Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
23 Mart, 2017 15:20 tarihinde yayınlandı
0

Açıklamada, ” Yanlış demiştik, haklı çıktık” denildi

Yenice Ormanlarına katık atık bertaraf tesisi kurulacağı haberi üzerine kurulan “Yenice Platformu” adına gelişmelerle ilgili bir açıklama yapıldı

Karabük yerel medyasında yayınlanan bir haber üzerine Yenice Platformu  düşüncelerini kamuoyuyla paylaştı. Kamuoyuna yönelik  verilen mesajda, ” Orman içine yapılacak katı atık bertaraf tesisi konusunda tepki gösterdiğimizde  belli çevrelerce eleştirildik. Ancak, bugün geldiğimiz noktada haklı olduğumuz ortaya çıktı. Bizler, Aşağıkızılcaören  köyünde bitme noktasında olan tesisin heyelana maruz kalmadığını, böyle olsa bile fore kazık çakılarak bunun önlenebileceğini dile getirmiş ve  bunun maliyeti artırmayacağını, milli servetin heder edilmemesi gerektiğini vurgulamıştık.

Haberde bu tesisle ilgili iki önemli vurgu yapılmıştır. Bunlardan birisi, orman içinde tespit edilen yerin heyelan bölgesi olması, ikincisi ise Aşağıkızılcaören köyündeki tesisin bulunduğu mahalde heyelan olmadığıdır. İlimizin önemli jeologlarından Sayın Ahmet  Öztürk, Kızılcaören köyüyle ilgili kamuoyuna yanlış bilgi aktarılarak bilgi kirliliği oluşturulduğunu belirtmiş ve buradaki kaymanın  inşaat sırasında  çıkan toprak yığılmasının  aşırı yağışlar sonrasında oluşan baskıyla kaydığını ifade etmiştir. Bu  bizim haklılığımızı  ortaya koyan bilimsel bir açıklamadır. Sayın Ahmet Öztürk, böyle tesisin yapımı için en uygun yerin Kızılcaören köyündeki alan olduğunu da belirterek milli servetin heder olmaması yönünde önemli bir uyarıda bulunmuştur.

Gelinen son nokta mücadelemizin haklılığını teyit eden bir durumdur. Kamuoyuna saygı ile duyururuz” denildi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin