Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
17 Ağustos, 2023 10:17 tarihinde yayınlandı
0

58 yıldır aynı ağacın altında satış yapıyor

Beyazıt’ta bulunan Sahaflar Çarşısı’nın girişinde oranın sembolü haline gelen Hüseyin Avni Dede, 58 yıldır aynı çınar ağacının altında kendi şiir kitaplarını ve çeşitli antikaları satıyor. Altında satış yaptığı çınara ismi verilen Hüseyin Avni Dede, hayatını anlattı.

Beyazıt, Sahaflar Çarşısı’nın girişindeki çınar ağacının altında 58 yıldır kendi şiir kitaplarını ve çeşitli antikaları satan Hüseyin Avni Dede, 1953 yılında Süleymaniye’de doğdu. 10 yaşından itibaren Sahaflar Çarşısı’nın girişinde bulunan çınarın altında babası ile birlikte şiir kitabı ve antika satmaya başladı. Günümüzde hala satış yapaya devam eden Hüseyin Avni Dede, 58 yıldır aynı çınar ağacının altında olduğu için orası ’Anıt Ağaç’ olarak belirlendi. 375 yıllık Doğu Çınarı, Hüseyin Avni Dede çınarı olarak anılıyor. Beyazıt Meydanı’nın simgelerinden biri olan Hüseyin Avni Dede, hayatını anlattı.

Beyazıt Meydanı’nın çınarı Hüseyin Avni Dede: 58 yıldır adının verildiği ağacın altında

“Çocukluğum buralarda geçti”

Sahaflar Çarşısı’nın girişinde 10 yaşından bu yana tezgah açan Hüseyin Avni Dede, “Süleymaniye’de 1953 senesinin Kasım ayında Tevfik Paşaların konağında doğdum. 16 Mart Şehitlerinin olduğu yerde. Çocukluğumda Şehzadebaşı, Vefa, Süleymaniye ve Beyazıt hep buralarda geçti. İlkokulda okuduğum yıllarda Vefa Bozacısının oradaki bayram yerinde eski bir şeyler alıp satardım. Tahtakale’den niyet alırdım 5 kuruşa niyet çektirirdim. Bakkaldan 10 kuruşa çikolata alırdım onu bayram yerinde 25 kuruşa satardım. 7,8,9’lu yaşlarım hep öyle geçti. Burada pazar günleri, Bit Pazarı kurulurdu. 10 yaşımdan beri buradayım. 1964 – 1968 yılları arasında sergi açardım. Hem eve bir katkım olurdu hem de çocukluğun verdiği o heyecanı yaşardım. Böylelikle babamın kitaplarını da sergileme fırsatı buldum. O sırada babamın kitaplarıyla birlikte şiir hayatım başladı. Onun çevresindeki şairlerle tanıştım. Ortaokul ve lise yıllarında bir şiir tutkusu oldu. Lisedeyken şiir sergisi açtım ve çok ilgi gördü. 1973 senesinde de ilk kitabımı çıkardım. O da bayağı ilgi gördü. Askere gidip geldikten sonra o heyecanı devam ettirdim. Askerde yazdığım şiirler biraz daha farklı oldu. 2. kitabımı çıkarmak kısmet olunca ‘Acıya Kurşun Geçmez’i çıkardım ve en çok satan kitabımda o oldu. Çocukluğumda burada geçti. İlkokullardaki yıllarda ilk kitabımı buradan aldım. Japon İkizleri diye bir kitap aldım ve çocukluğumda 1961 -1962’li yıllarda oldu bu olay. 10 yıl sonra Japon İkizlerini çeviren kişiyle tanıştım. Ona bu anımı anlatınca çok mutlu oldu. Bende onu tanıdığıma çok sevinmiştim. Üniversitenin içinde piknik yapılırdı. Salıncaklar kurulurdu. Hasan paşa Fırını’ndan lahmacunlar alınır, evde dolmalar yapılır işte yumurta ve patatesler haşlanırdı. Derken orada bir piknik yapardık. Çocukluğum buralarda geçti” dedi.

Beyazıt Meydanı’nın çınarı Hüseyin Avni Dede: 58 yıldır adının verildiği ağacın altında

“Ağaca ismim verilince sevindim”

Altında tezgah açtığı çınar ağacına ismi verilen Hüseyin Avni Dede sevincini belirterek, “İlk sergimi açtığımda babamın kitaplarıyla başladım. Babam büyük bir tüccardı. Şiir uğruna işini kaybetti. Bu sırada da 2 tane yazlık, 2 tane kışlık ve 2 dükkanda kaybolmuştu. Böylelikle o 40 yaşında ceketiyle kaldı. Bunlar olduğunda ben 10 yaşındaydım ve ondan bir tecrübe edindim. O sırada eve biraz katkım olsun diye başladım. Babamla birlikte tabii işini kaybettikten sonra sergi açardık. Zamanla tabii sokaklarda kendi kitabımızı satmaya başladık. Sokak şairliği de böylece devam etmeye başladı. Bende şimdi memnunum yani. Yaşarken bunu görmek beni çok mutlu etti. ‘Öldükten sonra senin heykelini dikeceğiz’ gibi konuşmalar olurdu ama ben tabii pek önemsemezdim. Geçen sene 6 Ekim’de açılış yapıldı, ağaca ismim verilince sevindim. İnsan öldükten sonra böyle şeyler yapılır benimde ölüm haberlerim çıkmış. Sonra beni görenler şaşırıyorlardı” ifadelerini kullandı. (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
yas cay sezonuna sayili gunler kala ureticiler hazirliklarini surduruyor YtPQfHxf
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
07 Mayıs, 2026 16:22 tarihinde yayınlandı
0
0

Yaş çay sezonuna sayılı günler kala üreticiler hazırlıklarını sürdürüyor

Rize, Artvin, Trabzon, Giresun ve Ordu’nun geçim kaynağı olan çayda yeni sezonun başlamasına sayılı günler kaldı.

2026 yılı yaş çay sezonuna hazırlanan üreticiler, çay bahçelerinin 10’da 1’ini budayarak kurallara uygun hale getirdi. Bahçe temizliklerini de yapan üreticilerin bir kısmı gübreyi çay sezonundan önce verirken, kalanını ise 1. sürgünün hemen ardından verecek. Özel sektör temsilcileri ve Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün alımlara başlamasıyla çay bahçelerine bu kez çay toplamak için girecek olan üreticiler, gözlerini bugünlerde açıklanacak çay taban fiyatına çevirdi.

“Kademeli bir çay geçişi olacağa benziyor”

Bu yıl iklim şartları nedeniyle soğuktan etkilenen çay bahçeleri olduğuna dikkat çeken Türkiye Ziraatçılar Derneği Rize Şube Başkanı Müfit Akman, çayın kademeli olarak geldiğini dile getirerek, “Kampanyanın açılışına çok az bir zaman kaldı. Çay bahçeleri soğuklardan etkilense de gelen (olgunlaşan) yerler var. Bir miktar soğuğun etkilediği yerler var. Bu nedenle kademeli bir çay geçişi olacağa benziyor” dedi.

“Bizim kuru çayda da kaliteyi yakalamamız lazım”

Çay tarımının sürdürülebilirliği için müstahsillerin dikkatli olması gerektiğine vurgu yapan Akman, “Çayın sürdürülebilirliği için bazı tedbirlerin alınması ve yapılması lazım. Burada hem üreticilere hem işletmelere çok yük düşüyor. Bunlar önem arz ediyor. Öncelikle şu anda gübreleme sezonu bitti gibi. Bazı üreticilerimiz de çay patlattığı için, işte havalar yağışlı, birinci sürgünü toplayıp hemen akabinde atmak için bekliyor. Bu da doğru bir uygulama. Çay bitkisi üzerine Doğu Karadeniz’de özellikle kar yağan bir bitki olduğu için bir avantajımız var. Bu avantajı iyi değerlendirip, bizim kuru çayda da kaliteyi yakalamamız lazım. Üreticilerimiz gübre atarken maalesef ısrarla diyoruz set aralarına atın. Çay ocağının içerisine atmayın, değnekle vurmayın gibi uyarılarımız olmasına rağmen sahada yeni işte bugün de 5-6 bahçede ıslak olan çay bahçesine serpme şeklinde atılmış belli. Çay tamamen patlatmış, sürgünler yanmış. Bu da verim düşüklüğünü, kalitesizliği arttırıyor” ifadelerini kullandı.

“Kampanyanın 10 Mayıs veya 15 Mayıs gibi açılabileceği gözüküyor”

Budamalarını yapan üreticilerin bu hafta içerisinde ÇAYKUR’a bildirimde bulunması gerektiğini hatırlatan Akman, “Yerden yüksekliği 20 santimetreyi geçmeyecek şekilde her üreticinin kayıtlı olan çay bahçesinden 1/10 budama yapması gerekir. Eğer budama yapıp fabrikalarına, bağlı oldukları fabrikalarına tespit ettirirlerse ÇAYKUR’a o yıl için çay satabilir konuma geliyor. Yoksa diğer türlü budama yapmazsa özel sektöre satıyor, bunda bir kayıp yok. Budamasını yapmış olan üreticiler veya eksiği olup tamamlamış üreticiler hafta içerisinde mutlaka bunları tamamlayıp bitirmeleri lazım. Çünkü kampanyanın 10 Mayıs veya 15 Mayıs gibi açılabileceği gözüküyor havalar bu şekilde giderse. Bu nedenle hazır bir şekilde bahçelerde ot temizliği yaparak, kampanyaya hazır girmelerini önemli buluyoruz” şeklinde konuştu.

“Bu efsunlu ürüne gerçekten biraz özen gösterelim”

Üreticileri gübreleme konusunda da uyaran Akman, “Tarım kireci atın diyoruz. Bizim topraklarımız sürekli kimyasal kullanıldığından, 90 yılından bugüne kimyasal kullanmanın verdiği zararla pH değerleri hızla düştü, 3.7, 4.5 gibi. Bizim bunu yukarı çıkarmamız lazım. Kimyasal gübrede de bu amonyum sülfatlı gübreler toprak yapısını bozuyor. Bir an için belki çabuk eriyor, bitki gelişimi sağlıyor ama biz 25-5-10 dediğimiz granül gübrenin set aralarına 60-80 kilogram arasında verilmesini öneriyoruz. Buna uysunlar. Üretici çok gübre atarak çok ürün alamıyor. Bitki de bir canlı, toprakta da bir sürü canlılar var. Bu nedenle bağlıyor birbirini, onun için fazla gübre atmalarına gerek yok. Dönüme 60-80 kilogram, hatta bunu verebiliyorlarsa yüzde 50-60’ını birinci sürgün öncesi, mart ayı sonu, nisan ayının başlangıcı, kalan yüzde 40’ını da birinci sürgünü topladıktan sonra. Biz işin kolayına kaçıyoruz. Böyle bir ürün var, ekmesi yok, dikmesi yok, Mevla vermiş. 80-90 yıldır bu bölgeye gelir getiriyor. Bu efsunlu ürüne gerçekten biraz özen gösterelim” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin