karabuk
İmsak 05:48
Güneş 07:13
Öğle 13:06
İkindi 16:16
Akşam 18:50
Yatsı 20:09
İftara kalan son --:--
Namaz Vakitleri
Karabük Postası tarafından
17 Ağustos, 2023 10:17 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

58 yıldır aynı ağacın altında satış yapıyor

Beyazıt’ta bulunan Sahaflar Çarşısı’nın girişinde oranın sembolü haline gelen Hüseyin Avni Dede, 58 yıldır aynı çınar ağacının altında kendi şiir kitaplarını ve çeşitli antikaları satıyor. Altında satış yaptığı çınara ismi verilen Hüseyin Avni Dede, hayatını anlattı.

Beyazıt, Sahaflar Çarşısı’nın girişindeki çınar ağacının altında 58 yıldır kendi şiir kitaplarını ve çeşitli antikaları satan Hüseyin Avni Dede, 1953 yılında Süleymaniye’de doğdu. 10 yaşından itibaren Sahaflar Çarşısı’nın girişinde bulunan çınarın altında babası ile birlikte şiir kitabı ve antika satmaya başladı. Günümüzde hala satış yapaya devam eden Hüseyin Avni Dede, 58 yıldır aynı çınar ağacının altında olduğu için orası ’Anıt Ağaç’ olarak belirlendi. 375 yıllık Doğu Çınarı, Hüseyin Avni Dede çınarı olarak anılıyor. Beyazıt Meydanı’nın simgelerinden biri olan Hüseyin Avni Dede, hayatını anlattı. Beyazıt Meydanı’nın çınarı Hüseyin Avni Dede: 58 yıldır adının verildiği ağacın altında “Çocukluğum buralarda geçti” Sahaflar Çarşısı’nın girişinde 10 yaşından bu yana tezgah açan Hüseyin Avni Dede, “Süleymaniye’de 1953 senesinin Kasım ayında Tevfik Paşaların konağında doğdum. 16 Mart Şehitlerinin olduğu yerde. Çocukluğumda Şehzadebaşı, Vefa, Süleymaniye ve Beyazıt hep buralarda geçti. İlkokulda okuduğum yıllarda Vefa Bozacısının oradaki bayram yerinde eski bir şeyler alıp satardım. Tahtakale’den niyet alırdım 5 kuruşa niyet çektirirdim. Bakkaldan 10 kuruşa çikolata alırdım onu bayram yerinde 25 kuruşa satardım. 7,8,9’lu yaşlarım hep öyle geçti. Burada pazar günleri, Bit Pazarı kurulurdu. 10 yaşımdan beri buradayım. 1964 - 1968 yılları arasında sergi açardım. Hem eve bir katkım olurdu hem de çocukluğun verdiği o heyecanı yaşardım. Böylelikle babamın kitaplarını da sergileme fırsatı buldum. O sırada babamın kitaplarıyla birlikte şiir hayatım başladı. Onun çevresindeki şairlerle tanıştım. Ortaokul ve lise yıllarında bir şiir tutkusu oldu. Lisedeyken şiir sergisi açtım ve çok ilgi gördü. 1973 senesinde de ilk kitabımı çıkardım. O da bayağı ilgi gördü. Askere gidip geldikten sonra o heyecanı devam ettirdim. Askerde yazdığım şiirler biraz daha farklı oldu. 2. kitabımı çıkarmak kısmet olunca ‘Acıya Kurşun Geçmez’i çıkardım ve en çok satan kitabımda o oldu. Çocukluğumda burada geçti. İlkokullardaki yıllarda ilk kitabımı buradan aldım. Japon İkizleri diye bir kitap aldım ve çocukluğumda 1961 -1962’li yıllarda oldu bu olay. 10 yıl sonra Japon İkizlerini çeviren kişiyle tanıştım. Ona bu anımı anlatınca çok mutlu oldu. Bende onu tanıdığıma çok sevinmiştim. Üniversitenin içinde piknik yapılırdı. Salıncaklar kurulurdu. Hasan paşa Fırını’ndan lahmacunlar alınır, evde dolmalar yapılır işte yumurta ve patatesler haşlanırdı. Derken orada bir piknik yapardık. Çocukluğum buralarda geçti” dedi. Beyazıt Meydanı’nın çınarı Hüseyin Avni Dede: 58 yıldır adının verildiği ağacın altında “Ağaca ismim verilince sevindim” Altında tezgah açtığı çınar ağacına ismi verilen Hüseyin Avni Dede sevincini belirterek, “İlk sergimi açtığımda babamın kitaplarıyla başladım. Babam büyük bir tüccardı. Şiir uğruna işini kaybetti. Bu sırada da 2 tane yazlık, 2 tane kışlık ve 2 dükkanda kaybolmuştu. Böylelikle o 40 yaşında ceketiyle kaldı. Bunlar olduğunda ben 10 yaşındaydım ve ondan bir tecrübe edindim. O sırada eve biraz katkım olsun diye başladım. Babamla birlikte tabii işini kaybettikten sonra sergi açardık. Zamanla tabii sokaklarda kendi kitabımızı satmaya başladık. Sokak şairliği de böylece devam etmeye başladı. Bende şimdi memnunum yani. Yaşarken bunu görmek beni çok mutlu etti. ‘Öldükten sonra senin heykelini dikeceğiz’ gibi konuşmalar olurdu ama ben tabii pek önemsemezdim. Geçen sene 6 Ekim’de açılış yapıldı, ağaca ismim verilince sevindim. İnsan öldükten sonra böyle şeyler yapılır benimde ölüm haberlerim çıkmış. Sonra beni görenler şaşırıyorlardı” ifadelerini kullandı. (İHA)
Bizi sosyal medyadan takip edin
x23
Aylin Sarıoğlu tarafından
04 Mart, 2026 14:06 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Türk Eğitim-Sen öğretmen cinayetini protesto etti

İstanbul Çekmeköy’de görev yapan biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in bir öğrenci tarafından bıçaklanarak öldürülmesi, ülke genelinde olduğu gibi Karabük’te de eğitim camiasını ayağa kaldırdı. Türk Eğitim-Sen Karabük Şubesi, Hürriyet Caddesi üzerinde bulunan Karabük Ticaret ve Sanayi Odası (KARTSO) binası önünde bir basın açıklaması düzenleyerek, eğitim çalışanlarına yönelik artan şiddeti protesto etti.

Türk Eğitim-Sen Şube Başkanı Serdar Aydın, grup adına yaptığı açıklamada, yaşanan vahşetin bir kez daha gösterdiği üzere eğitimcilerin can güvenliğinin tehlikede olduğunu vurguladı. Aydın, "Ülkemiz ve eğitim camiamız bir kez daha yasa boğulmuştur. İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde biyoloji öğretmeni olarak görev yapan Fatma Nur Çelik, bir öğrencisi tarafından hunharca katledilmiştir. Kıymetli öğretmenimize Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve tüm eğitim camiamıza sabır ve başsağlığı diliyoruz. Aynı saldırıda yaralanan Zeynep Aybars Taşdemir öğretmenimize ve öğrencimize de acil şifalar temenni ediyoruz" dedi.

"GÜVENLİK ÖNLEMLERİ YETERSİZ"

Eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin kalıcı tedbirler alınmadığı sürece devam edeceğini vurgulayan Aydın, merhume öğretmenin disiplin kurulunda can güvenliklerinin bulunmadığını dile getirdiğini ancak buna rağmen önlem alınmadığını kaydetti. Aydın, "Bugün okullarımızda öğretmenlerimizin ve eğitim çalışanlarımızın can güvenliği ciddi bir tehdit altındadır" diye konuştu.

Öğretmenlik Meslek Kanunu'nda yapılan düzenlemelerin kıymetli olduğunu ancak yetersiz kaldığını belirten Aydın, disiplin yönetmeliklerinin caydırıcılıktan uzak olduğunu, okullarda yeterli güvenlik tedbirlerinin alınamadığını söyledi.

"OKULLARDA GÜVENLİK SORUNU"

Birçok okulda güvenliğin nöbetçi öğretmenler eliyle sağlanmaya çalışıldığına dikkat çeken Aydın, "Öğretmenler hem eğitim vermek hem de güvenliği temin etmek zorunda bırakılmaktadır. Bu kabul edilemez bir sorumluluktur" ifadelerini kullandı.

Okulların ödenek yetersizliği nedeniyle en temel güvenlik ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz durumda olduğunu belirten Aydın, her eğitim kurumuna güvenlik görevlisi tahsis edilmesi ve kamera sistemlerinin aktif hale getirilmesi gerektiğini vurguladı.

"FAİL EN ÜST SINIRDAN CEZALANDIRILSIN"

Saldırıyı gerçekleştiren failin en üst sınırdan cezalandırılmasını talep ettiklerini ifade eden Aydın, Türk Ceza Kanunu'nda eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin ayrı ve ağırlaştırılmış bir suç tipi olarak düzenlenmesi gerektiğini söyledi.

Rehber öğretmen sayısının artırılması gerektiğine dikkat çeken Aydın, okullarda en fazla 100 öğrenciye 1 rehber öğretmen düşecek şekilde norm kadro düzenlemesi yapılmasını talep etti.

"ÖĞRETMENİ KORUMAK GELECEĞİ KORUMAKTIR"

Açıklamasında daha önce şiddete kurban giden öğretmenlerin isimlerini de anan Aydın, Rabia Sevilay Durukan, Ayhan Kökmen, Ceren Damar Şenel, Necmettin Kuyucu, İbrahim Oktugan ve Fatma Nur Çelik'in hatıralarının kendilerinde olduğunu ifade etti.

Ailelere de çağrıda bulunan Aydın, "Çocuklarınıza sahip çıkın. Onlara öğretmenin kutsal bir görev ifa ettiğini anlatın ve saygı duymaları gerektiğini öğretin. Unutmayın ki; öğretmeni korumak, geleceğimizi korumaktır!" dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin