Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Anadolu Otoyolu’nun Bolu Dağı geçişinde, Kaynaşlı-Abant Kavşakları arasında 46 gün süreyle onarım çalışması yapılacağını duyurdu.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı İstanbul-Ankara arasında ulaşım sağlayan Anadolu Otoyolu’nun Bolu Dağı Geçişinde, Kaynaşlı-Abant Kavşakları arasında 46 gün süreyle onarım çalışması yapılacağını duyurdu.
Bakanlık tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“İstanbul-Ankara arasında ulaşım sağlayan Anadolu Otoyolu’nun Bolu Dağı Geçişinde, Kaynaşlı-Abant Kavşakları arasında 46 gün süreyle onarım çalışması yapılacaktır. Kaynaşlı-Abant Kavşakları arasında kalan 23 kilometrelik kesim (Bolu Tüneli dahil); tünel portallerinin çelik konstrüksiyon olarak Kaynaşlı yönünde uzatılması ve 3 adet viyadükte 5 adet derz değişimi yapılması amacıyla 25 Eylül 2023 Saat 08.00’dan 9 Kasım 2023 Saat 17.00’a kadar 46 gün süreyle trafiğe kapatılacaktır. Bu süre boyunca söz konusu kesimde Ankara İstikametindeki trafik, D-100 Devlet Yolu üzerinden sağlanacaktır. Otoyolun İstanbul istikameti, trafiğe hizmet vermeye devam edecektir.” (İHA)


Anadolu Otoyolu’nun Bolu Dağı Geçişi 46 gün kapanıyor
LGS Sınavı’na girecek öğrencilere uzmanlardan uyarılar
Yarın gerçekleştirilecek olan Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavı öncesi öğrencilerde sınav kaygısı artarken, uzmanlar öğrenci ve velilere önemli uyarılarda bulundu.
Özel İmperial Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Seden Ekici, sınav dönemlerinin öğrenciler için sadece akademik süreç değil; aynı zamanda yoğun duyguların yaşandığı bir dönem olduğuna dikkat çekti. Ekici “Bu süreçte en sık karşılaştığımız durumlardan biri sınav kaygısıdır. Kaygı çoğu zaman olumsuz bir durum gibi görülse de aslında belirli düzeyde hissedilen kaygı, kişiyi motive eden doğal bir duygudur. Sorun, kaygının öğrencinin günlük yaşamını ve performansını olumsuz etkileyecek seviyeye ulaşmasıyla ortaya çıkar. Sınav kaygısı yaşayan öğrencilerimizde dikkat dağınıklığı, odaklanmada güçlüğü, unutkanlık ,uyku problemleri ,mide bulantısı çarpıntı ve başarısızlık korkusu sıkça görülebilir. Özelikle ‘Ya yapamazsam ? ‘, ‘Herkes bende yüksek başarı bekliyor’ gibi düşünceler öğrencilerin üzerindeki baskıyı artırır. Bu noktada ailelerin yaklaşımı büyük önem taşır. Çocukların yalnızca sonuç odaklı değerlendirilmesi , kıyaslanması yada başarı baskısı altında tutulması kaygıyı artırabilmektedir. Oysa çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey; anlaşılmak, desteklenmek ve koşulsuz kabul görmektir. Ailelerin ’Elinden geleni yapman yeterli’ mesajını verebilmesi öğrencinin psikolojik dayanıklılığını güçlendirir” dedi.
“Sınavın başarıyı tam anlamıyla ölçmediğini unutmamalıdırlar” diyen Seden Ekici “Aynı zamanda nefes egzersizleri ,gevşeme çalışmaları olumlu iç konuşmalar kaygının yönetilmesine yardımcı olur. Öğrencilerin hazırlık süreçlerinde kendi rutinlerinden sapmaması büyük önem taşır. Alıştıkları çalışma saatlerini, dinlenme düzenlerini ve günlük aktivitelerini korumak, zihinsel dengeyi sürdürebilmeleri açısından kritik rol oynar. Bu rutinlerden ödün vermek, kaygıyı artırıp motivasyonu düşürebilir. Sınav kaygısı öğrencinin, günlük yaşamını, ders başarısını ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyecek düzeye ulaşıyorsa bir uzmandan psikolojik destek alması büyük önem taşır. Unutulmamalıdır ki sınavlar hayatın yalnızca bir parçasıdır. Çocukların ruh sağlığını koruyarak ilerlemesi, en az akademik başarı kadar önemlidir” ifadelerini kullandı.


