Reklam
Reklam
zigana daginda essiz gun batimi manzaralari
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
18 Kasım, 2024 04:07 tarihinde yayınlandı
0

Zigana Dağı’nda eşsiz gün batımı manzaraları

Tarih boyunca önemli ve zorlu bir geçit olan Zigana Dağı, gün batımında manzarasıyla görenleri mest etti.

Gümüşhane’nin Torul ilçesi sınırlarında yer alan ve tarih boyunca önemli bir geçit olarak kullanılan 2050 rakımlı Zigana Dağı geçidi, dört mevsim fotoğraf tutkunlarının vazgeçilmez duraklarından birisi olmaya devam ediyor. Doğu Karadeniz’in doğal güzellikleriyle ünlü Zigana Dağı’nda dün akşam etkili olan kar yağışının ardından eşsiz manzaralar ortaya çıkarken, çam ağaçlarının yeşilliğiyle buluşan beyaz örtü gün batımı saatinde yerini kızıllığa bırakınca ortaya mest eden manzaralar çıktı. Her mevsim farklı güzellikler sunan Zigana Dağı, özellikle gün batımında turuncu ve kızıl tonlarıyla renk şöleni sundu. O anları ölümsüzleştiren fotoğraf sanatçıları Metin Aydın ve Samet Çelik, Zigana Dağı’nda gün batımını kayda aldı.

Fotoğraf sanatçısı Metin Aydın, “Zigana’da gün batımını izlemek başlı başına bir deneyim. Fotoğraf makinemizle bu anı yakalamak hem bir sanatçının tutkusu hem de bir Karadeniz sevdalısının hayali” dedi.

Samet Çelik ise bölgenin doğasına olan hayranlığını vurgulayarak, “Zigana, her anıyla ayrı bir tablo gibi. Gün batımı ise bu tablonun en özel detaylarından biri. Bu anları insanlarla paylaşmak, doğanın ne kadar büyüleyici olduğunu göstermemize yardımcı oluyor” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin