Ankara’dan Bartın Amasra ilçesine gezmeye Yusuf Ülger, girdiği denizde boğularak hayatını kaybetti. Ülger’in cenazesi, dalgıçların yaptığı 5 saat süren arama çalışmalarında bulunarak kıyıya çıkarıldı.
İddiaya göre, Amasra ilçesi Küçük Liman olarak bilinen deniz kenarındaki kayalıklarda, sabah saatlerinde vatandaşlar tarafından bir mont bulundu. Vatandaşların ihbarı üzerine sahile gelen polis ekipleri, montun sahibini aramaya başladı. Monttan çıkan kimlikte şahsın bir üniversitede teknisyen olarak çalıştığı tespit edilirken isminin ise 42 yaşındaki Yusuf Ülger olduğu belirlendi. Ülger’in Ankara’dan otobüsle Amasra’ya geldiğini tespit eden ekipler, çevredeki binaların güvenlik kamera görüntülerinde şahsın denize girdiğini ve bir daha çıkmadığını belirledi. Bunun üzerine polis ve Sahil Güvenlik Batı Karadeniz Grup Komutanlığın ekipleri, liman içerisinde ve açık denizde detaylı bir arama başlattı. 9 dalgıç, 2 bot ile yaklaşık 5 saat boyunca arama çalışmaları yürütüldü. Liman içerisi, kayalık diplerinde detaylı bir arama yürüten dalgıçlar, montun bulunduğu alana yaklaşık 100 metre uzaklıktaki bölgede Yusuf Ülgen’in cansız bedenine ulaştı. Dalgıçlar, yaklaşık 3 metre derinlikten çıkardıkları Ülgen’in cenazesini kıyıya kadar götürdü. Sağlık ekiplerinin yaptığı ilk müdahalede öldüğü belirlenen Ülger’in cenazesi, ceset torbasına konularak 112 ambulansına yüklendi.
Ülgen’in cenazesi, otopsi yapılmak üzere Bartın Devlet hastanesi morguna götürüldü.


Ankara’dan Amasra’ya gezmeye geldi, denizden cansız bedeni çıkarıldı
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

