Tokat’ın Zile ilçesinde bir mahallede 6 gündür süren su kesintisi, vatandaşları doğalgaz kombilerine para karşılığı su bastırmaya ve içme suyu için etraf çeşmelerinden su taşımaya zorladı.
Tokat’ın Zile ilçesinin Bahçelievler Mahallesi’nde, 6 gündür sular akmıyor. Teze nazaran, mahalle sakinleri suyun kesilmesinin akabinde belediyeye başvurdukları, arızanın nedeninin şimdi tespit edilmediği istikametinde yanıt aldıklarını belirttiler. Su meşakkati çeken vatandaşlar, doğalgaz kombilerine su bastırabilmek için firmalara başvurarak para karşılığında hizmet alırken, içme suyu ve öteki günlük muhtaçlıklarını karşılamak için etraftaki faal çeşmelerden bidonlarla su taşıyor. Kış aylarında su külfetinin daha büyük bir sorun haline geldiğini vurgulayan vatandaşlar, suyun kesilmesi nedeniyle kombilerin çalışmadığını ve konutlarda ısınma sorunu yaşandığını söz etti. Belediye ile irtibata geçtiklerini lakin bir açıklama yapılmadığını belirten mahalle sakinleri, belediye yetkililerinin sorunun çözülmesine yönelik adım atmadığından şikayetçiler.
“Belediye işini ya yanlışsız yapsın ya da bırakıp gitsin”
Birçok vatandaş, doğalgaz kombilerine su bastırmak için firmalara bin 500 TL fiyat ödediklerini lisana getirerek, bu durumun kabul edilemez olduğunu söyledi. Vatandaşlar, “Ya belediye işini düzgün yapmalı ya da bu işi bırakıp gitsinler. Tahlil bekliyoruz” diyerek durumu protesto etti.
Zile Belediyesi’nin mevzuya ait şimdi bir açıklama yapmadığı belirtilirken, mahalle sakinleri 6 gündür devam eden su kesintisinin bir an evvel giderilmesini ve kombilerinin çalışır duruma getirilmesini talep ediyor.


Zile Belediyesi 6 günlük su kesintisine çözüm bulamadı: Vatandaşlar kombilerine bidonlarla su taşıyor
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

