700 yıllık Tokat yazmaları, 3 boyutlu iğne oyasıyla boyut değiştirdi - Karabük Haber Postası
700 yillik tokat yazmalari 3 boyutlu igne oyasiyla boyut degistirdi uWDPnk1Z jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mart, 2024 20:12 tarihinde yayınlandı
0
0

700 yıllık Tokat yazmaları, 3 boyutlu iğne oyasıyla boyut değiştirdi

Tokat Belediyesi Gülhahar Hatun Hanımeli Kültür ve Sanat Merkezi, tarih kokan Tokat yazmalarını yeniden hayata döndürmek için özel bir projeye imza attı. Son derece özel ve tarihi dokuya sahip olan 700 yıllık miras, 3 boyutlu iğne oyası işlemeleriyle yeni bir boyut kazandı.

Gülbahar Hatun Hanımeli Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen iğne oyası kursu, Tokatlı kadınlara bu özel sanatı öğretiyor ve yazmalarını geleneksel motiflerle süslemelerini sağlıyor. Kurs sayesinde 700 yıllık Tokat yazmaları 3 boyutlu iğne oyaları ile süsleniyor. Özellikle hakiki çiçek motifleri Tokatlı kadınların ellerinde ilmik ilmik işlenerek yazmaların kenarına takılıyor.

“Hakiki çiçeklerden 3 boyutlu motifler çıkartıyoruz”

Kurs hakkında bilgi veren Gülhahar Hatun Hanımeli Kültür ve Sanat Merkezi iğne oyası öğreticisi Beyhan Barutçu, “İğne oyasından geleneksel iğne oyaları yapıyoruz. Öğrencilerimizle çiçeklerden aldığımız modelleri iğne oyasına işliyoruz. Runner, tepsi ve masa örtüsü gibi aklınıza gelecek her şeyi yapıyoruz. Genellikle hakiki çiçeklerden aldığımız modelleri yapıyoruz. Geleneği sürdürmek istiyoruz. Tarihimizi yaşatmak istiyoruz. İğne oyası her yerde yapılıyor ama Tokat’ın iğne oyaları çok farklıdır. 3 boyutlu motifler çıkartıyoruz. Bizim iğne oyalarının gözenekleri de çok sıkıdır. Hatta milli eğitim müdürümüz bile nasıl sertleştirdiniz diye sordu. Biz sertleştirmek için herhangi bir kimyasal uygulamıyoruz. Kendimiz örerken sıkı örüyoruz. İğnenin sıkı olmasından dolayı örgülerimiz de sıkı oluyor. Böylece de modeller daha güzel düşüyor. Böylece de hakikisi gibi duruyor. Diğer iğne oyalarının gözenekleri iri olduğu için yumuşama yapıyor ve kendini bırakıyor” dedi.

Barutçu, özellikle iğne oyalarının doğal bir sertlik kazanmasını sağlamak için herhangi bir kimyasal kullanmadıklarını belirtiyor. Onun yerine, örgülerin sıkı olmasını sağlayarak, gözeneklerin irileşmesini önleyerek özel bir teknik kullanıyor. Böylece, Tokat yazmaları yeniden canlanırken, geçmişten günümüze uzanan bu değerli el sanatının mirası da korunmuş oluyor.

Tokat Belediyesinin bu özel projesi, hem geleneksel el sanatlarının yaşatılmasına hem de Tokat’ın kültürel mirasının gelecek nesillere aktarılmasına önemli bir katkı sağlıyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin
1
Peri Dilbaz Avatarı
Peri Dilbaz
23 Nisan, 2026 09:46 tarihinde yayınlandı
0
0

Enerji ve Psikoloji: Görünmeyeni Anlamak

İnsan, sadece etten ve kemikten ibaret değildir. Duyguları, düşünceleri ve fark edilmesi daha zor olan bir yönüyle enerjisiyle var olur. Peki sıkça duyduğumuz bu “enerji” kavramı nedir? Gerçekten var mıdır, yoksa yalnızca soyut bir anlatım biçimi midir?  Bilimsel açıdan baktığımızda enerji var olan her şeyin temel yapı taşıdır. Bedenimiz biyolojik bir sistem olarak elektriksel ve kimyasal sinyallerle çalışır. Kalbimizin ritmi, beynimizin dalgaları, sinir sistemimizin iletimleri… Tüm bunlar aslında birer enerji akışıdır. Ancak mesele yalnızca fiziksel enerjiyle sınırlı değildir. Psikolojik açıdan enerji, çoğu zaman kişinin duygu durumu, zihinsel yükü ve içsel dengesiyle kendini gösterir. “Bugün enerjim yok” dediğimizde aslında tükenen şey kas gücümüz değil ruhsal kapasitemizdir. Ya da birinin yanındayken kendimizi iyi hissedip, bir diğerinin yanında daralmamız… Bu da kişiler arası psikolojik enerji alışverişinin bir yansımasıdır. İnsan bedeni, yalnızca biyolojik değil aynı zamanda anlam üreten bir sistemdir. Bu sistemin kendine ait bir zekası vardır. Beden, zihnin fark etmediğini hisseder. Bazen açıklayamadığımız bir huzursuzluk, bazen sebepsiz bir rahatlama… Bunlar beden enerjisinin verdiği sinyallerdir. Örneğin, uzun süre bastırılmış duygular bedende gerginlik olarak birikir. Omuz ağrıları, mide sorunları ya da kronik yorgunluk çoğu zaman sadece fiziksel değildir; duygusal yüklerin bedendeki izleridir. Bu noktada “beden zekâsı” kavramı önem kazanır. Beden zekası, insanın kendini dinleyebilme kapasitesidir. Aç mı, yorgun mu, üzgün mü, güvende mi.  Bunları fark edebilmek, aslında enerjiyi doğru yönetebilmenin ilk adımıdır. Çünkü enerji, yönlendirilmediğinde dağılır  fark edildiğinde ise dönüşür.

Modern yaşamın en büyük sorunlarından biri, insanın kendi enerjisiyle bağını koparmasıdır. Sürekli dış uyaranlara maruz kalmak, hız, stres ve beklentiler… Tüm bunlar kişinin içsel dengesini zayıflatır. Bu yüzden bugün birçok insan “neden bu kadar yorgunum?” sorusunu sormaktadır. Oysa cevap çoğu zaman dışarıda değil, içeridedir.

Enerji yönetimi, aslında psikolojik dayanıklılığın bir parçasıdır. Kişi sınır koyabildiğinde, duygularını bastırmak yerine ifade edebildiğinde ve kendine temas edebildiğinde enerjisini korur. Aksi halde tükenmişlik kaçınılmaz hale gelir.

Sonuç olarak; enerji mistik bir kavramdan ziyade, insanın hem biyolojik hem de psikolojik varoluşunun bir bütünüdür. Onu anlamak için uzaklara bakmaya gerek yok. Bedenin verdiği sinyallere kulak vermek, duyguları inkâr etmemek ve kendine alan açmak… Belki de en gerçek enerji çalışması budur.

Çünkü insan, en çok kendisiyle temas ettiğinde dengelenir.