Zonguldak Vilayet Özel Yönetimi Genel Sekreteri Ahmet Karayılmaz, sokak hayvanlarıyla ilgili süreksiz toplanma merkezi çalışmalarının sürdüğünü açıkladı.
İçişleri Bakanlığı’nın talimatları doğrultusunda geçen haftalarda bir toplantı gerçekleştirildiğini belirten Karayılmaz, toplantıda hem Zonguldak’ta hem de ülke genelinde başıboş sokak hayvanlarıyla ilgili önemli bir çalışmaya gereksinim olduğunun ortaya çıktığını söz etti. Karayılmaz, Zonguldak’ta sokak hayvanlarının korunması için yürütülen projeler kapsamında Çaycuma Belediyesi ile yapılan protokol çerçevesinde bir barınak inşasına başlandığını söyledi. Bu çalışmanın Köylere Hizmet Götürme Birliği ile yürütüldüğünü belirten Karayılmaz, merkeze yönelik de benzeri bir çalışmanın sürdüğünü aktardı.
Özel Yönetim olarak bayram sonrası birkaç hafta içinde başıboş sokak hayvanlarını toplayarak süreksiz bir merkezde konuk etmeyi planladıklarını vurgulayan Karayılmaz, hayvanların hayat alanlarının geniş tutulacağını ve mümkün olduğunca rahat bir ortam sağlanacağını belirterek şöyle dedi:
“İçişleri Bakanımızın talimatıyla yaptığımız en son geçen hafta bir toplantı sonrasında vilayetimizde ve ülkemizdeki sokak hayvanlarıyla ilgili, başıboş sokak hayvanlarıyla ilgili çok önemli bir çalışmaya muhtaçlık olduğu hasıl oldu. Zati bununla ilgili de gerekli yasal tedbirler de alınıyor. Vilayetimizde yaptığımız çalışmalar sonucu Çaycuma’da bir adet Çaycuma Belediyesi ile yaptığımız protokol, Köylere Hizmet Götürme Birliği eşliğinde barınak inşa etmeye başlamıştık. Bugün merkezde de tıpkı formda süreksiz toplanma merkezi olarak bu alanda çalışmalarımızı yapmaktayız. Özel Yönetim olarak bayramdan sonra en kısa müddette birkaç hafta içerisinde bu bölgede başıboş sokak hayvanlarını toplayarak burada konuk etmeyi planlıyoruz. Onların hayat alanlarını geniş tutup mümkün olduğunca rahat bir ortamda bütün kurum ve kuruluşlar ağır bir biçimde çalışarak bu sorunu inşallah bertaraf etmeyi hedefliyoruz. Bu manada emeği geçenlere çok çok teşekkür ediyorum.”


Zonguldak’ta sokak hayvanları için çalışmalar hız kazandı
Ünlü estetikçi açıkladı: “Yüz gençleştirme ameliyatları ile 30 yıl gençleşmek mümkün”
Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, artan yaşam süresiyle birlikte yüz gençleştirme operasyonlarına ilginin yükseldiğini belirterek, “Günümüz estetik cerrahisiyle bazı hastalarda 20-30 yıl daha genç bir görünüm elde edilebiliyor. Ancak önemli olan kişinin kendini nasıl hissettiğidir; herkesin estetik ameliyat olması gerekmez” dedi.
Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, günümüzde en sık uygulanan estetik operasyonlardan birinin yüz gençleştirme ameliyatları olduğunu söyledi. İnsan ömrünün uzamasıyla birlikte yaşlanmanın etkilerinin daha görünür hale geldiğini ifade eden Akbaş, birçok kişinin kendisini daha genç ve dinamik hissetmek amacıyla cerrahi müdahalelere yöneldiğini belirtti. Yaşlılığın en belirgin şekilde yüzde görüldüğünü dile getiren Prof. Dr. Akbaş, “Zaman içerisinde kaslar gevşiyor, göz kapakları düşüyor, göz altı torbaları oluşuyor. Yerçekiminin etkisiyle yanaklar aşağı doğru sarkıyor, boyun bölgesinde kırışıklıklar ve katlanmalar meydana geliyor. Bu değişiklikler kadın ya da erkek fark etmeksizin insanların moralini ve motivasyonunu olumsuz etkileyebiliyor” diye konuştu.
“10 ila 30 yıl gençleşme sağlayan sonuçlar elde edilebiliyor”
Plastik cerrahinin ulaştığı teknolojik ve bilimsel seviyenin yüz gençleştirme alanında başarılı sonuçlar ortaya koyduğunu vurgulayan Akbaş, “Bazen kişileri 10, 20 hatta 30 yıl geriye götürebilecek sonuçlar alınabiliyor. Bu da insanların daha genç, daha enerjik, daha güzel ya da daha yakışıklı görünmelerini sağlayabiliyor. Evlilik hayatında, iş yaşamında ve sosyal çevrede kişinin motivasyonuna olumlu katkılar sunabiliyor” şeklinde konuştu.
“Yaşlanma izleriyle gurur duyanların ameliyata ihtiyacı yok”
Yüz gençleştirme ameliyatlarının herkes için gerekli olmadığının altını çizen Prof. Dr. Akbaş, bazı kişilerin yaşlanma belirtilerini hayat tecrübelerinin ve anılarının bir parçası olarak gördüğünü belirtti. Akbaş, “Bazen öyle insanlarla karşılaşıyorum ki, ‘Hocam, yüzümdeki yaşlanma izleri benim yaşadığım hayatın bir parçası. Bunlarla gurur duyuyorum’ diyorlar. Eğer bir kişi bunu içtenlikle söyleyebiliyorsa buna saygı duymak gerekir ve ameliyat olmasına gerek yoktur” ifadelerini kullandı.
“İş hayatındaki rekabet estetik taleplerini artırıyor”
Özellikle iş yaşamında genç kuşaklarla birlikte çalışan bazı kişilerin görünüm nedeniyle dezavantaj yaşayabileceklerini düşündüklerini belirten Akbaş, “Yurt dışından gelen bazı hastalarım, genç çalışanlarla rekabet etmek zorunda kaldıklarını ve yaşlı görünmelerinin işlerini kaybetmelerine neden olabileceğinden endişe duyduklarını ifade ediyor. Kendilerini enerjik hissettikleri halde yüzlerindeki yaşlanma belirtileri nedeniyle estetik operasyon talep edebiliyorlar” açıklamasında bulundu.
“Önemli olan kişinin kendini nasıl hissettiği”
Geç yaşta evlilik ve ebeveynlik gibi sosyal değişimlerin de estetik operasyonlara ilgiyi artırdığını kaydeden Akbaş, bazı anne ve babaların çocuklarının okul ortamında yaşadıkları olumsuz deneyimlerden etkilenerek daha genç görünme isteği duyabildiklerini söyledi. Akbaş şunları söyledi:
“Bir insan kendini seviyorsa, görünümünden memnunsa ve yaşlanma belirtileri onda özgüven eksikliği oluşturmuyorsa ameliyata ihtiyacı yoktur. Burada önemli olan kişinin kendi ihtiyaçlarını ve beklentilerini doğru değerlendirmesidir. Herkes için geçerli tek bir doğru yoktur; önemli olan kişinin kendini nasıl hissettiğidir.”

