Reklam
Reklam

54 yaşında liseden mezun oldu: Mezuniyetine torunları geldi

54 yasinda liseden mezun oldu mezuniyetine torunlari geldi iqgPQQVl jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
13 Haziran, 2024 16:52 tarihinde yayınlandı
0

Eğitim durumunu soranlara “İlkokul mezunuyum” demeye utanan ve bu sebeple eğitim hayatını devam ettirmeye karar veren 54 yaşındaki aşçı Muhittin Akkuş, yıllar sonra liseden mezun olmanın sevincini yaşadı. Hedefinin üniversite olduğunu söyleyen Akkuş, “Genelde dedeler torunlarına belgesini verir, mezuniyet törenine giderler ama benim mezuniyetime torunlarım geldi. Torunlarım bana çiçek takdim etti, mezuniyet belgemi verdiler. Çok farklı bir histi” dedi.

Bolu’da ilkokuldan mezun olduktan sonra aile ekonomisine katkı sağlamak için çobanlık yapmaya başlayan ve eğitimine devam eden Muhittin Akkuş; Antalya ve İstanbul’da da garsonluk, komilik, bulaşık yıkama gibi işlerde çalıştı. 1997 yılında abisi Durmuş Akkuş ile ortak olarak, Bolu’da lokanta açan Muhittin Akkuş, hayat koşturmacasında eğitim hayatını devam ettirmeye fırsat bulamadı. 2020’de abisi Durmuş Akkuş’un hayatını kaybetmesiyle Muhittin Akkuş’un hayatı değişti.

Her bir köşesinde abisinin anısı olduğu için lokantayı devretme kararı alan Muhittin Akkuş, Bolu Lokantacılar Aşçılar ve Pastacılar Esnaf Odası’nda başkan vekilliği görevini sürdürdü. Bu süre zarfında kendine zaman ayırmaya fırsat bulan Akkuş, ilk olarak ortaokuldan mezunu oldu. Ardından sınavlara hazırlanarak Bolu İzzet Baysal Mesleki Eğitim Merkezi’nde lise hayatına başladı. 2 yıllık lise eğitim hayatını tamamlayan 3 çocuk babası ve 3 torun sahibi Akkuş, mezun olmanın sevincini yaşadı.

“Hayat okuluna başlamış olduk”

1983’de ilkokuldan mezun olduğunu söyleyen Muhittin Akkuş, “İçimde hep okumak vardı. Ortaöğretim, lise ve üniversite eğitimlerini tamamlamak istiyordum ama benim çocukluk dönemlerimde imkanlar kısıtlıydı. İlkokulu bitirdim ve 3-4 yıl çobanlık yaptık. Çobanlık yaptıktan sonra da gurbete çıkmam gerektiğini anladım. Gurbete çıktık ve ilk olarak bulaşık yıkamaya başladım. O zaman ayaklarımız bile erişmiyordu, altımıza kasa koyup bulaşıkları yıkıyorduk. Yani bir nevi ortaöğretim değil de hayat okuluna başlamış olduk. Hayat okulunda bulaşık yıkadık. Sonra Antalya, İstanbul derken 1997 yılında çok sevdiğim rahmetli Durmuş abimle beraber bir iş yeri açtık. 23 yıl lokanta çalıştırdık ta ki Türkiye’yi de sarsan korana hastalığına kadar. 10 Kasım 2020 benim için çok acı bir gün çünkü abimi kaybettim. Abimi kaybettikten sonra meslekten soğudum. İşten soğudum. Dükkana girdim, her yerde bir anı var. Artık bu hatıralarla yaşayamayacağımı anladım ve dükkanı devrettim” dedi.

“İlkokul mezunuyum demeye utanıyordum”

Eğitim durumunu soranlara “İlkokul mezunuyum” demeye utandığını, bu sebeple eğitim hayatını devam ettirmeye karar verdiğini anlatan Akkuş, “Bolu Lokantacılar ve Pastacılar Odası Başkanı Murat Abak’a, ’Başkanım ben okumak istiyorum’ dedim. Küçüklükten beri içimde okuma isteği vardı. Birisi ’Ne mezunusun?’ deyince ’İlkokul mezunuyum’ demeye utanıyordum. Allah razı olsun başkanım da, ’Sen de bu azim varken bırak liseyi, üniversite de okursun’ dedi. Allah razı olsun o destekle ben ortaokula başladım. Ortaokulu bitirdim. Sıra geldi liseye, liseye yazıldık. Lisede de çok başarılı bir dönem geçirdik. Ben bu kadarını beklemiyordum. Mesleki Eğitim Merkezi’ndeki hocalarımıza da çok teşekkür ediyorum. Bu yaşta öğrenmemiz biraz zor oluyor. Usanmadan, bıkmadan anlattılar. Birinci de anlamadık, ikinci de anlamadık, üçüncüyü anlattılar, dördüncüyü anlattılar böyle böyle beynimize yer etti. Murat Abak’a, benim arkamdaki gizli kahramanım sevgili eşim Hacer Akkuş’a çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.

“Ben 54 yaşındayım üniversiteye hazırlanıyorum”

Hedefinin Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) olduğunu kaydeden Akkuş, “Şimdi hedefimde üniversite var. Ben gençlere şunu söylemek istiyorum; 54 yaşındayım ve üniversiteye hazırlanıyorum. Bizim zamanımızda olmayan imkanlar şimdi var. Gençler uzun süre dışarıda, sokakta, kafelerde oturacağına günde en az 1 saat derse çalışsınlar. En iyi yerlere gelirler. Gençler okusun, ben bu yaşta okuyorsam gençlerin de okumasını istiyorum” şeklinde konuştu.

“O his çok farklıydı”

Akkuş, torunlarının mezuniyete geldiğini ifade ederek, “O his çok farklıydı. Genelde dedeler torunlarına belgesini verir, mezuniyet törenine giderler ama benim mezuniyetime torunlarım geldi. Torunlarım bana çiçek takdim etti, mezuniyet belgemi verdiler. O farklı bir duygu. Allah isteyen herkese nasip etsin” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
gwa
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
16 Haziran, 2026 11:33 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

KALDIRIN ARADAKİ ASALAKLARI, ÜRETİCİ DE KAZANSIN, TÜKETİCİ DE.

Geçtiğimiz ay, Ticaret Bakanlığı tarafından zincir marketlere yönelik gerçekleştirilen denetimlerde, sebze ürünlerinde tarladan rafa uzanan tedarik zincirindeki fahiş fiyat artışları ve fahiş kâr oranları belgelenmişti.
Basında, çarşaf çarşaf haber oldu. Devletimiz milletin kanını emen fırsatçılara göz açtırmıyor diye sevinmiştik.

Denetimlerde, Çeri domates ve kırmızı kapya biber gibi ürünlerdeki astronomik fiyat artışları, Hal Kayıt Sistemi üzerinden yapılan incelemelerle ortaya çıkarılmıştı.
Antalya’da toptancıda kilogramı 50 TL olan çeri domatesin, İstanbul’daki bir zincir markette 225 TL ile 250 TL arasında değişen fiyatlarla satışa sunulduğunu basına yansıyan haberlerden öğrenmiştik. Adana’nın Karataş ilçesinde üreticiden veya komisyoncudan kilosu 7 TL’ye alınan kırmızı kapya biberin, aracıların ardından Diyarbakır’daki bir zincir markette tüketiciye 199,99 TL’ye satıldığı tespit edilmişti. Haksız fiyat artışı yaptığı tespit edilen firmaların dosyaları yaptırım uygulanmak üzere kurula iletilmiş, meyve ve sebze fiyatlarında olağanüstü artışlar yaptığı saptanan yüzlerce işletmeye milyonlarca lira idari para cezası kesilmişti.

Değişen ne oldu? Fiyatlar makul seviyelere indi mi? Hayır

Sebze ve meyve zincirindeki aracı tüccarların, ürünün tarladan sofraya gelirken fiyatının katlanmasına, fahiş fiyat artışlarına ve stokçuluğa yol açtıklarını bilmeyen var mı? Ürünlerin üreticiden tüketiciye geçene kadar birçok farklı aracı el değiştirmesi, her aşamada kâr payı eklenerek nihai satış fiyatının yapay şekilde yükselmesine neden oluyor. Bazı aracıların kayıt dışı alım-satım yapması, sahte fatura düzenlemesi veya gerçeğe aykırı beyanlarla piyasadaki fiyat dengesini manipüle etmesi vurgunlara yol açıyor. Ticaret Bakanlığı gibi kurumlar ve Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu, keyfi fiyat artışlarına karşı denetimler yaparak milyonlarca liralık cezalar uygulamakta. Buna rağmen millet fahiş fiyatlardan şikayetçi. Çünkü değişen hiç bir şey yok.

Bu tür haksız uygulamaların önüne geçmek için doğrudan üreticileri tüketiciyle buluşturan e-ticaret modelleri, Tarım Kredi kooperatifleri veya doğrudan üretici pazarları gibi destekleyici sistemleri hayata geçirmek zorundayız.

Denetleyip ceza, kesmek sorunu çözmüyor.
Tedarik Zincirinin Kısaltılması gerekiyor. Aracı sayısını azaltmak için üretici kooperatifleri doğrudan desteklenmeli, üreticinin ürettiği ürünü tüketiciye aracısız ulaştırabileceği dijital ve yerel lojistik ağlar (hal yasası düzenlemeleri ile) kurulmalıdır.

İşin eziyetini çeken üretici, kaymağını yiyen başkaları.
Yeter artık, üreticiyi en kısa yoldan buluşturun tüketiciyle.
Üreten de kazansın, tüketen de.

İlyas Erbay