karabuk
İmsak 06:04
Güneş 07:29
Öğle 13:08
İkindi 16:07
Akşam 18:37
Yatsı 19:57
İftara kalan son --:--
Namaz Vakitleri
Karabük Postası tarafından
28 Temmuz, 2023 11:08 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

21 günlük yürüyüşünün ardından Rize’ye ulaştı

Emekli olduktan sonra Türkiye’yi dolaşmaya karar veren Necip Kökerer, 21 günlük yolcuğunun ardından Rize’ye ulaştı. İstanbul’da yaşayan 54 yaşındaki evli ve 3 çocuk babası Necip Kökerer, geçtiğimiz yıl emekli oldu. Emekli olduktan sonra arkadaşlarıyla beraber spor yapmaya başlayan Kökerer, "Yürümenin Felsefesi" adlı kitabı okuduktan sonra yürümeye karar verdi. Kökerer, 15 kilogramlık çantasını sırtına yükleyip Türkiye’yi dolaşmak için yola çıktı. Yalova’dan başladığı yürüyüşte 21 günlük yürüyüşünün ardından Rize’ye ulaştı. Yürüyüşünün ilk etabını Rize’de bitiren Kökerer, Türkiye’yi yürüyerek dolaşmak istiyor. “Tam bugün 21 gün oldu ve Rize’ye ulaştım” 21 günlük yürüyüşünün ardından Rize’ye ulaştığını ifade eden Necip Kökerer, “Yürüyüşe 21 gün önce Yalova’da başladım. 2-3 senedir bunun hazırlığını yapıyordum. Hedefim Türkiye’yi 4 etapta yürüyerek bitirmek. İlk etabı Yalova’dan başlayarak Artvin’e kadar Karadeniz sahilini yürümekti, süreyi ayarlayamadım Artvin kaldı. Hayırlısı oldu. Çünkü İspir'den Artvin’e yürüyeceğim. Yaklaşık bin 300 kilometre gittim. Bunun 900 kilometresini 21 günde yürüdüm. Günlük 40-42 kilometre yol yürüyorum. Tam bugün 21 gün oldu ve Rize’ye ulaştım” ifadelerini kullandı. “Benim kadar olmasa da yürüyüş yapılmasında yarar var diye düşünüyorum” Yolda geçirdiği zorlukları ve hatıralarını anlatan Kökerer, güneşin kendisini zorladığını belirterek, “Ciddi manada bir sorun yaşamadım fakat güneşle alakalı sahil biraz beni zorladı. Giresun etabı beni çok zorladı. Yatmayla alakalı çadır kurmakta zorluk yaşadım. Çünkü her sabah 5'de kalkmam lazımdı, ki günlük 40-42 kilometre yol alayım. Ben bir köyde camide kaldım. İki tane genç bana eşlik etti. Camide onlarla beraber gece 2'ye kadar muhabbet ettik. Benimle çok ilgilendiler. O günden bugüne beni her gün sırayla arıyorlar ‘Neredesin?’ diye. Bartın’da bir dağa çıkıyordum, 2-3 dönümlük bir arsa evi olan bir amca beni durdurdu ve ‘Ne yapıyorsun?’ dedi. Şok oldum, o 2-3 dönüm arsada yaşayan amca 'Ben 70 yaşındayım, senin yaptığını yapmak isterdim. Ömrüm burada geçti' dedi. Hepimiz bir hapishanedeyiz ve inşallah hepimiz zincirlerimizi kırarız. Benim kadar olmasa da yürüyüş yapılmasında yarar var diye düşünüyorum. Ne kadar yapabileceğimi bilmiyorum ama düşüncem 1-2 sene içince Türkiye’yi yürüyerek bitirmek” diye konuştu. “Tamamen ülke sevdası için yürüyorum” Kitaptan esinlenerek yürümeye başladığını söyleyen Kökerer, “Tamamen ülke sevdası için yürüyorum. ‘Yürümenin Felsefesi’ kitabından esinlendiğim bir şey. Nasıl büyük bir yürüyüş yapabilirim, nasıl kendi felsefemi yapabilirim diye düşündüm. Buna en uygun şeyin de Türkiye’yi harita üzerinde yürümek olduğunu düşündüm” diye konuştu. (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Berkay Doğan tarafından
21 Şubat, 2026 08:30 tarihinde yayınlandı /Güncelleme: 20.02.2026 15:10
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

ÇOCUĞUNUZUN SESSİZ ÇIĞLIĞINI DUYUN!

Her geçen gün artan akran zorbalığı vakaları toplumda ciddi endişe yaratıyor. Çocuklar ve gençler arasında giderek yaygınlaşan bu sorun, çoğu zaman fark edilmeden ilerleyerek ağır sonuçlara yol açabiliyor.

Son yıllarda akran zorbalığının ulaştığı boyut, toplumda ciddi endişe yaratıyor. Pek çok çocuk ve gencin fiziksel ve psikolojik olarak etkilendiği bu sorun, bazı vakalarda şiddetin en ağır biçimlerine kadar uzanıyor. Neredeyse her gün çocukların bıçaklandığı ya da hayatını kaybettiği olayların gündeme gelmesi, akran zorbalığının ne denli acil bir mesele olduğunu gözler önüne seriyor.

Türkiye genelinde olduğu gibi Karabük’te de benzer olayların artış göstermesi, hem eğitim camiasında hem de aileler arasında kaygıyı artırıyor.

Okullarda ve dijital platformlarda giderek yaygınlaşan akran zorbalığı, artık belirli bir nedene bağlı olmaksızın çocukların ve gençlerin yaşamını olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, günümüzde yaşanan zorbalık vakalarının önemli bir kısmında net bir sebep bulunmadığına dikkat çekiyor. Dış görünüş, sessiz bir kişilik yapısı, akademik başarı ya da başarısızlık gibi herhangi bir özellik, zorbalık için yeterli gerekçe olarak görülebiliyor.

Eğitimciler, sosyal medyanın etkisiyle zorbalığın biçim değiştirdiğini vurguluyor. Fiziksel ve sözlü zorbalığın yanı sıra dışlama, alay etme, küçük düşürücü paylaşımlar ve mesajlaşma yoluyla yapılan siber zorbalık vakalarında ciddi bir artış yaşanıyor. Bu durum, mağdur öğrencilerin akademik başarısını düşürürken; kaygı bozukluğu, özgüven kaybı ve sosyal içe kapanma gibi psikolojik sorunlara da yol açıyor.

Zorbalığa maruz kalan birçok çocuk, neden hedef alındığını anlayamazken zamanla suçu kendinde aramaya başlıyor. Uzmanlar, bu süreçte ailelerin ve öğretmenlerin çocukları yakından gözlemlemesinin ve erken müdahalenin büyük önem taşıdığını belirtiyor.

Milli Eğitim camiasında ise akran zorbalığına yönelik farkındalık çalışmalarının artırılması gerektiği ifade ediliyor. Okullarda rehberlik servislerinin daha aktif rol üstlenmesi, yalnızca mağdur öğrencilerin değil, zorbalık yapan çocukların da desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor. Uzmanlara göre, zorbalık davranışlarının altında yatan nedenler ele alınmadan kalıcı bir çözüm sağlanması mümkün değil.

Yetkililer, akran zorbalığıyla mücadelenin erken yaşta empati eğitimi, açık iletişim ve güvenli okul ortamlarının oluşturulmasıyla mümkün olabileceğine dikkat çekiyor. Zorbalığın bireysel olduğu kadar toplumsal bir sorun olduğuna işaret edilirken, yaşanan olayların zaman zaman şiddet ve ölümle sonuçlanmasının tehlikenin boyutunu açıkça ortaya koyduğu belirtiliyor.

.

Bizi sosyal medyadan takip edin