Sağımları gerçekleştirilen Dünyaca ünlü Anzer ballarının coğrafi işaretli olarak tescillenmesi için tahlile gönderildi.
Rize’nin eşsiz doğaya sahip Anzer Yaylası’nda üretilen Anzer balı, yapılan başvuru sonucunda 2021 yılı Şubat ayında coğrafi işaret almaya uygun görüldü. Coğrafi işaretine kavuşan Anzer balı, hem yurt içinden hem de yurt dışından oldukça talep görüyor. Bu yıl ise Anzer balının kilogram fiyatı 2 bin 500 liradan satışa çıkarıldı. Bu yıl 40’ı endemik olmak üzere 400’ü aşkın çiçek türünden 2 bin 300 rakımda Anzer balı üretimi gerçekleştiren arıcılar, bal sağımını gerçekleşirdi. Sağımın ardından balların hakiki Anzer balı olup olmadığının öğrenilmesi için Hacettepe Üniversitesi’ne tahlile gönderildi.
“Tüketicilere Coğrafi işaretli Anzer balı almalarını tavsiye ediyoruz”
Tüketicilerin coğrafi işaretli Anzer Balına dikkat etmeleri gerektiğini ifade eden Muzaffer Deniz, “Anzer Balının hasadı Eylül ayının 1’i ile 15’i arasında yapıldı. Bu süreç yapıldıktan sonra üreticimizden Anzer ballarının alımları Kooperatifimiz bünyesinde yapıldı. Ballar Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi bölümüne, Tarım İl müdürlüğüne numuneler alındıktan sonra gönderildi. Takriben balların Hacettepe’den gelmesi Ekim’in 15’i ile 20’sini bulacaktır. 2023-2024 yılında 1 kilo Anzer balının fiyatı 2 bin 500 TL, yarım kilosu bin 500 TL ve 250 gramlık olanı da 650 TL olarak belirlenmiştir. Tüketicilere Coğrafi işaretli Anzer balı almalarını tavsiye ediyoruz. Gerçek Anzer balında coğrafi işaret logosu bulunmaktadır. Piyasada maalesef coğrafi işaretsiz birçok sahte Anzer balı satıldığını duyuyoruz. Tüketicilerimiz böyle bir şeyle karşılaşırsalar bizleri ve Tarım İl Müdürlüğünü arayarak şikayetlerini bildirebilirler” ifadelerini kullandı.
“Anzer Florasına uygun olduğu belirlenen ballar, birde gıda laboratuvarına analize gitmektedir”
Balların Anzer florasına uygun olduğu belirlendikten sonra tekrardan analize gideceğini belirten Deniz, “Anzer balının yaylamıza özel bir florası var. Anzer balı sadece coğrafi işaretli bölgede üretilmektedir. Bin 850 metreden başlayarak 2 bin 500 metre mesafedeki bu yaylada üretilmektedir. Bunun haricinde komşu yan köylerimizde veya farklı köylerde kesinlikle bu balın üretilmesi söz konusu değildir. Anzer balının özel bir florası var. Bu yaylada endemik türler var. Bu endemik türlerden alınan bal gerçek Anzer balıdır. Bunun da tahlil yeri sadece Hacettepe üniversitesidir. Bu ballar Hacettepe’den geldikten sonra Tarım İl Müdürlüğü tarafından muhafaza altına alınmıştır. Anzer Florasına uygun olduğu belirlenen ballar, birde gıda laboratuvarına analize gitmektedir. Oradan da ballarımız Rize Arıcılar Birliği bünyesinde dolumlar olacaktır” diye konuştu.


Anzer balları tahlil için yola çıktı
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

