Artvin’de Çoruh ırmağı ve Borçka Baraj Gölü havazasında düzenlenen tekne tipleri hayvanat bahçesi çeşitlerini aratmıyor. Seyahat maksatlı düzenlenen tekne çeşitlerinde yolcular göl ve ırmak kıyısında doğal ortamlarında bazen ayı, bazen yaban keçisi bazen de domuz ve çakal görme imkanı buluyor.
Artvin Valiliği tarafından yürütülen Çoruh İskeleleri Projesi kapsamında gerçekleştirilen Kalededibi İskelesi ve İbrikli İskele Toplumsal Tesisleri’nden kalkan tekneler Borçka barajı ve Çoruh havzası doğrultusunda seyahat ediyor. Seyahat maksatlı düzenlenen tekne çeşitlerinde yolcuların en çok ilgisini ise baraj gölü ve ırmak kıyısında gördükleri yaban hayvanları çekiyor. Hatila vadisi ve etrafında yaşayan yaban hayvanları su içmek için Çoruh ırmağına iniyor. Bu nedenle tekne cinslerinde yolcular sıkça, ayı, yaban keçisi, çakal ve domuz görebiliyor.
Görüntülerin toplumsal medyada yayılmasıyla tekne tiplerine ilgi artarken, yaz mevsimlerinde düzenlenen tekne çeşitlerinde tekne kaptanı Giray Morgül, yaban hayatı tekne çeşitlerinde yoğunluğa neden olduğunu söyledi. Turizm tesisi çalışanı Kamuran Tanıyan ise yaptığı açıklamada, “Yaklaşık 3 yıldır halkımıza ve turistlere hizmet veriyoruz. Tekne tipleri esnasında yaban hayvanlarını görebiliyor ve görüntüleyebiliyoruz. Bilhassa Hatila vadisi ve bu bölgede yaban hayvanları su içmeye yada avlanmaya geldiği vakit tekne tiplerine denk gelebiliyor. Bu sayede tekne cinslerine ilgi artmaya başladı. Bazen ayı ailesi, bazen karaca, bazen de domuz denk geliyor” dedi.


Artvin’de tekne ile baraj gölünde yapılan tipler hayvanat bahçesi tiplerini aratmıyor
Fabrikaların zehrini kustuğu Gerede Çayı ölüyor: Köylüler ayaklandı
Bolu’nun Gerede ilçesindeki Deri ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’nden bırakılan atıklar nedeniyle yaklaşık 10 yıldır zehir akan Gerede Çayı’ndaki kirliliğe bölge halkı isyan etti. 288 kilometre boyunca 100’ü aşkın köyü etkileyen kirliliğin çözülmesini isteyen vatandaşlar, “Biz bu suyu içerdik, ekinlerimizi bu suyla sulardık. Şimdi balığı bırakın, kurbağa bile yaşamıyor. Hayvanlarımız ölüyor, tarım ölüyor, bizleri öldürüyor” dedi.
Gerede ilçesinde bulunan Deri ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikaların evsel ve sanayi atıklarını arıtmadan Gerede Çayı’na deşarj etmesi, bölgede 10 yıldır süren bir çevre felaketine neden oluyor. Kimyasal atıklarını çaya boşaltan tesislere defalarca ceza kesilmesine rağmen kirliliğin ve kötü kokunun önüne geçilemedi. Bolu Çayı ile birleşerek Yenice Irmağı adıyla Karadeniz’e dökülen çay, Karabük’ün Eskipazar ilçesine kadar uzanan 288 kilometrelik hat boyunca 100’ü aşkın köyde kirlilik ve dayanılmaz kokuya yol açıyor. Yaşanan duruma dikkat çekmek ve yaşam alanlarına sahip çıkmak amacıyla toplanan bölge halkı fabrikalara tepki gösterdi.
“Çocukluğumuzda bu suyu içerdik, şimdi kurbağa bile yaşamıyor”
Çocukluğunda çayın temiz olduğunu ve bu suyu içtiklerini belirten Gerede ilçesi Örencik köyünden Nazif Aktaş (67), “Annem çamaşır yıkamaya gelirdi. Biz bu suyu içerdik, ekinlerimizi bu suyla sulardık. Şimdi balığı bırakın, kurbağa bile yaşamıyor. Hayvanlarımız ölüyor, tarım ölüyor, bizleri öldürüyor. Sabah ezanına kalkıyorum, kokudan duramıyorum. Köyde durma şansımız yok, bu koku bizi mahvediyor” ifadelerini kullandı.
“Çözüm bulunmazsa Ankara’ya yürüyüş yapacağız”
Geçmişte çayın etrafında piknik yapıldığını ve suyun tarımda kullanıldığını vurgulayan Meryem Dayı ise şunları söyledi: “Benim çocukluğumda bu çay berraktı. Babaannem bu çaydan su getirip tarhana çorbası pişirirdi. Çamaşırlarımızı burada yıkardık. Karabük’ten, çevre illerden herkes buraya pikniğe gelirdi, balık tutardı. Çocuklarımız burada yüzme öğrendi. Biz su motorlarıyla bahçelerimizi suluyorduk. Ama bu karma deri sanayileri çıkınca sağlığımızı tehdit etti. Kokudan, pislikten affedersin resmen zehir akıyor. Hayvancılık yapıyoruz, hayvanlarımız suyunu içemiyor, ölüp telef oluyorlar. Biz bu çayın temiz akmasını istiyoruz. Eğer sesimizi duymuyorlarsa biz Ankara’ya yürüyüş yapacağız. Para kazanmasınlar demiyoruz, kazansınlar ama pisliğini, zehrini, kimyasalını bize akıtmasınlar. Biz de insansak insanca yaşamak istiyoruz”.

