Zonguldak’ta trafikte başlayıp mahallede devam eden ve 2 kişinin yaralandığı bıçaklı kavgada saldırgan ifadesinin ardından serbest bırakılırken, linç girişiminde bulunduğu iddia edilen 7 kişiden 6’sı tutuklandı.
Geçtiğimiz cuma akşamı Yağcılar Caddesi’nde meydana gelen olayda, Selahattin B. ile Mert C. kaza sonrası tartışmaya başladı. Mert C., tartışmada yüzüne darbe alınca Selahattin B.’yi aracıyla yaşadığı mahalleye kadar takip etti. Mahallede devam eden kavgada Mert C., Selahattin B.’yi ve arkadaşı Fatih B.’yi bıçakla yaraladı. Kavgayı fark eden mahalle sakinleri, Mert C.’ye linç girişiminde bulundu. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda polis sevk edildi. Mert C.’yi mahallelinin elinden kurtaran ekipler, olay yerinden uzaklaştırdı. Fatih B. kaldırıldığı Atatürk Devlet Hastanesi’ndeki tedavisi sonrası taburcu edilirken, Selahattin B.’nin ise yoğun bakımdaki tedavisi sürüyor.
Olay sonrası ifadeleri alınan Fatih B. ve Mert C. ile olaya karıştığı öğrenilen 6 mahalle sakini, işlemlerinin ardından Cinayet Büro ekiplerince geniş güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edildi. İfadesinde darp edildiği sırada bayıldığını söyleyen Mert C., savcılıktaki ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Yoğun bakımda tedavisi süren Selahattin B.’nin kardeşi Sefa B., bıçakla yaralanan Fatih B., Rauf K., Tuncay Ö., Saim D. ile Eren T. ise çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Serkan A. isimli mahalle sakini ise adli kontrolle serbest bırakıldı.
Tutuklanan şüphelilerin yakınları, Mert C.’nin serbest bırakılıp 6 kişinin tutuklanmasına tepki gösterdi. Serbest bırakılan Mert C.’nin yeniden tedavisine devam edileceği öğrenildi.


Zonguldak’ta trafikte başlayıp mahallede devam eden kavgada 6 tutuklama
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

