Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
27 Temmuz, 2023 16:05 tarihinde yayınlandı
0

Safranbolu’da Belediye Otobüsü Tepkisi

Nüfusu hızla artan ilçelerin başında gelen Safranbolu’da, toplu taşıma sorunu da katlanarak büyüyor. Belirli saatlerde Safranbolu’dan yolcu taşımacılığı yapan Safranbolu Belediyesine ait  otobüslerin sayısının az olması özellikle sabah ve akşam saatlerinde sıkıntıların yaşanmasına sebep oluyor

Her geçen gün nüfusu artan Safranbolu’da şehir içi toplu taşıma araçlarının yetersiz olduğundan şikâyetçi olan vatandaşlar, otobüs ve sefer sayılarının artırılmasını istediklerini söylediler.

Safranbolu – Karabük hattında yolcu taşıyan belediyeye ait otobüsler, halktan yoğun talep görüyor. Safranbolu’da yaşayan emekli sayısının fazla olması ve çoğu çalışanın iş yerinin Karabük’te  olması nedeniyle sabah ve akşam saatlerinde en yoğun yolcu sayısına ulaşıldığında kapasitenin üstünde yolcu taşıyan otobüslerde aşırı sıkışıklık yaşandığını belirten vatandaşlar, toplu taşımada sefer sayısının yoğun saatlere göre ayarlanması talebinde bulundu.

Yolcu kapasitesinin iki katını taşıyan otobüslerde, yolcuların çoğu ayakta gitmek zorunda kalıyor. Hafta içi, her gün iş başlangıcı ve iş bitiminden sonraki otobüs tarifelerine göre yolculuk yapmakta zorlanan vatandaşların mağdur olduğu görüldü.

“OTOBÜSLER ÇOK AŞIRI KALABALIK”    

Safranbolu – Karabük arasındaki otobüslerde meydana gelen sıkışıklıklardan dolayı yolculuk esnasında sıkıntı yaşadıklarını belirten vatandaşlar, şunları söyledi: “Otobüs sabahları çok kalabalık oluyor. Geçtiğimiz Perşembe günü büyük değil küçük otobüs kaldırıldı. Saat 08:45’te hareket eden belediye otobüsüne üst üste binmek zorunda kaldık. Bu daha büyük bir sıkıntı oldu sığamadık. Başka bir otobüs talep ettik. Daha Emek mahallesinden de binecek yolcular vardı. Sağolsun şoför aradı bir küçük otobüs daha geldi. Ama bu sorun her gün yaşanıyor. Başka otobüslerde olmalı, sayıları artmalı. İlimize sefer sayısının arttırılmasını rica ediyoruz. Otobüsler çok aşırı kalabalık. Kalabalık olduğu zaman sıkıntı yaşıyoruz. Safranbolu nüfusu her geçen gün artıyor. Yazın otobüslerde kalabalık durulmuyor, bir de okullar açılınca daha da kalabalık olacak. Otobüsler, sabah ve akşam saatlerinde yoğun oluyor. Özellikle sabah ve akşam saatlerinde sefer sayısı artırılabilir. Çünkü otobüste yolculuk yaparken yer bulmada büyük sıkıntı yaşıyoruz. Ayakta yolculuk yapmak zorunda kalıyoruz. Bu durumun önüne geçilmesi için ya daha fazla otobüs alınmalıdır ya da otobüs seferlerinin arttırılması lazım.” dedi.

“OTOBÜS SEFERLERİNİN ARTIRILMASI LAZIM”

Sefer sayılarının az olduğunu söyleyen bir vatandaş ise: “Hastaneye gidenlerin çoğu otobüste oturacak yer bulamıyor. Otobüs direk hastaneye gittiği için tercih ediliyor. Bunun için  mecburiyetten idare ediyorlar. Otobüs seferlerinin artırılması lazım. Büyük otobüsler vilayete giderken hınca hınç dolu oluyor. Küçük otobüsler ise şehirde taşıma yapıyor. Otobüslerin seferleri ve otobüs sayılarını artırabilirler. Hafta sonları zaten otobüs saatleri farklı, bayramlarda otobüs saatleri değişiyor. Oysaki nüfusumuz arttı. Eski Safranbolu değil ki, bu nüfusa bu kadar sayıda otobüs ve sefer sayısı yetebilsin.” dedi. (Haber Merkezi)

 

Bizi sosyal medyadan takip edin

Yorumlar

  1. Zihni Erikci

    Karabük belediye otobüsleride Safranbolu ya yoğun saatlerde sefer düzenlese

Yeni yorumlara kapalı.

ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay