Karabük Haber Postası Karabük Haber Postası

12 bin yıldır genetiği değişmeyen siyez mercek altına alındı

Türkiye Yayın: 27.07.2023 11:53
12 bin yıldır genetiği değişmeyen siyez mercek altına alındı

Kastamonu‘nun İhsangazi ilçesinde 12 bin yıldır genetiği değişmeden günümüze kadar ulaşan coğrafi işaretli siyez, Ordu’dan gelen heyet tarafından mercek altına alındı.
Kastamonu‘da tarihi 12 bin yıl öncesine dayanan ve “Hitit buğdayı” olarak bilinen coğrafi işaretli ürün siyez mercek altına alındı. İhsangazi ilçesinde yaklaşık 12 bin dekar alanda ekilen ve buğdayın atası olarak bilinen siyez, Ordu’dan gelen heyet tarafından incelemeye alındı. Ordu Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Üretim Şube Müdürü Mustafa Kahveci ve ekibi, siyez üreticisi Yasin Ciğerci’yi ziyaret etti. Siyez buğday tarlasını ve değirmendeki bulgura dönüşüm halini inceleyen Kahveci ve ekibi, Tarım ve Orman İlçe Müdürü Engin Bıyıklı ile genç çiftçi Ciğerci’den üretim ve pazarlama hakkında bilgi aldı. Siyez buğdayının tohumu, Tarım ve Orman Bakanlığınca “Mergüze” ve “Ata” isimleriyle de daha önceden tescillenmişti.

“Siyez buğdayına yönelik çok fazla üretim eğilimi var”
Ordu Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Üretim Şube Müdürü Mustafa Kahveci, siyez buğdayının ata tohumu olarak bilindiğini ifade ederek, “Bizler, Ordu’dan Kastamonu’nun İhsangazi ilçesindeki siyez buğdayı üretim alanları ile imalathanelerini görmek için geldik. İhsangazi’de genç çiftçi Yasin Ciğerci’den siyez tarlaları ve siyezin işlendiği değirmenler hakkında bilgiler aldık, bir takım görüşmelerde bulunduk. Siyez buğdayı, bilindiği üzere ata tohumu olarak biliniyor. Çok eskiden beri genetiği değişmemiş ve orijinal halini günümüze kadar korumuş bir tohum olarak ön plana çıkıyor. Aynı zamanda da besin içeriği çok yüksek bir buğday türü. Son zamanlarda da siyez buğdayına yönelik çok fazla üretim eğilimi var” dedi.

“Siyez buğdayını işleyerek un haline getiriyor”
Ordu’nun yüksek rakımlı ilçelerinde de siyez buğdayıyla ilgili çalışmalarının bulunduğunu anlatan Kahveci, “Bu manada bizler de yüksek rakımlı ilçelerimizde siyezle ilgili bir takım çalışmalar yapmayı planlıyoruz. Yasin kardeşimizin İhsangazi’de değirmenini gördük. Değirmenin hemen yanında harman bulunuyor. Harmanda ürününü ortaya çıkartıp, değirmendeki havuzda siyez ürününü ayırıyor. Değirmende siyez buğdayını işleyerek un haline getiriyor. Ürettiği siyez unundan da çok çeşitli erişte, makarna, un, tarhana, ekmek gibi katma değeri yüksek olan ürünler elde ediyor. Aklınıza gelebilecek her türlü ürünü burada yapabiliyorlar” diye konuştu.

“Taleplerin artacağını düşünüyoruz”
Tarım olarak güzel işlerin yapıldığını kaydeden Kahveci, “Gerçekten bizler burada çok güzel işler yapıldığını gördük. İnşallah bundan sonrasında da gerek sosyal medya aracılığıyla gerekse internet aracılığıyla siyez buğdayıyla ilgili taleplerin artacağını düşünüyoruz. Siyez buğdayının da buna bağlı olarak üretiminin artacağını değerlendiriyoruz. Bizler de elimizden geldiğince siyez buğdayını sadece ülkemizde değil, yurt dışında da tanıtarak hak ettiği yeri almasını sağlayacağız. Bunun için de elimizden geleni yapacağız” şeklinde konuştu.

“İhsangazi’nin tarihine ve kültürel değerlerine önemli bir katkı sağlıyor”
Siyezin 12 bin yıllık geçmişi olduğunu belirten çiftçi Yasin Ciğerci ise, “Siyez buğdayı, sağlıklı beslenmeye katkı sağlayan değerli bir tahıl türüdür. İhsangazi’de 12 bin yıllık genetiği değişmeyen ata tohumu siyez buğdayı geleneksel tarım yöntemleriyle yetiştirilerek kalitesini korumaktadır. Tarımsal Üretim Şube Müdürü Mustafa Kahveci ve ekibi, bu özel tahılı inceleyerek bilgi almak için İhsangazi’ye kadar gelerek bizleri ziyaret etmişlerdir. Siyez buğdayının nasıl işlendiğini ve değirmende nasıl kullanıldığını gözlemleyerek, kendilerine önemli bilgiler aktardık” dedi.
Ciğerci, siyezin İhsangazi tarihine ve kültürel değerlerine önemli bir katkı sağladığını ve bölgenin kalbi olarak kabul edildiğini sözlerine ekledi. (İHA)

Görüş Bildir

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

“Sakin şehir” ilan edilen Daday’da, üyeliğin etkileri değerlendirildi

Kastamonu Yayın: 30.05.2024 12:07
İhlas Haber Ajansı
“Sakin şehir” ilan edilen Daday’da, üyeliğin etkileri değerlendirildi

Kastamonu Üniversitesi Turizm Fakültesi Öğretim Görevlisi Hikmet Haberal, “sakin şehir” olarak ilan edilen Kastamonu’nun Daday ilçesinde üyeliğin muhtemel etkilerini değerlendirerek bildiri yayınladı.

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi ile Mingeçevir Devlet Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen 5. Uluslararası Seyahat ve Turizm Dinamikleri Kongresi’ne Kastamonu Üniversitesi de katılım gösterdi. Ankara’da düzenlenen ve bu yılki teması “turizm girişimciliğinde yenilikçi yaklaşımlar” olan kongrereye Kastamonu Üniversitesi’nden Turizm Fakültesi Öğretim Görevlisi Hikmet Haberal katıldı. Kongrede konuşan Haberal, Citta Slow (sakin şehir) olarak ilan edilen Kastamonu’nun Daday ilçesinin üyeliğinin etkilerini değerlendirdi. Üç bildiri ile Kastamonu Üniversitesi’ni kongrede temsil eden Haberal, Kastamonu’dan getirdiği çekme helvayı da kongreye katılan yerli ve yabancı davetlilere ikram etti.

İngilizce ve Türkçe olarak kongreye bildiri sunan Haberal, “Citta Slow, yerel kültürel mirası koruma, sakin yaşam tarzını teşvik etme, doğal çevrenin ve kaynakların sürdürülebilir kullanımını destekleme amacıyla kurulan uluslararası bir harekettir. Bu hareket, şehirlerin ve kasabaların sakinlik, kalite ve yerellik değerlerine odaklanarak yaşam kalitesini artırmayı hedeflemektedir. Daday ilçesinin sakin şehir unvanını almasının ardından yaşayacağı gelişim aşamalarının detaylı bir şekilde incelenmesidir. Bu çerçevede, yerli ve yabancı literatürde Citta Slow ile ilgili yapılan çalışmalar taranarak kapsamlı bir kaynak incelemesi gerçekleştirilmiştir. Ayrıca Citta Slow unvanı almış olan ilçelerin internet sitelerindeki bilgilerden faydalanılmıştır. İlk olarak Daday ilçesinin tarihi, coğrafyası ve kültürel yapısı hakkında genel bilgiler oluşturulmuştur. Daha sonra Citta Slow’un temel prensiplerini ve uygulamalarını anlamak için önemli olduğu düşünüldüğünden, literatür taramasından elde edilen bilgiler doğrultusunda, Citta Slow kavramının tarihi gelişimi ve temel ilkeleri üzerine bilgiler sunulmuştur. Daday ilçesi gibi yerleşim birimleri, Cittaslow hareketinin ilkelerini benimseyerek yerel kalkınma ve kimlik koruma çabalarını güçlendirmektedir. Daday, doğal güzellikleri, kültürel zenginlikleri ve geleneksel yaşam tarzıyla bilinen bir ilçedir. Coğrafi konumu ve tarihi zenginlikleriyle dikkat çeken Daday, Cittaslow hareketi içinde önemli bir yer tutmaktadır” dedi.

Karadeniz Bölgesi’nde tarihi köklere sahip olan, doğal güzellikleri ve zengin kültürel dokusuyla dikkat çeken Daday’ın Hititlerden Roma ve Bizans dönemlerine ve Osmanlı’ya kadar uzandığını söyleyen Haberal, “Bu uzun tarihi süreç boyunca çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış ve bu da kültürel çeşitliliğin zenginleşmesine katkı sağlamıştır” diye konuştu.

Cittaslow hareketinin, sadece yerel yönetimleri değil, aynı zamanda şehir sakinlerini, işletmeleri ve ziyaretçileri de kapsayan bir yaklaşımı benimsediğini söyleyen Haberal, “Bu sayede, şehirlerde sürdürülebilir bir kalkınma ve kaliteli yaşam standartlarının sağlanması hedeflenir. Cittaslow’un temel ilkeleri, günümüzün karmaşık ve hızlı değişen dünyasında şehirlerin sakinlerine ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre sunma amacını taşır. Bu ilkelerin uygulanması, şehirlerin sadece bugün değil, gelecekte de sürdürülebilir ve mutlu toplumlar olmalarına yardımcı olacaktır” ifadelerini kullandı.

“Sakin şehir üyeliği yerel ekonomik gelişimi teşvik ediyor”

Sakin şehir üyeliğinin yerel ekonomiyide geliştireceğini söyleyen Haberal, “Birinci olarak sakin şehir üyeliği çevresel sürdürülebilirliği teşvik etmektedir. Üyelik kriterleri, doğal kaynakların korunmasını ve çevre dostu uygulamaların benimsenmesini gerektirir. Bu sayede, bölgedeki doğal ekosistemlerin ve bioçeşitliliğin korunması desteklenir ve çevresel etkilerin azaltılmasına yardımcı olabilir. İkinci olarak, sakin şehir üyeliği yerel ekonomik gelişimi teşvik etmektedir. Yerel üretimi, yerel ticareti ve el sanatlarını desteklemektedir. Bu durum, bölgedeki küçük işletmelerin ve zanaatkarların güçlenmesine, yerel iş imkanlarının artmasına ve gelirin bölgede kalmasına katkı sağlayabilir. Üçüncü olarak, sakin şehir üyeliği kültürel zenginliklerin korunmasına önem vermektedir. Geleneksel mimari, yerel el sanatları, folklor ve geleneksel festivallerin korunması ve teşvik edilmesi, bölgenin kültürel kimliğinin güçlendirilmesine yardımcı olabilir. Son olarak ise, sakin şehir üyeliği toplumsal dayanışmayı arttırabilmektedir. Katılımcı yönetim süreçleri ve ortak etkinlikler, yerel toplulukların bir araya gelmesini ve birlikte hareket etmesini sağlamaktadır. Bu da bölgede toplumsal bağların güçlenmesine ve dayanışmanın artmasına yardımcı olabilmektedir. Tüm bu etkiler bir araya geldiğinde, sakin şehir üyeliği bölge üzerinde olumlu bir dönüşüm sağlayabilir ve sürdürülebilir bir yaşam tarzının benimsenmesine önemli bir katkı sağlayabilir” dedi.

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nde 3 gün süren 5. Uluslararası Seyahat ve Turizm Dinamikleri Kongresi’nde 7 sunum ve 10’dan fazla oturum gerçekleştirilerek, oturumlarda 100’e yakın bildiri sunuldu.