14 yaşındaki iki kıza cinsel istismar davasında 23 sanığa hapis cezası - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
30 Aralık, 2023 12:00 tarihinde yayınlandı
0
0

14 yaşındaki iki kıza cinsel istismar davasında 23 sanığa hapis cezası

Zonguldak’ta geçen yıl 14 yaşındaki iki kız çocuğunun cinsel istismara uğradığı davada 8’i tutuklu 23 sanığa hapis cezası verildi. Duruşmada hükmün açıklanması geri bırakılırken sanıklar tahliye edildi.
Edinilen bilgiye göre geçen yıl bir ihbarı değerlendiren İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri yaşı küçük iki çocuğa karşı fuhşa teşvik, aracılık ve çocuğun cinsel istismar suçu doğrultusunda çalışma başlattı. Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatı doğrultusunda başlatılan soruşturmada 23 şüpheliden 14’ü tutuklanarak cezaevine gönderildi. 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmanın ilkinde tutuklu sanıklardan 7’si tahliye edildi. Ancak davada yargılanan Volkan V. hükümle tutuklandı. 8’i tutuklu 23 sanığın yargılandığı duruşma istinafa gönderildi.
İstinaf mahkemesi iki kız çocuğuna yönelik “Kişiyi hürriyetten yoksun kılma” ile “Birden fazla kişiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçlarından bazı sanıklar hakkında yeniden karar verilmesini istedi. Diğer sanıklar yönünden herhangi bir bozma ve onama olmaması nedeniyle 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde tekrar duruşma gerçekleştirildi. Duruşmaya tutuklu sanıklar Hazalnaz K., Nazlıcan B., Erdinç Y., Cihan E., Yıldıray D., Oğuzhan K., Nuri K. ve Volkan V. ile diğer tutuksuz sanıklar katıldı.
Duruşmada ifadesi alınan tutuklu sanık Cihan E., hataya düştüğünü ve beraatini talep etti. Duruşmanın savcısı ise sanıkların insan ticareti, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlamalarından cezalandırılmalarını talep etti.
23 sanığa ceza
Mahkeme heyeti sanıklardan Erdinç Y., Cihan E. ve Yıldıray D. hakkında ’Çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’15 yıl 10 ay hapis cezası verdi. Nazlıcan B. ile Hazalnaz K. ise “İnsan ticareti ve çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçlarından 25 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Oğuzhan K.’ya ise “Çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve hürriyetten yoksun kılma” suçunun sabit görüldüğüne dikkat çekilerek 19 yıl hapis cezası verildi. Nuri K. da “Çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve hürriyetinden yoksun kılma” suçundan 15 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Sanıklardan Volkan V. da ’kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma’ suçundan beraat kararı verilirken çocuğa karşı cinsel istismar suçundan 13 yıl 4 ay hapis cezası verildi.
Mahkeme, tutuklu sanıkların tahliyesine karar verdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay