karabuk
İmsak 05:48
Güneş 07:13
Öğle 13:06
İkindi 16:16
Akşam 18:50
Yatsı 20:09
İftara kalan son --:--
Namaz Vakitleri
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
12 Kasım, 2023 04:48 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Antik kentteki kazıda bin 600 yıllık tohumlar bulundu

"Karadeniz’in Zeugması" olarak adlandırılan Karabük’ün Eskipazar ilçesindeki Hadrianopolis Antik Kenti’nde yapılan kazılarda küp içerisinde bin 600 yıllık buğday, fiğ, yoğurt otu ile bazı mutfak malzemeleri bulundu.
MÖ 1. yüzyılda kurularak MS 8. yüzyıla kadar yerleşim amacıyla kullanıldığı tahmin edilen ve ortaya çıkarılan mozaikler dolayısıyla "Karadeniz’in Zeugması" olarak adlandırılan Hadrianopolis Antik Kenti’nde yeni keşifler ortaya çıkmaya devam ediyor. Yapılan kazılarda, yeni bir yapı alanı ortaya çıkarken yapının mutfak kısmında küp içerisinde buğday, bir bakla türü olan fiğ, yoğurt otu, bıçak, kösere olarak adlandırılan biley taşı, maşrapa, bronz kap bulundu.
Karabük Üniversitesi (KBÜ) Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Kazı Başkanı Doç. Dr. Ersin Çelikbaş, gazetecilere yaptığı açıklamada, Hadrianopolis kazıları çerçevesinde yeni yapıda çalışma başlattıklarını belirtti. Yapının üç bölümünü ortaya çıkardıklarını ifade eden Çelikbaş, "Yapının fonksiyonunu henüz tam olarak tespit etmiş değiliz. Bununla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Fakat bu yapının bir odasının mutfak olduğunu net bir şekilde tespit ettik. Mutfak bölümüne bir merdivenle iniş gerçekleştiriliyor. Küçük kare bir plana sahip mutfak. Mutfağın ocak bölümü ortaya çıkarıldı. Ocak bölümünün hemen yanında ise içerisinde kaplar ve bu kapların iki tanesinin içinde de tohum günümüze ulaştı. Bu tohumları uzmanlarıyla yapmış olduğumuz görüşmeler neticesinde cinslerini tespit ettik. Tohumların bir tanesi buğday, diğeri bezelye türü ’fiğ’ dediğimiz bir tohum, diğeri ise ’yoğurt otu’ dediğimiz bir ot. Hala günümüzde Eskipazar’da yoğurt otuyla yoğurt mayalandığını da bilmekteyiz. Ayrıca bu kapların yanında demir bıçaklar ortaya çıktı. Bu bıçakların hemen yanında da bir biley taşı yine tespit ettik. Bu biley taşını da aslında önemi şöyle; bölgenin en ünlü Türk İslam döneminden beri en ünlü bıçak bileyi taşı Eskipazar’da çıkıyor. ’Kösere taşı’ diyorlar. Muhtemelen bu bulmuş olduğumuz biley taşı da bu kösere taşıyla alakalı bir taş. Dolayısıyla Eskipazar’da bir geleneği uzun yüzyıllardır süren bir geleneği de bu şekilde görmüş olduk" dedi.

"Bin 600 yıl öncesine ait olduğunu da tahmin ediyoruz"
Yapının yangınla tahrip olduğunu ve üst kısmının ahşap olduğunu ve yangınla birlikte çöktüğünün tespit edildiğini aktaran Çelikbaş, "Ahşap çatı çökünce içerisindeki bu eserlerle birlikte günümüze kadar ulaşması mümkün olmuş. Bu yangının tahrip olduğunu biz stratigrafik açıdan da tespit ettik. Yapmış olduğumuz çalışmalarda stratigrafik açıdan yapının Milattan Sonra 4’üncü yüzyıldan, 7’nci yüzyıl aralığında olduğunu gördük. Muhtemelen bu mutfak bölümündeki eserlerle birlikte mutfak bölümü de bu tarih aralığına ait olduğunu düşünüyorum" değerlendirmesinde bulundu.
İlerleyen dönemlerde yapacakları çalışmalarla da yapının fonksiyonunu net bir şekilde tespit etmeye çalışacaklarını anlatan Çelikbaş, şunları kaydetti:
"Ayrıca biz bu mutfak bölümünde ortaya çıkan eserlerin yaklaşık olarak günümüzden bin 600 yıl öncesine ait olduğunu da tahmin ediyoruz."

Bizi sosyal medyadan takip edin
gegege 1
Mustafa Akgün tarafından
04 Mart, 2026 14:48 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Tarihi Evlerde “Yangın Odaları” Geleneği Yaşıyor

Karabük’ün Safranbolu ilçesine bağlı Kıranköy Mahallesi’nde, Gayrimüslimlere ait bazı tarihi evlerde bulunan “yangın odaları”, 19. yüzyılda yaşanan büyük felaketlerin ardından geliştirilen mimari önlemleri gözler önüne seriyor.

Dr. Öğr. Üyesi Durmuş Gür’ün “Safranbolulu Gayrimüslimlerin Mimari Eserlerine Ait Yeni Veriler” adlı makalesinde yer verdiği bilgilere göre, Kıranköy’de 1859 yılında meydana gelen büyük yangın, bölgedeki yapılaşma anlayışında önemli değişimlere yol açtı. Yangın sonrası inşa edilen veya onarılan evlerde, yangına karşı dayanıklı özel bölümler oluşturuldu.

Makaledeki bilgilere göre söz konusu yangın odaları genellikle kış aylarında aile bireyleri tarafından kullanılan ve çoğunlukla ara katlarda konumlandırılan mekanlar olarak dikkat çekiyor. Bu odalar tamamen kesme taş, moloz taş ve harç malzemeler kullanılarak inşa edildi. Ahşap mimarinin yaygın olduğu Safranbolu evlerinin aksine, yangın riskini azaltmak amacıyla taş malzeme tercih edildi.

Yangın odalarının kapıları da diğer odalardan farklı olarak tasarlandı. Metal kapılara sahip olan bu bölümler, çoğunlukla kare ya da dikdörtgen planlı olup üzerleri tonoz örtü sistemiyle kapatıldı. Bu özellikler, yangının yayılmasını önlemeye ve aile bireylerine güvenli bir alan sağlamaya yönelik bilinçli bir mimari çözüm olarak değerlendiriliyor.

Dr. Öğr. Üyesi Durmuş Gür, makalesinde 1859’daki büyük yangının, Kıranköy’de yaşayan Gayrimüslim toplumun konut mimarisinde güvenlik odaklı yeni uygulamalara yönelmesine neden olduğunu vurguluyor. Yangın odalarının hem barınma hem de afet anında korunma amacıyla tasarlandığına dikkat çekiliyor.

Yangın odalarının kapıları da diğer odalardan farklı tasarlandı. Metal kapılara sahip olan bu bölümler, çoğunlukla kare ya da dikdörtgen planlı olup üzerleri tonoz örtü sistemiyle kapatıldı. Bu özellikler, yangının yayılmasını önlemeye ve aile bireylerine güvenli bir alan sağlamaya yönelik bilinçli bir mimari çözüm olarak değerlendiriliyor.

Özgün Örnek: Saffronia 1900 Konak

Kıranköy’de bu geleneğin özgün örneklerinden biri de günümüzde butik otel olarak hizmet veren Saffronia 1900 Konak’ta görülüyor. Yapının içerisinde bulunan yangın odası, taş duvar örgüsü, tonoz örtüsü ve kapı detayıyla geleneksel mimari özellikleri yansıtıyor.

Bu tür yapılar, yalnızca estetik veya turistik değer taşımıyor; aynı zamanda geçmişte yaşanan büyük felaketlerin ardından geliştirilen korunma yöntemlerini somut biçimde günümüze aktarıyor. Gür de makalesinde, 1859’daki yangının Kıranköy’de yaşayan Gayrimüslim toplumun konut mimarisinde güvenlik odaklı yeni uygulamalara yönelmesine neden olduğunu vurguluyor. Mübadele öncesinde alınan önlemlerin ardından günümüzde yaşanan yangınların tamamen talihsizlik ve hatalı uygulamalar olduğuna değinen araştırmacı, modern dönemde yapılan uygulamalarda tarihi yapılardaki düzenlemelere çok daha fazla dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor.

Bugün ayakta kalmayı başaran tarihi evlerin ve içlerindeki özgün unsurların korunması, sadece mimari mirasın değil, toplumsal hafızanın da korunması anlamına geliyor. Yangın odaları, Safranbolu’nun afet tecrübesini ve bilinçli yapılaşma geleneğini temsil eden önemli unsurlar arasında yer alıyor.

Safranbolu’daki tarihi konakların aslına uygun şekilde restore edilmesi ve özgün detayların yaşatılması, geçmişten çıkarılan derslerin gelecek kuşaklara aktarılması açısından büyük önem taşıyor. Kıranköy’deki yangın odaları ise bu mirasın en çarpıcı örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin