına devam ediyor. Atakum’da yürüttüğümüz çalışma da Samsun’umuzun güçlü yarınları için çok kıymetli. Yatırım tamamlandığında kıyı bölgesinde uzun yıllar atık su sorunu yaşanmayacak” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay