Artvin Borçka’da 4 yıl sonra yine aynı sel manzarası yaşandı - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
09 Şubat, 2024 04:00 tarihinde yayınlandı
0
0

Artvin Borçka’da 4 yıl sonra yine aynı sel manzarası yaşandı

Artvin’de önceki gün sabah saatlerinde başlayan şiddetli yağmurların etkili olduğu Borçka ilçesindeki Küçükköy Mahallesi’nde 4 yıl sonra yine sel manzarası yaşandı.

Artvin’de iki gündür aralıksız devam eden sağanak yağış yerini sel ve heyelanlara bıraktı. Şiddetli yağıştan olumsuz etkilenen Borçka ilçesinde derelerin taşmasıyla ev ve iş yerleri sular altında kalırken yollar ise göle döndü. Hopa-Borçka kara yolu başta olmak üzere birçok köy yolu heyelan nedeniyle ulaşıma kapanırken 10’un üzerinde araç da sel sularından dolayı zarar gördü. Gece geç saatlerde yaşanan heyelanın boyutu ise gün ağarınca ortaya çıktı. Selin vurduğu Küçükköy Mahallesi’nde bulunan Kaleiçi Camii de heyelandan nasibini aldı. Miraç Kandili nedeniyle kalabalık cemaatle sele yakalanan caminin etrafı su ile doldu. İnsan boyunu aşan sel suları nedeniyle cemaat camiden çıkamayınca yardımlarına Borçka Belediyesi’nin iş makineleri yetişti. İş makinelerinin kepçe kısmına bindirilen cemaat camiden tahliye edildi.

4 yıl sonra aynı tablo

Borçka ilçesinde meydana gelen sel akıllara 2019 yılında yaşanan sel ve taşkınları getirdi. Kaleiçi Camii o gün de bugün olduğu gibi sular altında kalmıştı. Heyelanın önüne geçebilmek için caminin önündeki derede ıslah çalışmaları yapılsa da bu kez heyelan dereden değil Hopa-Borçka kara yolu üzerinden camiyi buldu.

4 yıl önce yaşanan seli hatırlatan bölge esnaflarından Yaşar Özdemir, bu kez heyelanın 4 yıl öncekine oranla daha büyük olduğuna dikkat çekerek, “Aşırı yağışlar nedeniyle iş yerlerimiz, müşterilerin, cemaatin arabaları sular altında kaldı. Ben marangozum, iş yerinde hiçbir şeyim kalmadı. Ne yapalım, canımızı kurtardık. Tam kandil saatindeydi ve camideydik. Dağ koptu dereyi kapattı, bu sefer dere kara yolundan bizi bastı. Artık devletimize sığındık, yapacak bir şey yok. Yıllardır yaşıyoruz. 4 yıl önce yine yaşadık. 4 yıl önceki seldense bu daha büyüktü. Bildiğimiz akan dere kara yollarından geldi. Biz canımızı zor kurtardık. Kimi camiye sığındı, ben belime kadar suyla anca kurtuldum” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay