Artvin Borçka’da caminin içinde mahsur kalan cemaat o anları anlattı - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
09 Şubat, 2024 04:24 tarihinde yayınlandı
0
0

Artvin Borçka’da caminin içinde mahsur kalan cemaat o anları anlattı

Artvin’in Borçka ilçesinde meydana gelen sel ve su baskınlarında camide mahsur kalan cemaat, panik ve korku anlarını anlattı. Miraç Kandili için camide bulunan bir kadının yükselen sel suları ile korkarak kalp krizi geçirdiği öğrenilirken, hastaneye kaldırılan kadının durumunun iyi olduğu öğrenildi.

Artvin’de iki gündür aralıksız devam eden sağanak yağış nedeniyle Borçka ilçesinde derelerin de taşmasıyla ev ve iş yerleri sular altında kalırken, yollar göle döndü. Küçükköy Mahallesi’ndeki Kaleiçi Camii’nde Hopa-Borçka karayolundan gelen sular nedeniyle cemaat mahsur kaldı. Suyun şiddetli şekilde geldiğini gören camideki 2 kadın panik yaparak fenalaştı. O sırada camide olan ve yengesinin kalp krizi geçirdiğini ifade eden Ahmet Çakır, korku dolu anları anlattı. Suyun gelişini hemen cami imamına söylediklerini ve o esnada vatandaşların panik yapmaya başladığını kaydeden Çakır, “Dün herkesin bildiği gibi kandil programı vardı. Yatsı namazımızı kıldık, hocamız duaya başlamıştı ki oğlum geldi ’Baba su taşmış’ dedi. Hoca duayı kesti, kapıya çıktık, diz boyunu geçmişti. Ama kadınlar ve yaşlılar geçemedi. Hatta kız çocukları içeride büyük panik yaşadı. Yengem korkudan kalp krizi geçirdi” dedi.

“Ben yukarıya çıkıp cemaate haber verene kadar sel gelmişti”

Cemaate haber vermek için camiye çıktığı esnada suyun daha da yükseldiğini ve cemaatin camide mahsur kaldığını dile getiren Mustafa Çakır ise, “Sel geldiğinde bende burada mevlit sonrası verilecek ikramlıkları hazırlıyordum, onları dağıtacaktım. Dayımı gördüm, bir anda koşarak geldi ve bana ’İçeriye haber ver, sel geliyor herkes çıksın camiden’ dedi. Ben yukarıya çıkıp cemaate haber verene kadar sel gelmişti zaten. Arabamız da caminin önündeydi. Onu kurtarmaya çalışacaktım ancak suyu görünce vazgeçtim, çünkü su çok yükselmişti. Biz camimizin arka tarafından çıkarak kurtulduk. Cemaat ise camide kaldı. Cemaat sonrasında bölgeye gelen iş makinesinin kepçesi ile tahliye edildi” ifadelerini kullandı.

Öte yandan, camide kalp krizi geçiren kadının sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay