ZBEÜ Öğretim Üyeleri tarafından geliştirilen Nano-Partikül Algılama Teknolojisi patent aldı - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
09 Şubat, 2024 12:24 tarihinde yayınlandı
0
0

ZBEÜ Öğretim Üyeleri tarafından geliştirilen Nano-Partikül Algılama Teknolojisi patent aldı

ZBEÜ Mühendislik Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, Prof. Dr. Rahime Seda Tığlı Aydın, Doç. Dr. Hakan Kaya, Dr. Öğr. Üyesi Gülhan Ustabaş Kaya, Dr. Öğr. Üyesi Sefa Kocabaş, Tıp Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. İshak Özel Tekin ve TÜRKSAT’ta görevli Seda Kartal’ın birlikte geliştirdikleri “Yanal Kesme Sayısal Holografik Mikroskopi Tabanlı Nano-Partikül Algılama Sistemi” Patent aldı.

ZBEÜ Mühendislik Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, Prof. Dr. Rahime Seda Tığlı Aydın, Doç. Dr. Hakan Kaya, Dr. Öğr. Üyesi Gülhan Ustabaş Kaya, Dr. Öğr. Üyesi Sefa Kocabaş, Tıp Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. İshak Özel Tekin ve TÜRKSAT’ta görevli Seda Kartal’ın birlikte yer aldıkları “Değişik Atmosferik Koşullarda Holografik Mikroskopik Tekniklerle Virüs ve Nanopartiküllerin Saptanması ve Davranışlarının İzlenmesi” başlıklı ZBEÜ BAP projesi kapsamında geliştirilen sistem, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Strateji Geliştirme Daire Başkanlığının başvurusu neticesinde Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından değerlendirilerek Patent Tescil Belgesi almaya hak kazandı.

7 bilim insanının özverili çalışmaları neticesinde tescillenen buluşla, Yanal Kesme Sayısal Holografik Mikroskopi Tabanlı Sistem kullanılarak havada serbestçe hareket eden çeşitli virüs, bakteri, polen ve benzeri biyolojik yapılar ile havada asılı duran mikro ve nano yapılar tanımlandı. Ayrıca bu partiküllerin değişik ortam koşullarında sergiledikleri davranışa göre çıkartılan konsantrasyon miktarı ile havada kalma sürelerinin belirlendiği gözlemlendi. Buna ek olarak cihaz ile algılanan her türlü madde eş zamanlı olarak derin öğrenme algoritmaları ile sınıflandırılabiliyor. Kullanılan sistemde komponent sayısı oldukça az olduğundan, PM konsantrasyon miktarını ölçmenin ve bu parçacıkları derin öğrenme kullanarak sınıflandırma ile tanımlamanın ilk defa ucuz bir sistemle yapılabileceği vurgulandı.

Patent Tescil Belgesi almaya hak kazan bu sistem, temassız ölçüm yöntemlerinin önem kazandığı günümüz teknolojisine oldukça uygun olup sağlık, çevre, biyoloji, iş hijyeni, GLP (Good Laboratory Practice) ve GMP (Good Manufacturing Practice) şartlarının denetlenmesinde ve benzeri alanlarda da kullanılabilecek.

Deneysel olarak yüksek başarı sağlayan buluş, bireysel katılım yatırımcılarının desteği ile ticari ürüne dönüşebilecek kompakt bir cihaz haline getirildiği takdirde Sanayi ve Tıp alanında da kayda değer bir yer edinecek.

Bizi sosyal medyadan takip edin
1
Peri Dilbaz Avatarı
Peri Dilbaz
23 Nisan, 2026 09:46 tarihinde yayınlandı
0
0

Enerji ve Psikoloji: Görünmeyeni Anlamak

İnsan, sadece etten ve kemikten ibaret değildir. Duyguları, düşünceleri ve fark edilmesi daha zor olan bir yönüyle enerjisiyle var olur. Peki sıkça duyduğumuz bu “enerji” kavramı nedir? Gerçekten var mıdır, yoksa yalnızca soyut bir anlatım biçimi midir?  Bilimsel açıdan baktığımızda enerji var olan her şeyin temel yapı taşıdır. Bedenimiz biyolojik bir sistem olarak elektriksel ve kimyasal sinyallerle çalışır. Kalbimizin ritmi, beynimizin dalgaları, sinir sistemimizin iletimleri… Tüm bunlar aslında birer enerji akışıdır. Ancak mesele yalnızca fiziksel enerjiyle sınırlı değildir. Psikolojik açıdan enerji, çoğu zaman kişinin duygu durumu, zihinsel yükü ve içsel dengesiyle kendini gösterir. “Bugün enerjim yok” dediğimizde aslında tükenen şey kas gücümüz değil ruhsal kapasitemizdir. Ya da birinin yanındayken kendimizi iyi hissedip, bir diğerinin yanında daralmamız… Bu da kişiler arası psikolojik enerji alışverişinin bir yansımasıdır. İnsan bedeni, yalnızca biyolojik değil aynı zamanda anlam üreten bir sistemdir. Bu sistemin kendine ait bir zekası vardır. Beden, zihnin fark etmediğini hisseder. Bazen açıklayamadığımız bir huzursuzluk, bazen sebepsiz bir rahatlama… Bunlar beden enerjisinin verdiği sinyallerdir. Örneğin, uzun süre bastırılmış duygular bedende gerginlik olarak birikir. Omuz ağrıları, mide sorunları ya da kronik yorgunluk çoğu zaman sadece fiziksel değildir; duygusal yüklerin bedendeki izleridir. Bu noktada “beden zekâsı” kavramı önem kazanır. Beden zekası, insanın kendini dinleyebilme kapasitesidir. Aç mı, yorgun mu, üzgün mü, güvende mi.  Bunları fark edebilmek, aslında enerjiyi doğru yönetebilmenin ilk adımıdır. Çünkü enerji, yönlendirilmediğinde dağılır  fark edildiğinde ise dönüşür.

Modern yaşamın en büyük sorunlarından biri, insanın kendi enerjisiyle bağını koparmasıdır. Sürekli dış uyaranlara maruz kalmak, hız, stres ve beklentiler… Tüm bunlar kişinin içsel dengesini zayıflatır. Bu yüzden bugün birçok insan “neden bu kadar yorgunum?” sorusunu sormaktadır. Oysa cevap çoğu zaman dışarıda değil, içeridedir.

Enerji yönetimi, aslında psikolojik dayanıklılığın bir parçasıdır. Kişi sınır koyabildiğinde, duygularını bastırmak yerine ifade edebildiğinde ve kendine temas edebildiğinde enerjisini korur. Aksi halde tükenmişlik kaçınılmaz hale gelir.

Sonuç olarak; enerji mistik bir kavramdan ziyade, insanın hem biyolojik hem de psikolojik varoluşunun bir bütünüdür. Onu anlamak için uzaklara bakmaya gerek yok. Bedenin verdiği sinyallere kulak vermek, duyguları inkâr etmemek ve kendine alan açmak… Belki de en gerçek enerji çalışması budur.

Çünkü insan, en çok kendisiyle temas ettiğinde dengelenir.