SAMSUN (İHA) – Karadeniz’in tarihine ayna tutan Samsun Müzesi’nde hafif raylı sistem hattı güzergahındaki kazılarda ortaya çıkan, Antik Anadolu ve Frig uygarlıklarında “ana tanrıça” olarak kabul edilen mitolojik figür Kybele ile dini materyallerden oluşan heykelcikler sergileniyor.
Samsun Müzesi, yüzyıllar öncesinden günümüze kadar gelen eserleri meraklılarla buluşturuyor. Bu kapsamda, 2009 yılında hafif raylı sistem hattı güzergahındaki kazılarda ortaya çıkan Çakalca-Karadoğan Höyüğü’nden elde edilen eserler de sergileniyor. Arkaik ve Klasik dönemlere ait farklı tipte buluntulardan oluşan eserler, ziyaretçilerin de oldukça dikkatini çekiyor. Dönemine göre oldukça ince işçilikle oluşturulan oturur ve ayakta duran heykelcikler ilgi odağı olurken, aynı bölümde Batı Anadolu’daki İyonların Karadeniz kıyılarına gelip şehirler veya ticaret yerleşimleri kurmasını ifade eden Miletos Kolonizasyonu’na ilişkin izlerin olduğu eserler de yer alıyor.
Müzede Kurupelit Kazıları ve elde edilen eserler hakkında yer alan kitabede, “2009 yılında hafif raylı sistem hattı güzergahındaki 1. ve 3. derece arkeolojik sit alanı içinde kalan bölümlerde kurtarma kazıları gerçekleştirilmişti. Atakum ilçesindeki Büyükoyumca Mahallesi’nde (Kurupelit) yer alan Çakalca-Karadoğan Höyüğü’nde gerçekleştirilen kazılar, Amisos kentine yapılan Ion Kolonizasyon hareketlerinin anlaşılmasına önemli katkılar sağlamıştır. Kazılarda Arkaik ve Klasik dönemlere ait farklı tipte buluntular ele geçirilmiştir” ifadeleri yer alıyor.
Buluntular arasında adak amaçlı oldukları düşünülen pişmiş topraktan Kybele heykelcikleri, ayakta duran ve kuş tutan kore heykelcikleri, Kybele ve adak temalı grafitili çanak çömlek parçalarının yer aldığını belirten kitabede ayrıca şu ifadeler yer alıyor:
“Adak amaçlı buluntular dışında Attika üretimi siyah firnisli çanak çömlek parçaları ile siyah ve kırmızı figür tekniğinde yapılmış çanak çömlek parçaları da ele geçmiştir. Ele geçen buluntular bölgedeki Kybele kültüne vurgu yaparken, Miletos Kolonizasyonu ile ilişkili önemli tespitler olarak değerlendirilmektedir.”
Kurupelit Kazıları bölümünde ayrıca Arkaik Dönem’e ait pişmiş topraktan yapılan oturan tanrıça Kybele heykelciği, yine aynı döneme ait figür başı, kadın figürini, kore heykelciği, kuş tutan kore figürü ve Klasik Dönem’e ait kandil ile seramikler de yer alıyor.


Antik Anadolu’nun tanrıçası Samsun’da sergileniyor
Yolda gördüğü karaca yavrularına Arçil ve Şota adını verdi
Trabzon’da yolda karşılaştığı iki karaca yavrusuna, bir dönem hayranı olduğu futbolcu kardeşler Arçil ve Şota Arveladze’nin adını veren vatandaşın görüntüleri sosyal medyada ilgi gördü.
Trabzon’un Akçaabat ilçesine bağlı Akçaköy Mahallesi’nde eşiyle birlikte bahçe işleriyle uğraşan Engin Komar, yolda yürüdüğü sırada iki karaca yavrusuyla karşılaştı. Sevimli halleriyle dikkat çeken yavruları cep telefonu kamerasıyla görüntüleyen Komar, futbolculuk yaptığı dönemde hayranı olduğu Gürcü ikiz kardeşler Arçil ve Şota Arveladze’den esinlenerek karacalara “Arçil” ve “Şota” isimlerini verdi.
Bir süre yavru karacaları takip eden Komar, daha sonra fındık bahçesinde anne karacayı fark etti. Yavruların annelerinden uzaklaştığını düşünen Komar, dikkatli şekilde hareket ederek iki yavrunun yeniden anne karacaya ulaşmasını sağladı. Doğada yaşanan bu anları cep telefonu kamerasıyla kaydeden Komar, görüntüleri sosyal medya hesabından paylaştı. Kısa sürede büyük ilgi gören görüntüler binlerce kişi tarafından izlendi.
İki yavru karacayı görünce aklına futbolcu Arçil ve Şota Arveladze kardeşlerin geldiğini belirten Engin Komar, “Hanımla beraber bahçeden çıktıktan sonra yolda bize doğru gelen iki tane hayvan olduğunu fark ettik. Biraz daha yaklaştığımızda hanıma dönüp Arçil ve Şota geliyor dedim. Etrafta anne ve baba göremedik. Yoksa yaklaşmayacaktık. Yanıma kadar gelip ayağımızın yanına oturdular. Eşime telefonu verip beni çekmesini söyledim. Eşim o anda anneyi görmüş. Fındık bahçesinde bizi izliyormuş. Sonrasında alıp annelerinin yanına getirdim. Futbolculuk yapıyordum. O dönemlerden dolayı Arçil ve Şota aklıma geldi. Onlarda ikizdi. Çok güzeldiler. Fındık bahçesine çıktığımda anneyi gördüm. Yavruları annenin yanına bıraktıktan sonra biraz daha onları izledik. Annenin yavrularını da alıp gittiğini fark ettik. Anneyi görmeseydik Doğa Koruma ve Milli Parklar ekiplerine haber verecektik. Arçil ve Şota’ya uzun ömürler diliyorum” ifadelerini kullandı.

